İnternet Hastanesinin Bilinçsiz Mağdurları

🔎 Baş ağrısının 1001 sebebi için enter.
İnternet Hastanesinin Bilinçsiz Mağdurları

Bilginin kümülatif olduğu ve bugüne gelene kadar deneyimler ile şekil değiştirdiği bir gerçek. Bizden önce gelenlerin yaşadıklarından ilham alarak kendi hikayemizi yazıyoruz. Söz konusu bilgi ve deneyim paylaşımı -ki Gelecek Burada’nın mottosudur- her zaman bize iyi gelen bir olgu mu? Yoksa bazen birbirini takip eden koyunlar misali toplu bir histeriye sürüklenebiliyor muyuz?

Kendi deneyimlerimden yola çıkmam gerekirse geçtiğimiz 3 hafta içerisinde 3 defa panik atak geçirdim. Her ne kadar hastalığımın uzun bir temeli olsa da, beni son tetikleyen sürekli belirtilerimi internet üzerinden araştırmam oldu. Başım ağrıyor ve kollarım uyuşuyor. Acaba beyin kanaması mı geçiriyorum? Kalbim çarpıyor ve göğsümde yanma hissediyorum. Belirtilere baktım, kesin kalp krizi. 

Ekşi Sözlük’te insanların deneyimlerini ve sayısız hastane sayfasından elde ettiğim belirtileri bir algoritma edasıyla analiz ederek son dönemde 3-4 kez öldüğüme kanaat getirdim. Ancak gördüğün üzere, henüz ölmedim ve buradayım. Beni mecazen öldüren ve bana ataklar geçiren vücudumdaki değişimler değil, benim bilinçsizce sağdan soldan okuduklarımı yanlış yorumlamamdı.

"Galiba deliriyorum”

Elbette beni hasta eden yalnızca internet kullanımım değildi. Yaptığım iş gereği interneti nasıl kullanmam gerektiğini ve doğru bilgiyi nasıl elde edebileceğimi az çok biliyorum. Ancak son dönemde hastalık deneyimi paylaşımının TikTok gibi platformlarda yayılması, gençlerin kendi kendine teşhis koymasına yol açıyor. Kendini yanlış etiketlemelerle toplumdan izole eden gençler hem yalnızlık hem de profesyonel yardımdan uzak kalmanın zorluğuyla yüzleşiyor. 

Pandemi birinci yılını doldururken, bir lise öğrencisi olan Kianna sosyal izolasyonu giderek daha fazla hissediyordu. Yatak odasında tek başına oturarak geçirdiği saatler düşünmek için oldukça elverişli zamanlardı. Bu anları bazen bir inziva gibi değerlendirirken, zaman geçtikçe kendi görünüşünü eleştirmeye başladığını fark etti.

“Gün içinde saatlerce TikTok'ta olduğumu hatırlıyorum. İşte tam da o zaman özgüvenim azalmaya başladı."

Uzaktan eğitim nedeniyle 10. sınıf dersleri sanal ortamda gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle arkadaşlarıyla konuşma alışkanlığı yerini mesajlaşmaya bırakmıştı. Sosyal izolasyonun yarattığı kaygı; baş ağrılarını, kötü uyku düzenini ve vücudunun dışında yaşamanın getirdiği tuhaf hissi besledi. Ardından TikTok'ta, insanların bedenleri ve düşüncelerinden koparak neredeyse bir rüyadaymış gibi kendilerini kopuk hissetmelerine neden olabilecek bir tür dissosiyatif durum olan duyarsızlaşma bozukluğu hakkında videolar izlemeye başladı.

Anında teşhisi koydu: "Bende bu var." Ancak ‘keşfettiği’ akıl hastalığı, arkadaşları veya ailesiyle tartışacağı türden bir şey değildi. Kendi keşfinden kimseye bahsetmedi. Kafasında öyle bir şey vardı ki kendinde bir sorun olduğundan kesinlikle emindi. 

TikTok’un kolay sindirilebilir içerikler sunması, her alandan insanın formatı kendi sınırlarında değerlendirmeye başlamasına neden oldu. Zihinsel sağlık ile ilgili tartışmaların artışı da tam bu zamana denk geliyor diyebiliriz. Çeşitli testler, yönlendirici tanılar ve öz değerlendirme videoları denk gelen herkesi kendini tartmaya zorluyor. Bakalım 10 üzerinden kaç kaygılısın? Bipolar bozukluğa yatkınlığın nedir? Öfkeni dizginleyemiyorsan, belki de sinir hastasısındır. Sanırım doktorların okuduğu yılların ve uzmanlık için çürüttüğü dirseklerin herhangi bir hükmü kalmadı.

Filtreden geçmeyen kaynakların bolluğu belki de temelde akıl hastalıklarıyla ilgili damgalanmayı azaltmayı hedefliyordu. Bazı durumlarda, bu bilgiler ihtiyacı olan herkesi yardım almaya yönlendirebilir. Ancak aynı zamanda insanların kendilerini yanlış etiketlemelerine, profesyonel bir değerlendirmeden kaçınmalarına veya bilinçsizce etkisiz veya uygun olmayan tedavileri benimsemelerine de neden olabilir. Görünen o ki oklar amaçlananın tersine döndü ve insanlar (özellikle de gençler) kendilerini etiketlemek için büyük bir yarışa girdiler.

İlk panik atağım sonrası normalden uzun süren bir artık his dönemi yaşadım. Şikayetlerim yukarıda Kianna’nın söylediklerine çok benziyordu ve aynı şekilde ben de duyarsızlaşma bozukluğu yaşadığıma ikna oldum. İnternette bu sorunu yaşayanların deneyimlerini okudum, hangi tedavilere yönelmem gerektiğine karar verdim ve belki de hayatım boyunca bununla yaşamam gerektiğini bile kabullendim. Ancak profesyonel bir destek almaya karar verdiğimde aslında bununla hiç ilgisi olmadığını hatta bunu düşünerek panik atağımın bir sonraki aşamasını beslediğimi öğrendim. Artık belirtilerim bir haftanın sonunda geçmişti ve doktora gitmeseydim çok daha ağır ataklar geçirebilir ve her gecemi acilde sonlandırabilirdim.

“Yanlış teşhis koymak inanılmaz derecede kolay”

Bu başlığı Amerikan Psikoloji Derneği'nin baş yetkilisi Mitch Prinstein’in açıklamalarından seçtim. 

"Yanlış teşhis koymak inanılmaz derecede kolay. Bir yetişkinin depresyonuna benzeyen semptomlarınız olabilir, ancak bir çocuk veya ergenseniz belirtiler tamamen farklı bir anlama gelebilir. Belirli semptomların farkında olmak da hastalar için zor olabilir. Bu nedenle tüm belirtiler aynı anda ve gerçekten objektif bir tarafça gözlemlenmeli.”

Yaklaşık dört yıldır TikTok kullanıcısı olan 16 yaşındaki Ronan Cosgrove, bazı yaşıtları arasında bir akıl sağlığı bozukluğu ile özdeşleşmenin moda haline geldiğini söylüyor. Ronan’a göre bazı mental bozukluklar, arkadaşlarının iyileştirmek istediği bir şeyden ziyade bir kişilik özelliği olarak kabul ettiği konumda yer alıyordu.

Dr. Prinstein’a göre bunun en büyük sebebi günümüz çocuklarının dahil olacakları bir topluluğa daha şiddetle ihtiyaç duyması. Yeni nesil benzer düşünen insanları bulmanın bir yolu olarak zihinsel sağlık semptomlarıyla mevcut mücadelelerini kullanıyor. Bu durum bazen bir destek grubuna dönüşebilirken, bazen de semptomların bir gurur rozeti veya kişiliğini ifade etmek için kısa bir kaçış olarak kullanıldığı durumlara yol açabiliyor. Herkes DEHB’li, herkes OKB’li ve hepimiz aynı topluluğun benzer üyeleriyiz.

Sanırım giderek cehalet mutluluktur dedikleri noktaya doğru ilerliyoruz. Başımın neden ağrıdığını, ensemin neden yandığını bilmek istemiyorum. Sadece insan olduğumu, insan olduğum için hasta olabileceğimi ve profesyonel destek almanın en doğru yol olduğunu biliyorum. Kendimi internetten ve sosyal medyadan izole edeceğim yeni bir gelecek ideali, çarpıntımı artırır mı acaba?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🧩 Hastalık Hastalarının Bekleme Odası

😬 İnternet, hastalık hastalarının bekleme odası mı?

13 Kas 2022

Pexels

YAZARLAR

Nur Kardelen Ay

Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.

İLGİLİ OKUMALAR