Gezi Davası Sanıklarının Yeniden Yargılanması Devam Ediyor

Gezi davasının Yargıtay’ın bozma kararı sonrasında davayı yeniden gören ilk derece mahkemesinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin beraat öngören kararına uyarak Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Mücella Yapıcı'nın yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırılmasına karar verdi. Ayrıca kararda İstanbul Emniyeti’nden bu üç ismin Gezi eylemlerine katıldığına dair görüntü olup olmadığının sorulması gerektiği belirtildi ve duruşma 22 Mayıs 2024 tarihine ertelendi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18 yıl hapis cezasına çarptırdığı bu isimler yeniden yargılanmaya başladı ve geçtiğimiz alınan ara kararda hafta adli kontrol tedbirleri kaldırıldı. Üst mahkemenin bozma kararının alt mahkeme tarafından hukuka aykırı bir biçimde göz ardı edilmemiş olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Nitekim, son zamanlarda politik mahiyeti öne çıkan davalarda üst mahkeme kararlarına uyulmaması yönünde kararlar alınabildiğine şahit olduk.
Maalesef Türkiye’de hukukun tabiî işleyişine uygun ufak bir gelişme gördüğümüzde bile buna sevinir hale geldik. Gezi Parkı davası, Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve demokrasinin temelleri üzerinde derin yaralar açan bir sürecin adı olmuştur. Zira Osman Kavala başta olmak üzere birçok sanık politik bir ajandanın ve adli yargılanma hakkını ihlal eden süreçlerin sonucunda ağırlaştırılmış müebbet veya 18’er yıllık hapis cezaları almış ve Yargıtay tarafından bu cezalar onanmıştı.
Maalesef Gezi davası Türkiye’de hem hukukun üstünlüğünün hem de demokrasinin erozyona uğratıldığı temel eksenlerden birini oluşturuyor. Örneğin Can Atalay 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve daha önceki bültenlerimizde de belirttiğimiz gibi emsallerine ve hukuka aykırı bir biçimde milletvekili seçilmesine rağmen cezaevinden çıkmamış ve geçtiğimiz ay milletvekilliği düşürülmüştü. Böylece Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyetlere katılma” hakkı, AYM’nin lehte kararına rağmen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla elinden alınmıştı. Bunun üzerine CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı iki başvuruda Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespitinin yapılması talep edilmişti. Anayasa Mahkemesi ise geçtiğimiz hafta verdiği kararda iki başvuru hakkında da “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti.
Gezi davası, başından itibaren, adil yargılanma hakkının ve ifade özgürlüğünün politik saiklerle nasıl gölgelenebileceğinin canlı bir örneğini teşkil etmiştir. Osman Kavala'nın ve diğer sanıkların aldıkları ağır cezalar, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına duyulan güveni zedelemiştir. Bu durum, demokratik toplumlarda temel bir hak olan protesto ve ifade özgürlüğünü kısıtlayarak, toplumun demokratik katılımını engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Gezi davasının getirdiği bu ağır miras, Türkiye'nin hukuk devleti olma yolundaki kararlılığını ve demokratik ilerlemesini sorgulamaya devam edecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gezi Davası Sanıklarının Yeniden Yargılanması Devam Ediyor, Kripto Yasasında Son Düzlük, 8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?
26 Şub 2024

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen
2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



