Hockney ve Bojack Horseman

Bilmeyenler için David Hockney, 1937 doğumlu, İngiliz bir empresyonist ressam. İngiltere doğumlu olmasına rağmen, kendisi döneminin pek çok diğer sanatçısı gibi ABD, Fransa ve benzeri pek çok yerde yaşamış ve yaşadığı yerlerin sanat camiasıyla içli dışlı olmuş biri. Kariyerinin başlarında daha çok keskin hatlarla sahne canlandırsa da hayatının ikinci yarısından itibaren daha doğa temalarını tercih etmiş. Şimdi gelelim işin daha leziz tarafına...
1964 yılında Los Angeles'a taşınan Hockney, buradaki sinemacılar ile de yakın ilişkiler kuruyor. Jack Kazan ise A Bigger Splash isimli belgesel ile Hockney'nin hayatını ekrana taşıyor. Belgeselin adı ise Hollywood Hills'de bir evi resmettiği tablosundan alınma.

Kaynak: Tate Museum | A Bigger Splash, David Hockney
Bu tablo, aynı dönemde yaptığı diğer tablolar gibi canlı renklere ve keskin hatlara sahip. Alanlar arası pek geçiş yok, adeta bir çizgi film gibi yapılmış. Öte yandan, kullandığı renklerin tonundan ötürü de cazip, hatta tahrik edici bir görüntü veriyor. Aşağıda ise Bojack Horseman'ın jeneriğinden bir sahne var. Fark edeceğiniz üzere gerek kullanılan renklerin tonlarından, gerek çizgilerin benzerliğinden bu tabloya atıfta bulunulduğu belli oluyor. Bojack Horseman'ın tek atıfta bulunduğu sanat eseri bununla da sınırlı kalmıyor. Bölümlerin neredeyse hepsinde duvarlarda bulunan eserler, ünlü ressamların eserlerine göndermede bulunuyor.

Kaynak: Netflix | Bojack Horseman
Sanat, başka tür bir sanattan ilham almış. Bir adım öteye gidelim. Bojack Horseman aslında büyük bir Hollywood eleştirisi de taşıyor. Gerek menajerlerin garip halleri, gerekse oyuncuların içine düştükleri manasız safsatalar günümüz Los Angeles dünyasının dünyevi telaşlarına ışık tutuyor. Sanat, hayatı taklit ediyor. Bunu yaparken de 1960'lar Los Angeles'ının dünyevi telaşlarına ışık tutan Hockney'yi ana ilham olarak almaları da aslında pek şaşırtıcı değil.
Sanat hayatı, hayat da sanatı taklit eder. Bu tabiri çok doğru buluyorum. Çünkü aslında Hockney'nin tablosundaki görünüme ulaşmak için pek çok insan evlerini döşüyor. Orada sanatçının hayata dair verdiği bir kesit, aynı zamanda bir hayali de içeriyor. Sanatçının gözünden o kareyi görmek ile o kareyi yaşamak arasında dünya kadar fark var. Bu noktada da bitmeyen bir döngüye giriliyor. Birbirini besleyen ve ebediyen taklit etmeye mahkum iki konsept buluşuyor ve iç içe geçiyor.
Sanat Eserlerinden Esinlenen Başka Yapımlar
- Stanley Kubrik'in A Clockwork Orange filmindeki hapishane voltası sahnesi, Van Gogh'un "Egzersiz Yapan Mahkumlar" tablosunu andırıyor. Kubrick gibi bir yönetmenin eşsiz karelerinde böyle bir ilham alması açıkçası şaşırtmıyor. Çünkü burada mesele çalmak değil, bir ustadan başka bir ustaya selam çakmak.

Kaynak: Artsper | Van Gogh, "Prisoners Excersizing" ve A Clockwork Orange
- Martin Scorcese'nin Shutter Island filmindeki bir sahne ile Gustav Klimdt'in "Öpücük" adlı tablosu neredeyse birbirinin aynısı diyebiliriz. Tablo tutkulu bir aşkı resmediyor. Filmdeki bu sahne ise eşini kaybetmiş; ancak ölümünü kabullenemeyen bir adamın ona sıkı sıkı sarılmasını anlatıyor.

Kaynak: Artsper | Klimdt, "The Kiss" ve Shutter Island
- Christoper Nolan'ın The Dark Knight filmindeki Joker tiplemesi ile Francis Bacon'ın "4 Numaralı Kafa" tablosundaki figür de benzerlik gösteriyor. Sebebi de çok basit. Nolan çok büyük bir Francis Bacon hayranı ve bu tablosundaki fırça darbelerinin kaosu ve tonların soğukluğu ona kendi Joker görüntüsünü yaratma konusunda ilham veriyor.

Kaynak: Artsper | Bacon, "Head IV" ve The Dark Knight
Editörün notu: Eğer yukarıda bahsettiğim sergiyi görmek isterseniz Sakıp Sabancı Müzesi'nde Hockney sergisi yaz boyu devam ediyor. Üstelik salı günleri de ücretsiz. Sergide David Hockney'nin hayatına dair kapsayıcı bir belgesel de gösteriliyor; öte yandan sanatçının pandemi dönemi boyunca iPad aracılığıyla yaptığı empresyonist tablolar sergileniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Thor: Love and Thunder filmi ile sorgulama seansı, Hockney ve Bojack Horseman ile sanata bakış, haberler, öneriler ve daha fazlası.
13 Tem 2022

YAZARLAR

Akasha Coral
Yayıncı ve film eleştirmeni. The Magger’da film eleştirmenliği yapan Coral, “Capsule Cine” adı altında film podcastleri yapıyor.

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



