
Kültürün her zaman sanat ve tasarımla iç içe olduğunu düşündüğüm için iş de olsa eğlence de olsa bakış açım bu tarafa yöneldi. Bunu deneyimlediğim ilk yerse Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag oldu.
Prag, benim ikinci yurt dışı seyahatimde gittiğim bir şehirdi. Kent, yapısı ve dokusu itibarıyla beni gerçek anlamda büyülemişti. Özellikle Anadolu’da kolay kolay karşılaşmadığımız o mimariyi gözlemlemek, dokunmak ve toplumun geçmişini değerlendirmeye çalışmak inanılmaz keyifliydi. Barok ve Gotik mimarinin görülmeye değer ihtişamı, bu kent hakkında okuyarak ve izleyerek öğrendiğim her şeyi deneyimlerken soluğumun kesilmesine sebep oldu (bundan bir yıl sonra gördüğüm Brüksel ise başka bir soluk kesici etki yaratmıştı.
Şehrin Ortaçağ esintilerini taşıyan eski meydanı 2. Dünya Savaşı’nda çok fazla zarar görmüş olsa da büyüleyiciliğini Vlatna nehri üstüne yansıtmaktan geri kalmıyor. Bu noktada bir şey var ki postmodern mimarinin soluk kesici örneklerinden… Baktıkça kafası karışıyor insanın. Elbette ki tahmin ettiğiniz gibi Dans Eden Ev. Frank Gehry tarafından tasarlanan bu yapı, Prag gibi Ortaçağ ruhunu taşıyan sert ve eski hatta bazen ürkütücü binalarla ünlenmiş bir kentin keskin bir dokuya sahip olmasına rağmen esnek kısımlarını da görmemiz için bizi teşvik ediyor. Dekonstrüktivizm’in öncülerinden Gehry, tasarladığı bu yapıyla kentte kargaşa hissinin yanında esnek ve sert kavramlarının insan kafasında tekrar şekillenmesini sağlıyor.
Modernizmin karşısında duran dekonstrüktivizmin mimarideki yansıması da aslında dekonstrüktivist felsefe etkisinden kaynaklanıyor. Mimarlık teorisinde modernizmin yer aldığı stabil ve rasyonel yapıların aksine; kafa karıştıran, dış cephede kullanılan malzeme ve değişken formlar sayesinde sıra dışı olarak nitelendirebileceğimiz bu yapılar, 2010’lardan sonra dijital dönüşümün yaşandığı, geleneksel, modern ve postmodernin bir arada yer aldığı yapısal bir dönüşüm sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Line
Bir bölgeye ait olmak ve ondan ilham almak, onun sahipleriyle aynı havayı soluyarak ortaklıkların ve farklılıkların getirdiklerine “merhaba” demek istersen, Line her hafta bir kenti, bir köyü, bir dünyayı dolaşıyor!
İLGİLİ OKUMALAR



