İktidar değişebilir, baskılar bitebilir, LGBTİ+'ların talepleri değişmeyecek


Karavan konseptli yeni Citroën Jumper şimdi çok daha konforlu 100 yılı aşkın geçmişi ile otomotiv dünyasının en köklü markalarından olan Citroën , zahmetsizce karavana dönüştürülebilen Jumper modeliyle müşterilerine yeni bir konfor deneyimi sunuyor. Nedir? Üst düzey konforu, geniş iç hacmi ve yüksek yükleme kapasitesiyle dikkat çeken Citroën Jumper , kusursuz boyutları sayesinde kolaylıkla karavana dönüşerek karavan tutkunlarının dikkatini çekmeye hazırlanıyor. Neler var? Sınıfında fark yaratan konforu ve 17 m³’e varan yükleme kapasitesiyle rakiplerinden ayrılan Jumper , aynı zamanda mobil ofis ortamı yaratan aksesuar seçenekleri de sunuyor. 4 farklı uzunluk, 3 farklı dingil mesafesi ve 3 farklı yükseklikle Citroën Jumper, en uygun olan boyutun seçilmesine olanak tanıyor. Dahası: 96° veya 180° açılma açısıyla kolay bir yükleme sunan iki kanatlı bagaj kapıları akıllı bir bağlantı sistemi tarafından açıldığı açıda sabit tutuluyor. Yakıt tüketimi ve CO2 emisyon salım değerleriyle yüksek verimlilik seviyesi sunan yeni nesil motorlar güç aralıkları 120 HP ile 165 HP arasında değişen üç farklı motor seçeneğiyle tercih edilebiliyor. Her koşulda ev konforunda bir seyahat sağlayan Citroën Jumper ’ı daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
26 Haziran Pazar günü 30. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın kapanış etkinliği olan 20. İstanbul Onur Yürüyüşü gerçekleştirilmek istendi. Zaten hafta başında Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıklarınca hem Onur Haftası etkinlikleri hem de Onur Yürüyüşü yasaklanmıştı. Tabi ilk kez yürüyüşe ek olarak etkinliklerin de yasaklandığını ayrıca not edelim.
İstanbul Valiliği etkinlikleri yasaklamakla kalmadı. 26 Haziran Pazar günü saat 11.00 itibarıyla M2 Yenikapı-Hacıosman metro hattının Şişhane ve Taksim istasyonları ile F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattı’nı faaliyete kapatarak Şişhane ve Taksim üzerinden meydana çıkışları engellemeye çalıştı. Yine İstanbul Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamada Sıraselviler, Gümüşsuyu, Refik Saydam ve Asmalımescit gibi caddelerin de geçici olarak kapatıldığı duyuruldu. Bütün bu engellemelere rağmen Beyoğlu’nun pek çok sokağında LGBTİ+’lar toplandı ve sloganlar eşliğinde yürüdü.
Hedef gösterme çabaları
İstanbul Onur Yürüyüşü, aralarında TÜGVA, Genç Hareket, Önder Genç, Genç İHH İstanbul, Genç Öncüler, Alperen Ocakları ve Yeniden Refah Partisi'nin de olduğu bazı radikal İslamcı ve ultra milliyetçi kurumlar tarafından hedef gösterilmişti. Bu gruplar aynı tarih ve saate toplanma çağrısı yapılmıştı. Fakat her ne olduysa bütün bu kurumlar yürüyüşten bir gün önce çağrılarını geri çekti. Çağrıların geri çekilmesi yürüyüşe yönelik provokasyon girişimlerini engellemedi. Yürüyüşe gelen ve “İslamcı” olduklarını söyleyen üç kişi LGBTİ+ aktivistlerini hedef gösterdi.
Gözaltılar ve kötü muamele
Yürüyüş günü güvenlik güçleri bir anayasal hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının korumak yerine, bu haklarını kullanmak isteyen LGBTİ+’lara çok sert müdahale etti, müdahale anını kaydetmek isteyen gazetecileri ablukaya alıp tartakladı. İşkence ve kötü muamele ile dolu geçen gözaltıların sayısı 373’ü gördü.
Bu sayı hem Türkiye onur yürüyüşleri tarihi hem de diğer toplumsal grupların sokak eylemleri açısından bir rekor oldu. Gözaltılara ve ifadelere eşlik etmek isteyen avukatlar ise karakollarda polisin her türlü engellemesi ve kötü muamelesi ile karşı karşıya kaldı. 27 Haziran Pazartesi sabahı itibariyla bütün gözaltılar serbest kaldı, hepimiz rahat bir nefes aldık. 24 saat mesai yapan avukat arkadaşlarımız, İstanbul Onur Haftası Komitesi, basın emekçileri arkadaşlar ve o gün sokakları dolduran, her şeye rağmen "ne yanlış ne de yalnız olmadığını" haykıran binlerce LGBTİ+ aktivistinin emeklerine sağlık.
Altılı masadan ses yok
Siyasi iktidar, atadığı bürokratları ve kolluk kuvvetleri ile LGBTİ+’lara adeta savaş açmışken, İstanbul’un orta yerinde bir protestoda anayasal haklarını kullanmak isteyen 34'ü çocuk toplamda 373 kişi gözaltına alınmışken altılı masa liderlerinden herhangi bir ses çıkmadı. Bu durum altılı masanın bir parçası olan siyasi partilerin Türkiye’nin geleceğine dair ortaya koydukları vizyon ile örtüşmemekle birlikte, yaşanan adaletsizliğe karşı susmayı tercih etmeleri başta LGBTİ+ yurttaşların olmak üzere daha özgür, daha demokratik ve daha barışçıl bir Türkiye tahayyülü olan herkesin samimiyetlerini sorgulamalarına sebep oldu. Çünkü gelinen durumda LGBTİ+ haklarını savunmak aynı zamanda demokrasiyi, barışı, cumhuriyeti ve laikliği savunmak ile aynı anlama geliyor. Tarih LGBTİ+’lara karşı pozisyon alanları yazdığı kadar, LGBTİ+’ların yaşadığı şiddet ve adaletsizliğe karşı pozisyon almayanları da yazıyor.
İktidar değişebilir, talepler değişmeyecek
Önümüzde önemli bir seçim var. Her yeni bir gün seçime biraz daha yaklaşıyoruz. Seçim sath-ı mailine girildiğinde ise siyasi iktidarın LGBTİ+’ları toplumu daha çok kutuplaştırmak için araçsallaştıracağını öngörmek yanlış olmaz.
LGBTİ+ dernekleri ve hak savunucuları ise siyasi partileri seçim döneminde çok daha fazla yakından izleyecekler. Özellikle seçim beyannameleri, iktidar değişiminden sonra ilk haftada, ilk 100 günde, ilk bir yılda yapılacaklar listesinde kendileriyle ilgili bir şeyler var mı yok mu diye bakacaklar. Buralarda gördükleri veya görmedikleri LGBTİ+ yurttaşların sandığa gitmeleri, gidince hangi partiye eğileceklerini doğrudan etkileyecektir.
Siyasi muhalefetin herkes için yaşanabilir, demokratik ve özgür bir Türkiye için çizdiği resimde LGBTİ+ yurttaşlar da yer almalıdır. Aksi takdirde özgürlük, refah, demokrasi ve barış için söylenen sözlerin hiçbir anlamı olmayacaktır.
Türkiye’de toplum seçimle iktidarın değişeceğini düşünüyor. İktidar değişebilir fakat LGBTİ+ derneklerinin ve hak savunucularının talepleri değişmeyecek. Asıl mücadele şu an yaşadığımız organize saldırılar ve baskılar bitince başlayacak ve LGBTİ+ yurttaşların anayasal talepleri karşılanana kadar da bu mücadele devam edecek. Müstakbel iktidara şimdiden açıkça söyleyelim.
*SPOD Siyasal Katılım Ekip Sorumlusu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
LGBTİ+'ların siyasi partilerden beklentileri, Erdoğan'ın azalan görev onayı, açlıktan öldüren küresel gıda krizi
29 Haz 2022

YAZARLAR

Marsel Tuğkan Gündoğdu
Türkiye’de ve dünyada insan hakları ve sivil toplumu ilgilendiren gelişmeleri takip eder.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




