Kentlerimiz sorunlu ve çirkin. Hadi yeni kentler yapalım!

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer, Zafer Yenal
“Şehir kurmak” denince muhtemelen çoğumuzun aklına hemen bilimkurgu edebiyatı ve bilgisayar oyunları gelir. Öte yandan şu sıralar “şehir kurma” projeleri dünyanın dört bir yanında pıtrak gibi çoğalıyor: “Boş arazilere” yüksek binalar dikiliyor, yollar yapılıyor, kanallar açılıyor, göller kazılıyor.
Bu projelerden en küçükleri bile hayrete düşüren ölçeklerde. Mısır’ın Kahire’nin dışında inşasına devam ettiği yeni Kahire mesela... Kadim Kahire’nin 45 kilometre güneyinde 6 milyon nüfus barındırması planlanan bu şehrin esas yürütücüsü Mısır Savunma Bakanlığı. Bu yeni kentin ulaşım, altyapı ve konut sorunları korkunç boyutlara ulaşan Kahire’nin yükünü hafifleteceği düşünülüyor ve merkezî yönetim teşkilatının da buraya taşınması hedefleniyor. Halihazırda Afrika’nın en uzun binası, devasa bir başkanlık sarayı, bir takım bakanlık binaları dikilmiş ve bu uğurda şimdiye kadar 50 milyar dolar harcanmış durumda.
Umman’ın dünyanın en ünlü mimarlık firmalarından Amerika merkezli Skidmore, Owings & Merrill'a (SOM) yaptırdığı, yeni Dubai olması umulan "akıllı şehir" Sultan Haitham'ın yapımına yakında başlanıyor. Çin güdümlü Kuşak ve Yol Girişimi (Belt and Road Initiative) kapsamında sıfırdan inşa edilen Kazakistan’daki dünyanın en büyük kara/kuru limanı Horgos kentini de atlamayalım. Yine Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yapılan Doğu Afrika’daki Cibuti Şehri de kendini yeni Dubai olarak sunuyor. Suudi Arabistan’ın Kral Abdullah kenti, Güney Kore’nin Songdo’su, Malezya’nın Putrajaya’sı da bilinen örneklerden.

Songdo, Güney Kore, The Atlantic
Üstelik bu listede daha Çin’in son 30 yılda köy ve kasabaları milyonlarca insanı barındıran üslere çevirdiği onlarca kent yok. Son zamanlarda Çin’de bu dev kentleşme adımlarının önemli aktörlerinden olan mega-müteahhit Evergrande’nin çöküşü üzerine pek çok haber çıktı. Çin’de kimsenin yaşamadığı hayalet kentler gündemde. Afrika’da kurulan şehirler ise başlı başına ayrı bir konu. Daha önceki yazılarımızda Afrika’nın genç nüfusundan bahsetmiştik. Bu nüfus, şehirli bir nüfus olacak. 2050’ye kadar Afrika’nın şehirlilerinin sayısının üçe katlanması bekleniyor. Bunlar için de bir dizi yeni şehir girişimi söz konusu. Nijerya’nın Eko Atlantic şehri de bu girişimlerin en ünlülerinden.
Şehir kurma işi yeni değil. 19. yüzyıldan itibaren birçok örnek var elimizde, özellikle de başkentler söz konusu olduğunda: Brezilya’nın sıfırdan yaratılan başkenti Brasilia, 1990’lardaki bir dizi keskin müdahaleyle bugünkü hâlini alan Kazakistan’ın başkenti Astana, bataklık kurutularak yapıldığı artık bir galat-ı meşhur hâline gelen Amerikan başkenti Washington DC, Avustralya’nın başkenti Canberra gibi pek çok modern başkent sıfırdan kurulmuş şehirler arasında.
Ankara da bir bakıma bu listede tabii. Brasilia kadar sıfırdan değil tabii ama Osmanlı döneminden geriye kalan topraklarda Türkiye’de İstanbul, İzmir, Konya, Bursa, Eskişehir gibi daha yerleşik şehirler dururken yepyeni bir Ankara kuruluyor. Millî devletin kendini yaratma sürecinde çok önemli bir yere oturuyor şehirlerin kimliği. Millî devletlerin kendilerine biçtikleri, biçmeye çalıştıkları kimlikleri yansıtmak için mimarisiyle, mekansal özellikleriyle, sosyal ve idari dokusuyla başkentler özellikle önemli. Velhasıl Türkiye’de de Osmanlılık karakterini daha kuvvetli taşıyan şehirlerden ya da “gavur İzmir’den” uzak durulmasının ardındaki temel itki bu. Yeni vatan Anadolu’nun ortasında kurulan Ankara’nın caddelerine, meydanlarına, parklarına yakından bakmak, yeni Cumhuriyetin mekan politikasının zaman içerisindeki dönüşümünü anlamak için Güven Argın Sargın’ın derlediği Başkent Üzerine Mekân-Politik Tezler: Ankara'nın Kamusal Yüzleri çok iyi bir kaynak. Hararetle tavsiye ederiz.

Cumhuriyet Bulvarı 1930’lar, Eski Türkiye Arşivi
Küresel güneyi anlattık, eskiye baktık, bir de küresel kuzeye bakalım. Oralarda daha fantastik süreçler işliyor. New York Times gazetesinin "Daily" adlı günlük podcast serisine geçen hafta ilginç bir bölüm düştü. Bu bölüm “Bu zaten sadece Amerika’da olur” dedirten bir meseleyi ele alıyor. Silikon Vadisi’nin Karun kadar zengin kocabaşları biraraya gelmişler ve bölgenin kontrolden çıkan konut krizine bir “çare bulmak” için son 10 yılda California’nın nispeten kırsal bir köşesinde, gizlice San Francisco’nun iki katı kadar arazi toplamışlar! 202 kilometre kare! Bu alan İstanbul’un 750 bin nüfuslu Bağcılar ilçesinin dokuz katı, İzmir’in yarım milyonluk Karabağlar ilçesinin iki katı, Ankara’nın milyonluk Keçiören ilçesinden 50 kilometre kare kadar daha büyük bir arazi. Büyük ölçüde tarım alanı olan bu bölgede kodamanların on yılı aşkın bir süredir 800 milyon dolardan fazla para harcayarak arsa toplamaları ilk olarak basının ilgisini çekiyor.
Ardından topladıkları arazinin dibindeki hava üssünden ötürü devlet de kuşkulanmaya başlayınca 2023 yılı sonunda gizlenmekten vazgeçip projelerini halka açık toplantılarda anlatmaya karar veriyorlar. Amaç söz konusu alanda Silikon Vadisi’nin hem pahalı hem de yaşamsallıktan uzak araba bağımlısı kentsel dokusunun yerine yürünebilir, yeşil ve “sürdürülebilir” bir kent kurmak. 50 bin kişinin yaşayacağı, 20 bin konutluk bir rüya kent.
ABD'de sadece yeni sermaye değil yeni siyasi elitler de şehir kurmak istiyor. Seçim kampanyasının yeni bir şeyler vadetmediği eleştirilerine “özgürlük kentleri” projesi ile cevap veren Donald Trump, seçilirse kendi dünya görüşünü paylaşanlar için 10 yeni kent kurmayı vadetti. Silikon Vadisi zenginleri gibi gizli gizli arsa toplamasına da gerek yok. Trump, federal hükümet olarak federal hazine arazilerinde bu kentleri kuracağını söylüyor. Yönettikleri devletleri benzer zihniyetle yöneten petro-dolar zenginleri ya da otoriter rejimlerde de böyle davranışlar sık görülüyor. Trump ise her zamanki gibi lafı hiç dolandırmıyor. Büyük kentlerde sağlam bir güce sahip Demokrat Parti'ye karşı genelde kırsal ve küçük kentlerde yaşayan tabanına “Siz onları boşverin, ben size sadece sizin olacak yeni kentler kuracağım” diyor.
Bu farklı arka planlardan gelen kişi ve kurumların yeni şehir kurma ihtiyacı ve iştahı nereden geliyor? Bu yaşadığımız dönemin bir fantezisi ise bunun kaynağı nedir? Bunlar kent çalışmalarında sıkça tartışılan konular. Bir tane cevabı da yok. İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik krizleri en çok altı çizilen faktörlerden. Ama derinleşen ekonomik ve kültürel ayrışma da gözden kaçmamalı. Şehirlerin içindeki ayrışma ve bunların yarattığı mekansal yeniden-yapılanmalardan (mutenalaşma, kentsel dönüşüm vs.) şimdi şehirlerin ayrışmasına geldik belki de.
Silikon Vadisi örneği bu yüzden önemli bir gösterge. Yoksulluk ve barınma krizini iyi gösterdiği için değil. Aksine zenginliğin ne kadar küçük bir kesimin elinde kümelendiğini ayan beyan yansıttığı için. İçinde bulundukları kentlerin yapısını ve kültürünü beğenmeyen zenginler—aslında mekanlarıyla, yaygın pratikleriyle, değerleriyle bu kent kültürünü yaratanların başında da onlar yok mu?—her şeyi kendi istediğimize göre yapalım diyebilecek güce erişmiş durumdalar.
Sosyalleşmek, paylaşmak, yardımlaşmak gibi insanı insan yapan temel nitelikleri devre dışı bırakmayı ilke hâline getiren bu yaklaşımlarda öne çıkan ortak özellik büyük sosyal ve kültürel yarıklar inşa etmek. Öte yandan bu girişimler evet ilginçler ve evet çoğalıyorlar ama dünya nüfusunun yaşadığı alanlara kıyasla hâlâ devede kulaklar. Ekonomik ya da siyasi, biraz güç elde edince yeni ve sorunsuz kentler kurmak ve eskilerinden kaçmak isteniyor belli ki, ama çoğumuz yumak yumak sorunlarıyla eski kentlerde yaşamaya devam ediyoruz. Sorunları ne kadar büyük ve derin olursa olsun bu kentler bir yere gitmiyor. Daha demokratik, birleştirici ve kapsayıcı bir şekilde bu kentler yaşamak üzerine düşünmek o kadar da imkansız değil. Hatta bu, “sorunsuz ve mükemmel” yeni kentler inşa etmekten çok daha kolay olabilir. Mesele belki de kaçmadan nelerden kurtulmamız gerektiğini bilmekte…
Bu uğurda ilham almak için Kıraathane’de 29 Mart’a kadar devam eden “Italo Calvino 100+1 Yaşında” sergisi muazzam bir durak olabilir. Bu serginin küratörlüğünü Bilge Bal, Orhan Cem Doğan ve Sevil Enginsoy Ekinci yapmış. Italia Calvino’nun özellikle Görünmez Kentler kitabından esinlenilerek hazırlanan bu sergide şehir, insan, insandan öte canlılar ve mekan etkileşimi üzerine düşünmek için çok etkileyici eserler var. Vakit az, gidemem diyorsanız da bu sergiye altlık teşkil eden Arredamento Mimarlık ve Tasarım Kültürü dergisinin Ocak-Şubat 2024 (362) sayısındaki aynı isimli dosyayı okumak isteyebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeni dünyanın tuhaf gerçeklerine dair iki hikaye: Yeni kurulan şehirlerin dünyanın gidişatı hakkında anlattıkları ve şişmanlayan dünya nüfusuna sunulan obezite ilaçlarının yarattığı tartışmalar.
24 Mar 2024

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR


