Kimmiş bu doğru aday?

Muhalefetin seçimi kazanması için tek koşulun "doğru aday" olduğuna dair ifadeler duyuyoruz. Peki bu "doğru aday" kim? Özellikleri neler?
Kimmiş bu doğru aday?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Türkiye'nin yeniden cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmesine (herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde) 9 ay kaldı. Gelecek yıl bu zamanlarda seçilen kişiyi ve politikalarını konuşuyor, belki de eleştiriyor olacağız; ancak günümüzde bir yandan yeni ittifakları izliyor diğer yandan da gündeme gelen tartışmaları takip ediyoruz. Gündem olan tartışmalarda asla değişmeyen hatta eskimeyen tek konu ise; muhalefetin cumhurbaşkanı adayı. 

Hükümetin cumhurbaşkanı adayının belli olduğu değerlendirmelerinin yanında; muhalefetin adayına ilişkin tartışmalar gündeme geldiğinde bugüne kadar birbirinden farklı isimler duyduk. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ekonomist Özgür Demirtaş'a kadar çok sayıda isim medyaya yansıdı. Tabii adaylık yalnızca isimler üzerinden tartışılmadı; hem siyasiler hem de yorumcular "muhalefetin adayının doğru isim olması hâlinde seçimi kazanacağını" belirterek bu "doğruyu" farklı standartlarla tanımladı. Peki bu standartlar neler? Standartlar arasında öne çıkanlar neler? Bahsi geçen isimlerin ötesine, özetle, doğru aday tariflerine göz atalım.

Aday "sembolik" olmamalı 

Diken'den İhsan Dağı, "Muhalefet nasıl bir adayla seçimi kazanabilir?" başlıklı yazısında "sembolik" bir adayla seçime gitmenin yanlış olacağını belirtiyor. Dağı, "Millet İttifakı'nın adayı, aktif siyasetin içinden gelen, tanınan, bilinen, icracı yönü olan bir kişi olmak zorunda." diyor. "Altılı masanın tam desteğini alan; ancak gölgesinde kalmayan" bir aday tarifi yapan Dağı, "kazanabilir aday" nitelendirmesine karşılık daha önceki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı kaybetmiş siyasilerin yeniden aday gösterilmesinin "psikolojik olarak yarışa geride başlamaya" yol açacağını savunuyor. 

Dağı, %50+1 oyun gerektiği seçimde partileriyle özdeşleşen liderlerden ziyade yerel siyasetten gelen adayların başarılı olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu savunarak "Yerel siyasetçiler daha az 'partizan' görünür çünkü yerelde siyaset hizmet odaklıdır. Siyasal ve ideolojik kutuplaşmalar halka yakınlık ve hizmet siyaseti üzerinden aşılabilir." diyor. Dağı ayrıca muhalefetin adayının kimlik siyasetinden de uzak olması gerektiğini düşünüyor. 

"Erdoğan'ın zıttı değil, Erdoğan gibi biri..."

Gazeteci Fehmi Koru ise geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığı yazısında muhalefetin Abdullah Gül'ü veya Gül'e benzer bir ismi aday olarak göstermesi gerektiğini savunuyor. Koru bu fikrini şu ifadelerle gerekçelendiriyor: 

"Kamuoyu yoklamaları, partisinin oyları bayağı düşmüş göründüğü hâlde, Tayyip Erdoğan’ın şahsının seçimde her şeye rağmen en az %40 kadar oyu olabileceğini gösteriyor. Hâlâ varlığını sürdüren %20 kadar da ‘kararsız seçmen’ var ve onlar da karar vermek için Millet İttifakı’nın adayının açıklanmasını bekliyorlar. Muhalefetin, iktidar adayının karşısına, onun tam tersi birini değil, en önemli konularda farklılıkları bulunsa bile temelde onun toplumun geniş bir kesiminin hoşuna giden özelliklerine ondan daha fazla sahip birini cumhurbaşkanı adayı olarak çıkarması gerekir." 

"Süper kahraman değil, normal"

T24 yazarı Ali D. Ulusoy, "Nasıl bir cumhurbaşkanı aramalıyız?" başlıklı yazısında, muhalefetin "ideal, süper kahraman veya süper kurtarıcı bir adaya" ihtiyacı olmadığını vurguluyor. Ulusoy, sadece ülkeyi "normalleştirecek" birine ihtiyaç olduğunu ifade ederek bunu "Taşları tekrar yerine koyacak. Devleti ve kurumları normal rayına oturtacak.  İhtiyacımız olan, normal bir Batı ülkesinde normal kabul edilen tamamen normal bir devlet sisteminin inşasına vaziyet edecek sadece normal işini yapacak tamamen normal bir Cumhurbaşkanı." ifadeleriyle açıklıyor. 

"İdeal ve Süpermen bir CB'ye ihtiyacımız yok." diyen Ulusoy, "Sadece normal ve sıradan bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var; ancak bir normalleşme ve restorasyon dönemi sonrasında siyaset, hukuk ve kurumlar normal mecrasında tekrar yola koyulabilir." diyor. 

Mutabakatı gerçekleştirecek kişi

Abdulbaki Erdoğmuş Independent Türkçe'deki "Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?" başlıklı yazısında altılı masanın oluşturduğu mutabakatı gerçekleştirecek bir ismin cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğinin altını çiziyor. Erdoğmuş adaylık için bir diğer kriterini "Partiler üstü, demokrasi ilkeleriyle uyumlu, devlet tecrübesi ve tanınırlığı olan, hukukun üstünlüğüne inanan birsinin aday olması Türkiye için bir tercih değil, zorunluluktur." ifadeleriyle açıklıyor. Erdoğmuş kriterlerinin ardından yazısında uygun gördüğü adayların isimlerini de listeliyor.

"Sinirleri sağlam olmalı, yaraları sarmalı"

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ortak cumhurbaşkanı adayının sahip olması gereken özellikleri bir mektubunda sıralıyor. Tüm muhalefet partileriyle ortak bir aday konusunda uzlaşmak istediklerini belirten Demirtaş, "Bunun içinde adayın, bunca kutuplaştırılmış toplumun tüm farklılıklarını kucaklayabilecek olgunlukta ve demokratik anlayışta olması gerekir. Daha adayken bile herkesin Cumhurbaşkanı olabileceğini gösterecek yetkinliğe, birikime sahip olması da önemlidir." ifadelerini kurarken adayın sinirlerinin sağlam olması gerektiğini de söylüyor.

Demirtaş ayrıca "Ortak akla önem vermeli, geçiş sürecini başarıyla yönetebilecek deneyime sahip olmalıdır. Geçen yüz yılın hatalarından dersler çıkarabilmeli, değişime açık ve cesur olmalı, helalleşme, yüzleşme, hesaplaşma dengesini iyi tutturmalıdır. Kadınların eşitliği, emekçilerin alın teri, çevre hakları, özgürlükçü laiklik gibi konularda duyarlı ve bilinçli olmalı; kimlik, inanç ve dil hakları gibi kolektif haklar konusunda demokratik çözüm perspektifi sunabilmelidir." ifadelerine yer veriyor. Adayın son yüzyılın tüm yaralarını sarabilmesi gerektiğini vurguluyor. 

Bir başlık da benden... 

Türkiye'nin şu anki durumunda, kimi anketler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısında her kim olursa olsun kaybedeceğini kimi anketler de yine de seçimi kazanacağını gösteriyor.

Burada anketlerin sonuçlarından ziyade toplumun durumuna bakmak gerekiyor. Türkiye, müthiş bir bölünmüşlük, tahammülsüzlük ve ayrımcılık içinde. İnsanlar sadece siyaseten kendisinden farklı düşündüğü için karşısındakilerle büyük tartışmalara girerek tüm ilişkilerini koparır duruma geldi. Öyle ki kardeşler küsüyor, esnaf birbirine sırt dönüyor, akrabalık ilişkileri bile kopuyor...

Böyle bir tansiyon yüksekliği içinde muhalefet bambaşka ideolojileri savunan 6 veya 7 partinin bir araya gelebileceğini, yalnızca Türkiye'yi bulunduğu konumdan kurtarmak için birlikte çalışabileceğini göstermeye çalışıyor. Bu bakış açısıyla halkın karşısına çıkarılacak cumhurbaşkanı adayının da bu birleştirici ve yapıcı politikalarla toplumu barıştırmayı hedef edinmesi gerekiyor. 

Türkiye'de siyasetçilerin uzun zaman önce kaybettiği saygıyı yeniden inşa etmesi, siyasetçilerle birlikte toplumunda unuttuğu dinlemeyi öğrenmesi ve yeniden öğretmesi, toplumu oy potansiyeli olan +1 gibi görmek yerine; bireylerden oluşan ve kendisine asıl yetkiyi veren halk olarak görmeyi bilmesi gerekiyor. 

Büyük krizlerin içindeki Türkiye'de hem krizleri yönetmeyi bilmesi, bunu halka gösterebilmesi (belki bir diploma da çözebileceği konusunda inandırıcı olabilir), kimsenin zaaflarını onlara karşı kullanmaması, Türkiye toplumunun renkliliğini ve çeşitliliğini bilerek, severek tümüne kucak açması, bir partiye veya ideolojiye değil halka tutunması, bağırmayı değil konuşmayı, susturmayı değil diyaloğu teşvik etmesi gerekiyor.

Kısacası adayın Türkiye'yi otokrasiden çıkaracağını; halkın yeniden söz sahibi olduğu demokrasiye sokacağını göstermesi gerekiyor; çünkü halk yalnızca dinlenmek istiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Muhalefetin "doğru adayı", İran'da rejim değişikliği(?)

Brezilya'da seçime doğru, %1'in serveti

28 Eyl 2022

Reuters

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR