Hizbullah-İsrail gerginliği ve Lübnan

Hizbullah'ın Lübnan'dan İsrail'e attığı füzeler ve İsrail'in misillemeleri Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti.
Hizbullah-İsrail gerginliği ve Lübnan

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

2006 Lübnan Savaşı’ndan bu yana nispeten sakin olan Lübnan-İsrail sınırında, İran destekli Hizbullah örgütü tarafından İsrail’e füze atılması üzerine tansiyon yükseldi. Hâlihazırda çökmüş bir ekonomi, kıt kaynaklar, zayıf bir devlet yapısı ve Hizbullah'ın varlığıyla zor hayat şartlarına sahip Lübnan’da, örgütün İsrail sınırına attığı füzeler ve İsrail’den gelen misillemeler tepki çekti. Hem İsrail hem de Hizbullah tarafından gelen açıklamalar, yaşanan misillemelerin karşı tarafa bir mesaj olduğu, savaşma amaçlarının olmadığı yönündeydi. 

Lübnan’da Hizbullah

İran desteğine sahip Şii örgüt Hizbullah, Lübnan’daki zayıf yönetimden yararlanarak halka çeşitli hizmetler sunuyor. Bu sayede ülkede hükümetin meşruiyetini sorgularken kendi popülaritesini artırabiliyor. Mart ayında Hizbullah, örgüt tarafından çıkarılan izin belgesiyle vatandaşların indirimle alışveriş yapabileceği; Irak, İran ve Suriye menşeli ürünleri sattığı bir süpermarket zinciri açtı. Haziran ayında halkın bulamadığı petrol ürünlerinin İran’la anlaşma yapılarak ülkeye getirileceğine söz veren Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, bu ay Tahran’da yaptığı görüşmelerle iki ülke arası benzin ve mazotun lojistiği için anlaşmaların tamamlandığını bildirdi. Nüfusun yarısından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkeye bu hizmetleri sunan örgüt ülkede paralel ekonomi kurarken Lübnan hükümetini de ulaştıramadığı hizmetlerden dolayı suçlayarak halkın örgüte bağlılığını artırmak üzerine strateji güdüyor. Hizbullah ayrıca, 1982 yılında İsrail’in güney Lübnan’da işgal ettiği yerleri 2000 yılında Lübnan’a geri vermesinden ötürü “başarılı bir direniş” sergilediğini savunuyor.

Roket saldırıları

Gayriresmî ama uluslararası olarak tanınmış İsrail-Lübnan sınırı olan Mavi Hat, Hizbullah ve İsrail kuvvetleri arasında Suriye gibi başka bölgelerde çatışmalar olmasına rağmen, 2006’dan bu yana sakindi. Geçtiğimiz cuma günü kuzey İsrail’e Lübnan’dan atılan roket, son üç ayda bu yöndeki saldırıların beşincisi olsa da Hizbullah’ın 2006’dan bu yana ilk defa direkt olarak üstlendiği saldırı oldu. Times of Israel'in haberine göre Hizbullah’ın attığı roketler “sınırda değişen dinamiklerin habercisi” olarak algılandı. İsrail hükümeti, temmuz ayında İsrail bağlantılı petrol tankerine yapılan drone saldırısından İran’ı sorumlu tutmuştu. İsrail'den bir hükümet görevlisi “İran devleti sadece İsrail’in değil, dünyanın problemidir. Bu devletin davranışları denizcilik özgürlüğünü ve küresel ticareti tehlikeye atıyor.” şeklinde ifadeler kullanmıştı. İran hükümeti suçlamaları reddedip “herhangi bir maceraperestlik söz konusu olursa cevapsız bırakılmayacağı” açıklamasını yapmıştı. Katar merkezli Al Jazeera'nin haberine göre Lübnan’da Hizbullah’ın attığı roketler, İran’ın söz konusu suçlamalar ve açıklamaları üzerine gerçekleşti.

  • Hizbullah’ın roket saldırılarına misilleme olarak, savaş uçaklarıyla Lübnan’da roket atılan noktanın vurulduğunu açıklayan Savunma Bakanı Benny Gantz, yapılan misillemenin “mesaj vermek için yapılan bir saldırı” olduğunu, daha fazlasını yapabileceklerini ama gerilimin o raddeye gelmemesini umduklarını belirtti. İsrail Hava Kuvvetleri, düzenli olarak hedef aldığı Gazze’deki Filistinli silahlı örgütlerin ve Suriye’deki Hizbullah veya İran hedeflerinin aksine, 2014’ten bu yana ilk defa Lübnan’ı hedef aldıklarını açıkladı.

Lübnan Dürzileri

Hizbullah’ın Lübnan’da halkın desteğini kazanmak için uyguladığı şiddet içermeyen stratejilerin aksine, İsrail’e atılan roketler, roketlerin atıldığı Dürzi köy halkının tepkisini çekti. Roketleri, “vatandaşların güvenliğini koruma amacıyla yerleşkeden çok uzakta, ağaçlık bir alandan attıklarını” savunan Hizbullah’ın üyeleri, köy sakinleri tarafından saldırıya uğradı. Bölge halkının korkusu, İsrail’in misillemelerini Hizbullah’ın roketleri attığı yeri, yani kendi köylerini hedef alarak yapacak olması. Lübnan merkezli haber kanalı Voice of Lebanon ise Twitter hesabından Hizbullah roketlerinin videosunu “bunu kaydedin, bütün dünya Hizbullah’ın evimizden attığı roketleri görsün” mesajıyla paylaştı. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “roketleri atan Hizbullah olsa da olmasa da Lübnan hükümeti bu saldırılardan sorumludur” açıklamasını yaptı ve saldırıların son bulmaması hâlinde İsrail’in daha sert yanıt vereceğinin altını çizdi. Lübnan halkı, Hizbullah, İran ve İsrail arasında ilişkilerin sınandığı çatışmalar devam ettiği takdirde hem sınır bölgesinde hem de Lübnan’ın içinde daha büyük karışıklıklara yol açabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Hizbullah - İsrail gerginliği, Vali Cuomo

Bu sayımızda Hizbullah ile İsrail arasındaki gerginliği, New York Valisi Andrew Cuomo'nun istifasını ve Tokyo 2020'den geriye kalan siyasi mesajları ele alıyoruz.

12 Ağu 2021

Getty Images

YAZARLAR

Deniz Kaptan

Yazar @ Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Faik Bulut

·

20 Tem 2026

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?