Gençliği mi Kaybediyoruz?

Gençliği mi Kaybediyoruz?

Kim Ne Dedi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 31 Ekim tarihinde Twitter hesabından Türkiye’deki uyuşturucu problemine ilişkin bir video yayınladı. Ülkede ciddi bir madde bağımlılığı sorunu bulunduğunu ve bu sorunun sebebinin ekonomiyi bitiren iktidarın kara paranın ülkeye göz yumması olduğunu iddia etti. Kirli para ile birlikte uyuşturucu baronlarının ve çetelerinin İstanbul’a yerleştiğini ve hatta İstanbul’un bu baron ve çetelerin çatışma alanı hâline geldiğini ifade etti. Videosunda özellikle metanfetamin adlı uyuşturucunun yaygınlığını anlattı. Videoda Derin Yoksulluk Ağı kurucusu ve CHP Yoksulluk Dayanışma Ağı Koordinatörü Hacer Foggo da vardı. Foggo, yoksul mahallelerde uyuşturucu kullanımının 11-12 yaşa kadar indiğini, bazı ailelerin çocukları sırf yol ortasında kalmasın diye evde uyuşturucu kullanımına razı olduğunu, bazılarınınsa çocuklarını eve kilitlemeyi çözüm olarak kullandığını, madde sebebiyle halüsinasyon gören bir gencin kendini trenin önüne attığını anlattı.

Bu videoya hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan hem de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan cevaplar gecikmedi. Soylu, bunun bir iftira olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’yi karaladığını belirterek uyuşturucu ile mücadelelerini anlattı. Daha sonrasında Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun baronlara zemin hazırladığını ve bunun “tıp ilminin konusu” olduğunu belirtti. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı da Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu. Benim gördüğüm kadarıyla henüz Erdoğan ve Soylu suç duyurusunda bulunmadı.

Hukukçu olarak ele almam gerektiğini düşündüğüm konulardan biri, uyuşturucu ile kimin mücadele etmesi gerektiği.

Devletin Uyuşturucu ile Mücadele Görevi

"Devletin uyuşturucu ile mücadele görevi var mı?" sorusunun cevabı kolay. Devletin varlığına karşı çıkan ya da Devlet hiçbir şeye karışmasın diyen biri değilseniz, bu cevap “evet” olacaktır. Çünkü uyuşturucunun tehdit ettiği yaşam hakkımızın, maddi ve manevi bütünlüğümüzün ve/veya sağlık hakkımızın korunması vatandaş olarak temel beklentilerimiz arasında yer alıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bu haklara ek olarak uyuşturucu madde ile mücadele görevini açıkça öngörüyor. Anayasa md. 58/2 uyarınca “Devlet, gençleri (…) uyuşturucu maddelerden (…) korumak için gerekli tedbirleri alır.” Bu arada, bu sorumluluk yalnızca Anayasadan da gelmiyor. Türkiye uyuşturucu ile mücadele alanında birçok uluslararası metin de imzalamış durumda.

Peki Devlet dediğimiz kim? Bunun için mücadeleden ne anlamak gerektiğine bakılması lazım. Benim aklıma uyuşturucunun ülkeye girmesinin ve kişilerin erişiminin engellenmesi, bir şekilde uyuşturucu ile tanışıp bağımlı olan gençlere de tedavi imkânlarının sunulması ve ailelerine gerekli desteğin verilmesi geliyor. Bu da birçok kurumu içerisine alan kapsamlı bir mücadele gerektiğini gösteriyor.

Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı'nı hedef alıp esas sorumluluğu ona yükledi. İçişleri Bakanlığı’nın suç işlenmesini önleme, suçluları yakalama, kaçakçılığı önleme ve takip etme görevi düşünüldüğünde uyuşturucu ile mücadele etme görevi olduğu aşikâr. Fakat uyuşturucu ile gerçekten mücadele edeceksek siyasi saikleri bir kenara bırakıp diğer sorumluları da tespit etmek şart.

Burada devreye Gençlik ve Spor Bakanlığı giriyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın da “her türlü iletişim kanallarından faydalanılarak (…) bağımlılıktan kurtulma (…) konularında farkındalık oluşturulması” ve “gençleri kötü alışkanlıklardan koruyacak çalışmalar yapma” görevi bulunuyor. Ben de uyuşturucu ile mücadelede en kritik görevlerden birinin bu bakanlıkta olduğunu düşünüyorum.

Tabii bu sadece broşür dağıtarak yapılacak bir şey değil. Gençlerin okul sonrası kendilerini gerçekleştirebilecekleri aktivitelere erişim sağlaması (örneğin spor yapması) onları bağımlılık tuzağından uzak tutabilir. Bağımlılıktan uzak durma yalnızca okul sonrası aktiviteler ile ilgili de değil. “bedeni, zihni (...) yönünden geliştiren” programlar yürütme görevi bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'nın da öğrencileri sağlıklı bir yaşama yönlendirmesi ve bu maddelerinin okullara nasıl girebildiğinin peşine düşmesi gerekir. Evet, Milli Eğitim Bakanlığı da devrede olmalı.

“Her şeyin başı aile” iddiasını her zaman yerinde bulmasam da Hacer Foggo’nun söyledikleri madde bağımlılığı ile mücadele için ailenin de önemini ortaya koyuyor. İlgili mevzuata bakıldığında da kötü alışkanlık ve bağımlılık sorunlarının ailenin huzur ve mutluluğunu tehdit ettiğinin kabul edildiği ve bununla mücadele görevinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verildiği görülüyor.

Tabii, ailenin mutluluk ve huzurunun korunmasının yalnızca bu bakanlıkla ilişkili olmadığı aşikâr. Bağımlılığın yoksullukla ilişkili olabildiği düşünüldüğünde ailede huzur ve mutluluğun ekonomi yönetimiyle ilgili olduğunu da atlamamamız gerek. Yukarıda gençlerin kendini gerçekleştirmesinden bahsettim. Şimdi de soruyorum: yeterli besin alamayan gençler kendilerini nasıl gerçekleştirebilirler?

Sonra devreye sağlık hakkının yerine getirilmesi görevini haiz Sağlık Bakanlığı giriyor. Burda da bağımlı gençlerin bu bağımlılıktan kurtulmalarının sağlanması için tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği de çok önem taşıyor.

Faaliyet odaklı değerlendirmeler sebebiyle sürekli bakanlıklardan bahsetsek de ayrıca belirtmek lazım. Sağlık ve Gıda Politika Kurulu da açıkça “Bağımlılıkla mücadele konusunda politika önerileri ve stratejiler geliştirmek” görevi bulunan bir politika kurulu olarak Cumhurbaşkanlığı teşkilatı içerisinde kurulmuş durumda. (Bu başlıkta bahsettiğim bakanlık görevleri için 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne bakabilirsiniz)

Cumhurbaşkanının 2019 yılında yeniden oluşturduğu “Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu”na Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Gençlik ve Spor, Hazine ve Maliye, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Orman, Ticaret, Ulaştırma ve Altyapı Bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Başkanvekilinin katılım gösterdiği görülmektedir. Bu kurul üyelerinden de kapsamlı bir yaklaşımın gerekliliğini gözler önüne seriyor.

Hep merkezi idareden bahsettik. Belediyeler, bakanlıklar gibi madde bağımlılığı konusunda doğrudan görevlendirilmiş değil. Sağlık hizmetinin tek elden yürütülmesinin önemi ve belediyelerin amaçları düşünüldüğünde olması gereken de bu. Fakat uyuşturucu ile mücadele konusunda, özellikle gençlere ulaşma (mesela belediye yurtları) konusunda işbirliği de önem taşıyacaktır.

Ne Durumdayız?

Yukarıda da söylediğim gibi uyuşturucu ve bağımlılık ile kapsamlı bir mücadele gerektiğini düşünüyorum. Bu tabii ki yalnızca benim tespit ettiğim bir şey değil. 2018-2023 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na bakıldığında da birçok bakanlığa ve kuruma bu konuda görev verilmiş durumda. Planın kapsamlı olduğunu söylemek gerek. Peki bu planlar ne ölçüde uygulanıyor?

2020 Uyuşturucu ile Mücadele Faaliyet Raporu'na baktığınızda, birçok bakanlığın bu konuda faaliyet yürüttüğünü görmek mümkün. Eğitim programları, koruma ve bakım sağlanması, meslek kazandırılması, diğer ülkelerle işbirliği yapılması bu faaliyetlerden bazıları. Benim ilk başta temel olarak görevli olduğunu düşünmediğim Adalet Bakanlığı’nın denetimli serbestlik süresi boyunca takip edeceği yeni modelin bağımlılık tedavisine göre güncellenmiş durumda olduğunu görünce kapsamın benim tahminimden de geniş olduğunu fark ediyorum. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı da bu kapsama dahil edilmiş durumda.

Peki tüm bunlar yetiyor mu? Gerçek ne? 2022 tarihli Türkiye Uyuşturucu Raporu’na bakıldığında 2021 yılında uyuşturucu ile mücadele için 2 milyar 340 milyon 421 bin 544 Türk Lirası harcanmış. Rapora göre 2021 yılında narkotik madde bağlantılı 270 ölüm meydana gelmiş. Bu ölümlerin %46.3’ü Kılıçdaroğlu’nun atıf yaptığı metamfetamin bağlantılı. Avrupa Uyuşturucu Raporu’na baktığımızda ise Türkiye’nin diğer Avrupa ülkelerine göre doz aşımı ölümlerinde üst sırada olduğunu görüyorsunuz. Bu raporun gösterdiği bir diğer veri ise Türkiye’de Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla çok daha fazla uyuşturucu miktarının ele geçirilmesi. Bütçe ayrılması ve uyuşturucu miktarının ele geçirilmesi önemli olmakla birlikte, bu kadar fazla uyuşturucunun bulunması bir vatandaş olarak beni korkutuyor. İnsan bu kadar madde nasıl ülkeye giriyor/sokulmaya çalışılıyor diye sorguluyor.

Narkolog 2022 Raporu da kullanıcı profili açısından önemli veriler içeriyor. Bu rapor hayatında en az bir kez uyuşturucu madde kullandığını belirten 27.779 kişinin verileri doğrultusunda hazırlanmış. Rapora baktığınızda eğitim seviyesi arttıkça uyuşturucu kullanım oranının düştüğünü görüyorsunuz. Raporda işsizliğin doğrudan bir sebep olarak görülmediği anlaşılsa da, madde kullananların yalnızca %55,30’unun düzenli bir işi var. Katılanların aile içi şiddet olup olmadığına yönelik sorusuna yalnızca %28,1’i hiç şiddet olmadığı cevabını vermiş. Bu veriler de bana madde bağımlılığı ile mücadele etmek için mücadele edilmesi gerekenin yalnızca uyuşturucu olmadığını gösteriyor.

Narkolog raporunda ayrıca ortalama kullanım yaşının 21,22 iken, 15-24 yaşının en riskli grup olduğu söyleniyor. Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Platformu Başkanı Yasemin Öney Cankurtaran’ın belirttiğine göre ise uyuşturucu kullanım yaşı 9’a inmiş durumda. Bu veriler de neden hem Gençlik ve Spor Bakanlığı hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın çabalarına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

Ben Yasaklara Karşı Değil miydim?

Bir sorun karşısında ilk öneri olarak “yasaklayalım” demek bana rahatsız edici gelmiştir. Bu yüzden de bu yazı sonrasında da kendime “tamamen yasaklamak” en iyi yöntem mi diye sorma gereği hissediyorum. Öyle ki, bazı maddelerin serbest olduğu yerler de var. Hollanda veya geçtiğimiz sene yaşadığım New York eyaleti bunlardan bazıları. Sosyal medyada da bazı maddelerin sigaraya göre daha zararsız olması sebebiyle serbest bırakılması gerektiğini söyleyenlere denk geldim. Fakat Narkolog Raporun’da madde kullanımına “esrar” ile başlayan kişilerin örneklemin %73,7’sini oluşturması, zararsız olduğu iddia edilen bazı maddelerin daha ağır uyuşturuculara geçişi kolaylaştırdığını gösteriyor. Bunu düşündüğümde bu konuda sanırım liberal olamıyorum.

Bu yazıyı Alo 191 uyuşturucu ile mücadele danışma ve destek hattının olduğunu ve kendiniz, arkadaşlarınız veya aileniz için yardım talebinde bulunabileceğinizi söyleyerek bitiriyorum.

Hiçbir genci uyuşturucu yüzünden kaybetmediğimiz bir geleceğin hayaliyle…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

Madde Bağımlılığı Sorunu: Gençliği mi Kaybediyoruz?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun paylaştığı videodan sonra gençliğin en büyük sorunlarından biri hâline gelmiş olan madde bağımlılığı üzerine bir şeyler yazmak istedim. Gelin bu ay güne madde bağımlılığı problemi üzerinden bakalım.

10 Kas 2022

https://apibhs.com/2018/05/21/are-there-effective-treatments-for-drug-addiction

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR