Hayvan hakları

(Görsel: Law Column)
Hayvan hakları kavramı, hayvanların insan amaçlarına uygun düştüğü biçimde kullanılabilecek birer eşya olmadığı, kendi arzuları ve ihtiyaçları olan bireyler olarak muamele görmeleri gerektiğini ifade eder. Ancak hukuksal ve normatif anlamda, insan hakkı gibi bir hayvan hakkı olgusundan bahsetmek mümkün değildir. Zira hayvan hakları denildiğinde, insan gibi hak edinebilmesi ve miras edinimi gibi konular anlaşılmamalıdır. Daha ziyade, sürdürülebilir ekosistem için dengenin korunması, hayvanların sağlıklı şekilde yaşamını sürdürebilmesi akıllara gelmelidir.
Hayvan hakları ihlalleri ise tüm dünyada çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Bu ihlaller başlıca, hayvanların yaşam mekanlarının daraltılması, çevre kirliliği, ticari amaçla çoğaltma, denek olarak kullanma, uyum sağlayamayan hayvanların terki ve deri, tüy, boynuz gibi uzuvlarından gelir elde etme amacıyla öldürme olarak sıralanabilir. Hayvan Hakları İzleme Komitesi tarafından derlenen 2020 Hayvan Hakları İhlal Raporu’na göre, Türkiye’de 2020 yılında yalnız tespit edilen, en az 1,2 milyar yaşam hakkı gaspı, 22,7 milyon işkence, 3 milyon cinsel şiddet, 1,2 milyar özgürlüğün kısıtlanması vakası yaşanmıştır. Bahsi geçen ihlallere en yakın tarihli örnek olarak, çiftçilerin Tuz Gölü’nü besleyen kanallara bent çekip su akışını kesmesi üzerine, bu bölge üreme alanı olan binlerce flamingo yavrusunun yaşamını yitirmesi gösterilebilir.
Son dönemde küresel boyutta yaşanan toplumsal, ekonomik ve siyasi değişimlerin neticesinde, "daha özgür ve adil bir dünya yaratma fikrinin yayıldığı" yadsınamaz bir gerçektir. Bu ise çevre ve doğa hakkındaki meselelerin ön plana çıkmasına ve bu konularda düzenlemeler yapılmasına imkan tanıyor. Nihayetinde bahsi geçen ihlallere karşı durmak adına çeşitli yasal çalışmalar yapılabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun da bu yöndeki bir çalışma. Söz konusu kanun her ne kadar uzun süredir kamuoyu tarafından beklense ve hayvanseverleri heyecanlandırsa da; hayvan haklarını gerçek anlamda koruyacak yeterli düzenlemeler içermiyor. Hayvan deneyleri veya kürk satışını engelleyecek hiçbir yaptırım düzenlenmediği gibi, evcil hayvan satışı hakkında da yetersiz kurallar öngören yasa, caydırıcılıktan uzak bir düzenlemeden öteye geçemiyor.
Dünyada ve Türkiye’de, her gün binlerce hayvan işkenceye, şiddete, hayvan deneylerine maruz kalırken; bu konuda yapılan düzenlemelerin yetersiz olduğu bir gerçektir. Bu gerçeğin altında yatan sebep, insanın yeryüzü ve hayvanlarla olan ilişkisinin, diğer birçok alanda olduğu gibi, ekonomik bir ilişkiden ibaret kalmasında saklı. İnsan türünün bu faydacı ve bencil bakış açısını bırakıp; kendini doğal dengenin bir parçası olarak görmesi dünyamızın geldiği noktada hayati bir zorunluluktur. Zira insanlığın doğaya ve hayvanlara verdiği zararın tüm ekolojik zinciri, doğal olarak kendisini de etkileyeceğini anlaması gerekiyor. Dolayısıyla tıpkı insanlar gibi sevince, acıya, korkuya, hayatta kalma arzusuna sahip bu canlıları, amacı salt kendi ihtiyaçlarımıza hizmet etmekten ibaret varlıklar olarak görmeyi bırakmak gerekiyor. Çünkü ancak bu şekilde hem hayvanlara uygulanan zulmün önüne geçmek, hem de insanlık için yaşanabilir bir yeryüzünü sürdürmek mümkün olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


