İsveç ve Finlandiya için yolun sonu mu?


Bir tercih çok şey değiştirir : Yapı Kredi Step Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’na göre Türkiye, 163 ülke arasında 71’inci sırada yer alıyor. Raporun sunduğu tabloya göre tercihlerimizin sorumluluğunu almamız, daha iyi bir gelecek için doğru olanı yapmamız gerekiyor. İşte bu noktada Yapı Kredi , Türkiye’de sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini kalkındırmanın rehberliğini üstlenerek ortak geleceğimiz için harekete geçiyor. Sürdürülebilir Tercih Programı , yani Yapı Kredi Step ile hepimizi daha iyi bir gelecek için birlikte adım atmaya davet ediyor. Nedir? “Bir tercih çok şey değiştirir” diyerek yola çıkan Yapı Kredi , Step ile hem bireysel hem de toplumsal anlamda herkesi bilinçlendirmek ve sürdürülebilir hayata geçişi kolaylaştırmak üzere harekete geçmeyi hedefliyor. Yaşam tarzımızın, tercihlerimizin değiştiği ve beslendiği bu sürdürülebilirlik kültürüyle Step, daha iyi bir geleceğin hayalini gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyor. Ne yapmalı? Sürdürülebilir tercihler. Mesela plastik poşet yerine bez çanta kullanmak, basılı yerine dijital ekstreye geçmek, kısacası günlük hayatta küçük ama ortak geleceğimiz için büyük etkiler yaratacak adımlar atmamız gerekiyor. Tercihleriniz sürdürülebilir hâle geldikçe Step her bir adımda size Step Puan kazandırıyor. Üstelik, biriktirdiğiniz Step Puanları sosyal sorumluluk projelerinde bağışa dönüştürebiliyor, eğitimden çevreye birçok konuda dünyanın daha iyi bir yere dönüşmesine aracılık edebiliyorsunuz. Siz de Yapı Kredi Step ’e katılarak daha güzel bir geleceğe adım atabilirsiniz. Step, Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye'nin iade taleplerine ilişkin İsveç tarafından somut bir adım atılmaması, üçlü mekanizmanın kurulduğu günden beri başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere üst düzey yetkililer tarafından sıklıkla eleştiriliyordu. Rasmus Paludan'ın 21 ve 27 Ocak'ta Kur'an-ı Kerim yakması ise iki ülke arasındaki ilişkileri kırılma noktasına getirdi.
İsveç makamlarının, Kur'an-ı Kerim yakma eylemine izin verirken İsrail Büyükelçiliği önünde Tevrat yakma eylemine izin vermemesi ise hükümet tarafından "İsveç’in ikiyüzlü davrandığı" ve "Bu eyleme izin verilmesinin ifade özgürlüğünden ziyade İslamofobi’nin bir yansıması" olduğu eleştirilerinin yapılmasına zemin hazırladı.
Neler söylendi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada İsveç'in NATO üyeliğine destek verilmeyeceğini şöyle ifade etti:
"…İsveç'teki çirkin eylem, en başta Müslümanlar olmak üzere, insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı duyan herkese yapılmış bir hakarettir. Kur'an-ı Kerim'e yönelik bu alçak saldırının Türkiye Büyükelçiliği önünde gerçekleşmesi ise konuyu bizim açımızdan hem dini hem millî bir mesele hâline dönüştürüyor. Kalkacaksın, senin polisinin koruması altında bu ihaneti, edepsizliği, alçaklığı, adiliği, namussuzluğu yapacak, onların korumasıyla da orada 'ha biz müslümanlara ne yaptık?' diyecek. Böyle bir kepazeliğin yaşanmasına sebebiyet verenlerin NATO'ya üyelik başvuruları konusunda artık bizden herhangi bir destek bekleyemeyecekleri açıktır."
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ise aşırı sağcı politikacı Rasmus Paludan'ın eylemine ilişkin "İfade özgürlüğü demokrasinin temel bir parçasıdır. Ancak her yasal olan şey, yakışık değildir. Birçokları için kutsal olan kitapları yakmak son derece saygısız bir davranıştır. Stockholm'de yaşananlardan rahatsız olan tüm Müslümanlara sempatimi iletiyorum" açıklamasında bulunmuştu.
İsveç hükümetinden eyleme verilen tepkiler, Türkiye makamları tarafından yeterli bulunmadı ve Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, İsveç Savunma Bakanı'nın Türkiye'ye yapacağı ziyaretin iptal edildiğini açıkladı. İsveç'in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström'un da Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim yakılması eylemine izin verilmesinin en güçlü şekilde kınandığı belirtildi.
Rasmus Paludan ise eylemine ilişkin "Türkiye'ye karşı gol attığımı sanıyordum. İşte bu dedim. Hayal ettiğim gibi sonuçlanmadı" demiş ve kendisine yöneltilen "Pişman mısınız?" sorusuna ise "Hayır. Önemli politik sebepler olduğunu düşündüğüm için yaptım. Bu kadar insanın beni ölümle tehdit etmesine üzüldüm" cevabını vermişti. Paludan'ın bunun üzerine aynı eylemi Kopenhag'da bir kez daha gerçekleştirmesi ise tepkilerin boyutunu daha da artırdı.
NATO üyeliği mümkün mü?
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, hafta sonu yaptığı açıklamada İsveç'in NATO üyelik sürecinin askıya alınmadığını; ancak üçlü müzakere sürecinin geçici süreliğine durdurulduğunu açıkladı. Billström "NATO süreci duraksamadı. Hükümet Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan mutabakatı uygulamaya devam ediyor. Ama üyeliğin ne zaman onaylanacağı Türkiye'nin vereceği bir karar" ifadelerini kullandı.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto ise mevcut atmosferde müzakere sürecinin duraklamaya girdiğini; ancak Türkiye’deki seçimlerin ardından müzakere sürecinin tekrar başlayabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sert açıklamalarıyla Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğini kısa vadede onaylamayacağı yönünde güçlü bir kanaat var. FETÖ ve PKK mensuplarının İsveç'teki varlığı Türkiye kamuoyunda İsveç karşıtı tutumların güçlenmesine neden olurken Kur'an-ı Kerim yakılması eylemi İsveç karşıtlığını daha da keskinleştirdi. Bu atmosferde, Erdoğan'ın kamuoyunda yükselen İsveç karşıtlığını uluslararası arenada bir koz hâline getirerek İsveç ve Finlandiya'dan taleplerini daha da artırması muhtemel bir senaryo olarak önümüzde duruyor.
Öte yandan, genel seçimlere 4 aydan az bir süre kala hem iç hem de dış politikadaki başarı algısını artırmak ve dışarıdan gelen saldırılara (!) karşı toplumdaki milliyetçi-muhafazakâr duyguları keskinleştirmek isteyen iktidarın İsveç'in NATO üyeliğini onaylaması bir geri adam atmak olarak görülebileceği için hükümet açısından prestij kaybı oluşturabilir.
Dolayısıyla, 14 Mayıs’ta düzenlenecek olan genel seçimlerden önce İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin iç siyasette bir güçlü ülke imajı çizmek için sıklıkla kullanılabileceğini ve seçimlerden önce bu konuda somut bir adım atılmasının mümkün olmadığı öngörülebilir.
Nitekim, Finlandiya Dışişleri Bakanı da mayıs ayından önce NATO üyeliği konusunda Türkiye’den bir adım beklemediklerini ve konunun temmuz ayında Litvanya'da düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi'nde ele alınmasının en makul seçenek olduğunu ifade ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bakan Bilgin, enflasyonun düştüğünü bu nedenle asgari ücrete bir ara zam beklemediğini söyledi. Türkiye'de antidepresan kullanımı 10 yılda %66 oranında arttı. Taliban, kadınların özel üniversitelerin giriş sınavlarına katılımını yasakladı.
30 Oca 2023

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





