Harry Styles'ın risk almayan başarısı

Harry's House, isminden de bekleyeceğiniz üzere Harry'nin konfor alanının ötesine gidemiyor.
Harry Styles'ın risk almayan başarısı

Harry Styles’ı şu ana kadar birçok farklı şapkayı giyerken gördük. One Direction’ın güzel suratlı çocuğundan Dunkirk’teki kısmen başarılı oyuncuya, Rolling Stones’un prömiyerini yaptığı solo çıkışını henüz yayımlamış bir rockstardan kendi kozmetik markasının yaratıcısı ve Vogue, Better Homes & Gardens gibi dergilerin kapağındaki trend öncüsüne… Şimdi Harry’s House ile geçmişte aynı gemide bulunduğu -ve hiç ilgimizi çekmeyen- boyband arkadaşları hâlâ birbirini yemeye devam ederken evinin kapısını aralamak için sabırsızlandığımız bir sanatçıya dönüşüyor.

Harry’s House, Harry Styles’ın üçüncü solo ve şu ana kadarki en renkli, heyecan verici ve olgun albümü. Bunu daha ilk şarkıdan duyabiliyoruz, belki de Harry’nin şu ana kadar yaptığı en iyi iş olan Music For A Sushi Restaurant’ın introsu, nakaratlarındaki Mark Ronson stili trompetler ya da Harry’nin scatleri tek başına albümün geri kalanı için sabırsızlandırmaya yetiyor. Arkasından gelen Late Night Talking albümde yer yer hissettiğimiz 70’ler sonu synthpop nostaljisinin ve albümün başından sonuna tutarlı romantik vokallerin tatlı bir harmanı. 

Bu başarılı şarkılarla yapılan başlangıç ise çok gereksiz bir şekilde As It Was ile bölünüyor. Single olarak ilk yayınlandığında Styles’ın da Taylor Swift’in yakın zamanda açtığı pop’tan indie’ye giden yoldan yürüyeceğini düşündürmüştü ama albümün tamamını dinleyince bunun doğru olmadığını görüyoruz. Şarkı tek başına her ne kadar catchy ve bütün yaz playlistlerinde yer bulabilecek bir hit de olsa, barındırdığı yoğun indie rock esintileri albümün geri kalanıyla uyuşmuyor ve maalesef albümün içinde çözünemiyor. 

Şarkı kredilerinin arasında Harry’nin önceki albümlerinde de birlikte çalıştığı Kid Harpoon ve Tyler Johnson’ı görüyoruz. Bu ikilinin Harry’nin ilhamlarıyla çalışma biçimi de artık bu noktada olgunlaşmış ve bu kez her şarkıda çok daha ilginç müzikal detaylar dahil etmeyi başarmışlar. Mesela gayet yalın bir riff üzerine kurulu olan Grapejuice’da sadece nakarat çevresindeki müzikal detaylar şarkıyı ilginç kılmaya yetiyor. Bir diğer küçük müzikal detaylarla zenginleşmiş şarkı da Cinema. Her ne kadar bu 70’ler ilhamlı groovy şarkı bir diğer hit olmak üzere planlanmış olsa da vokaller ve şarkı sözleri zayıf kalıyor. (I just think you're cool/ I dig your cinema /Do you think I'm cool, too? *facepalm*)

Albümün geri kalanında heyecan veren küçük anlar bulsak da maalesef şarkılar kendi içinde çok fazla tekrara düşüyor ve bize hoş arkaplan müziği vermekten öteye gidemiyor. Orijinalliğin de zaman zaman eksik kaldığını görüyoruz. Mesela Ain’t We Funkin’ Now sample’larının kullanıldığı Daydreaming hemen hemen ilgi çekici hiçbir şey vadetmiyor, sonsuza kadar fark edilmeden arka planda çalabilir. 

Her ne kadar albüm bizi Harry’nin evine davet etse de sanki antreden öteye gidememişiz gibi bir his veriyor. (Matilda’da anlattığı hikayeyi bir Roald Dahl alıntısı kılığına sokmaktan geri duramıyor ya da Boyfriends’de özeleştiri mi diye düşündürerek başkalarının ilişkilerinden gözlemlerini anlatıyor.) Şu ana kadarki en içten albümünde bile Harry Styles yine gardını düşürmüyor, kariyerinin bu noktasında alması gereken riskleri alamıyor, belki de yüksek duvarlarının ardına saklanmasa ortaya çıkabilecek daha başarılı hikaye anlatıcılığının ve konfor alanından çıkınca bulabileceği orijinal fikirlerin meyvelerinden bizi mahrum bırakıyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Risk almadan başaranlar, 2017'de Melodrama etkisi

Harry's House, 2017 yılında Lorde etkisi, yeni albüm haberleri ve çok daha fazlası...

18 Haz 2022

Black is King Visual Album

YAZARLAR

Cemre Coşkun

Müzik nereye dokunursa!

İLGİLİ OKUMALAR