Medyaya yönelik baskı artıyor: Gazeteciler hangi koşullarda mesleklerini yapıyor?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolar, yalnızca eylemcileri değil, gazetecileri de hedef aldı. Basın; gözaltılar, tutuklamalar ve ekran karartma cezalarıyla son yılların en sert baskı döneminden geçiyor. Sözcü TV'nin 10 gün yayın durdurma cezasıyla karşı karşıya olmasını kanalın Genel Yayın Yönetmeni Özgür Çakmakçı'yla konuştuk. Ayrıca 25 Mart’ta tutuklanan NOW TV muhabiri Ali Onur Tosun'a gözaltı ve tutukluluk sürecinde yaşadıklarını ve DİSK Basın-İş Yönetim Kurulu üyesi İzel Sezer'e gazetecilerin alanda nelerle karşılaştığını sorduk.
Medyaya yönelik baskı artıyor: Gazeteciler hangi koşullarda mesleklerini yapıyor?

22 Mart - TDSD - Gündem
Türkiye Down Sendromu Derneği ile birlikte

Farkındayım, yanındayım: Hayata +1 değer katalım Türkiye Down Sendromu Derneği , Down sendromlu bireylerin hayatın her alanına tam ve eşit katılımını sağlamak için kapsamlı çalışmalar yürütüyor. İstihdam+1 Destekli İstihdam programıyla Down sendromlu bireyleri iş hayatına kazandırarak onların ekonomik ve sosyal bağımsızlığını destekliyor. Şişli, Bomonti’de bulunan merkez binalarında ve Akademi +1 online platformları ile hizmetlerini tüm Türkiye’ye sunuyor. Öz savunuculuk, Dans+1, Lezzet +1, Sanat +1, Aile Danışmanlığı, Yasal Danışmalıklar, Sosyal Hizmet Destekleri, Bağımsız Yaşam Programları, Erken Müdahale Programları ve serbest zaman programı atölyeleri ile sıfır yaştan itibaren hayat boyu Down sendromlu birey ve ailelerinin yanında oluyor. Dernek, farkındalık kampanyaları ve kurumsal iş birlikleriyle toplumsal algıyı değiştirmeyi hedefliyor. Bağış yaparak bu çalışmaları destekleyebilir, Down sendromlu bireylerin eşit fırsatlara erişimini sağlamak adına büyük bir fark yaratabilirsiniz. Türkiye Down Sendromu Derneği’ni destekleyerek değişime ortak olun. Gerçek dostlar kromozom saymaz! Türkiye Down Sendromu Derneği ile buradan tanışabilir, bağış yapabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protestolar yalnızca eylemcileri değil, basın mensuplarını da hedef alıyor. Görevini yapan gazeteciler, gözaltı, tutuklama ve sınır dışı gibi uygulamalarla karşı karşıya kalırken, medya kuruluşları da yayın durdurma ve para cezalarıyla baskı altına alınmaya çalışılıyor.

Protestoların ilk gününden bu yana, aralarında muhabir, fotomuhabir ve kameramanların bulunduğu en az 15 gazeteci gözaltına alındı. Yedi gazeteci tutuklandı, ancak iki gün içinde serbest bırakıldı. BBC muhabiri Mark Lowen, 17 saat gözaltında tutulduktan sonra sınır dışı edildi. İsveçli gazeteci Joakim Medin, 2023’te Stockholm’de düzenlenen bir eyleme katıldığı iddiasıyla 28 Mart’ta tutuklandı.

Bu süreçte yalnızca sahadaki gazeteciler değil, TV kanalları da baskının hedefi oldu. RTÜK, protestoları ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Saraçhane’deki mitinglerini yayımlayan televizyon kanallarına arka arkaya cezalar kesti. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle Sözcü TV’ye 10 gün yayın durdurma cezası verilirken Halk TV'deki "Gündem Özel" ve Tele 1'deki "Haber 13" programları için de 5 kez program durdurma cezası ve %5 idari para cezası verildi.

Özgür Çakmakçı: Medya tarihinin en büyük cezası

Sözcü TV Genel Yayın Yönetmeni Özgür Çakmakçı, RTÜK tarafından kanala verilen 10 günlük yayın durdurma cezasını “Türkiye medya tarihinin en ağır cezası” olarak tanımlıyor. Aposto’nun sorularını yanıtlayan Çakmakçı, “Öbür kanallara verilen cezalar çok sıradan. Biz o cezaları her zaman alıyoruz zaten. Ama bu Türkiye medya tarihinde daha önce hiçbir kanala verilmemiş bir ceza. Önceden 5 ve 7 günlük yayın durdurma cezaları verildi ama 10 gün ceza ilk kez oluyor” diyor.

"Bizim yaptığımız yayınlar, mitingi yayımlamak ya da milletvekillerinin konuşmalarını vermek. Gelen cezalardan bir tanesi Ali Mahir Başarır’ın Bahçeli’yle ilgili konuşmaları yüzünden. Televizyonlar, haber kanalları canlı yayınlardan sorumludurlar fakat canlı yayınlarda söylenen şeylerden sorumlu değillerdir. Bu bizim elimizde olan bir şey değil, biz insanların ne söyleyeceğini bilmiyoruz."

Çakmakçı: Avukatlarımız idare bölge mahkemesine itiraz edecek

Henüz kendilerine resmî tebligat yapılmadığını belirten Çakmakçı, karara itiraz edeceklerini ve avukatlarının yürütmeyi durdurma başvurusuna hazırlandığını da söylüyor:

“Henüz karar ve günü tebliğ edilmedi bize. Muhtemelen bayramdan sonra cezanın nedenini söyleyecekler ve RTÜK’ün 6112 sayılı kanununun 8. maddesinin B bendinden ceza verecekler. Kanunun 8/B maddesinde 'Yayın hizmetleri ırk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz' deniyor.

Karar bize ulaştıktan sonra avukatlarımız idare bölge mahkemesine itiraz edecek. Ondan sonra yürütmeyi durdurma alırsak belki 10 günlük karartma olmayacak. 
Eskiden bize karar gelirdi, mahkemeye başvururduk. Mahkeme bize bir gün içinde cevap verirdi. Yürütmeyi durdurur ya da durdurmazlardı. Ancak artık bu durum Türkiye’de günlerce sürüyor. O sırada bize tebliğ edilen kararın uygulanmasının zamanı geliyor ve uygulamak zorunda kalıyoruz. O yüzden istememekle birlikte karartma bu süreçten sonra başlayacak gibi.”

Sözcü TV’nin daha önce de 8/B’den iki kere ceza aldığını belirten Çakmakçı, bu maddeden 3. kez ceza almaları durumunda kanalın lisansının iptal edilebileceğini vurguluyor:

“Türkiye’de sayıları giderek azalan gerçek haber kanalları baskı altına alınmaya çalışılıyor. Umarım karartılmayız çünkü biz 8/B’den önceden de iki kez ceza aldık. Üçüncüsünde kanal lisans iptaline doğru gidecek ama mahkeme yolumuz da açık. Ancak Türkiye’nin geldiği noktada, ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayının hapse girdiği bir yerde kanal kapatmalar da ‘Çok ağır, olmaz’ diyebileceğimiz durumlar değil.”

İzel Sezer: Gazeteciler basın kartlarını göstermelerine rağmen gözaltına alınıyor

DİSK Basın-İş Yönetim Kurulu Üyesi İzel Sezer, protestoların başladığı günden bu yana gazetecilerin sistematik biçimde hedef alındığını söylüyor. Aposto’ya konuşan Sezer, gazetecilerin sahada hem fiziksel hem yasal tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirtiyor:

“Polis müdahalesi sahada gazetecilerin çalışmasını zorlaştırıyor. Basın kartı gösterilmesine rağmen gözaltına alınma ya da ekipmanlarına el konulma vakaları yaşanıyor. Yasal baskılar, başlatılan soruşturmalar ve evlere yapılan operasyonlar da gazetecileri sindirmek için araç hâline geldi.”

Sezer, 29 Mart’ta tutuklanan İsveçli gazeteci Joakim Medin’in durumunu da yakından takip ettiklerini söylüyor. Medin’in çalıştığı Dagens ETC gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Andreas Gustavsson ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktarıyor:

“Gustavsson, Medin’e yapılan suçlamaların tamamıyla asılsız olduğunu ve süreçte hâlâ bir belirsizlik olduğunu, nasıl bir yol izleneceğine karar vermeden önce bazı temel konular hakkında bilgi almaya çalıştıklarını aktardı.

Medin’in, Ocak 2023’te Stockholm’de düzenlenen bir eylem nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'terör örgütü üyeliği' suçlamalarıyla Türkiye’de hakkında yakalama emri bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklandığı ifade ediliyor. Fakat biliyoruz ki Medin, Ekrem İmamoğlu operasyonu sonrasında başlayan protestoları takip etmek için İstanbul’a gelmişti.”

Sezer: RTÜK siyasi bir baskı aracına dönüştü

RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezaları da değerlendiren Sezer, kurumun bağımsız bir medya otoritesi olmaktan çıktığını ve siyasi baskı aracına dönüştüğünü savunuyor:

“Eylem ve ifade özgürlüğü hakkını kullanan yurttaşların sesini duyuran kanalları cezalarla sindirmeye çalışan RTÜK, halkın haber alma hakkına saldırmaya devam ediyor. Bu cezalarla RTÜK’ün, kanalların yayın lisanslarını iptal etmenin önünü açmaya çalıştığının da farkındayız.”

Sezer’e göre, bu sürece yalnızca gazetecilerin değil, yurttaşların da karşı çıkması gerekiyor:

“Gazeteciler mesleklerine sahip çıkmaya çalışsa da bence bu noktada en önemli şey, halkın haber alma ve haber olma hakkına karşı yapılan bu saldırı karşısında yurttaşların da kendi hakları için mücadele etmesi gerekliliği.”

RTÜK’ün Sözcü TV’ye verdiği 10 günlük yayın durdurma cezasının bir ilke işaret ettiğini vurgulayan Sezer, geçmiş örnekleri de hatırlatıyor:

“RTÜK daha önce de ‘muhalif’ kanallara çok sayıda program durdurma cezası ve para cezası kesti ama önceki senelerde TELE 1’e verilen 3 günlük yayın durdurma cezalarının ardından bir muhalif kanala ilk kez bu kadar uzun süreli bir ceza verildiğine tanıklık ediyoruz.”

Sezer, benzer süreli cezaların daha önce yalnızca sağlık beyanıyla reklam yayımladığı gerekçesiyle birkaç tematik kanala verildiğini belirtiyor:

“2017’de Bedir TV’ye, 2018’de ise Yeni Sinema TV ve Evin TV’ye sağlık beyanıyla reklam yapıldığı gerekçesiyle 10’ar günlük yayın durdurma cezası kesilmişti.”

Ali Onur Tosun: Ters kelepçeyle nezarethaneye alındık, 30 saat gözaltında tutulduk

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestoları takip eden gazetecilerden yedisi, 24 Mart sabahı evlerine düzenlenen polis baskınlarıyla gözaltına alındı. Zeynep Kuray, Bülent Kılıç, Yasin Akgül, Ali Onur Tosun, Murat Kocabaş, Gökhan Kam ve Hayri Tunç, önce adli kontrolle serbest bırakıldı ancak yarım saat bile geçmeden savcılık kararıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiler ve 25 Mart’ta tutuklandılar. 

NOW TV muhabiri Ali Onur Tosun da o isimlerden biri. 27 Mart’ta tahliye edilen Tosun, gözaltı ve tutukluluk sürecini Aposto’ya anlatıyor:

“24 Mart sabahı aslında biraz da erken kalktığım bir sabahtı. Şişli Belediyesi’ne atanan kayyumun görevine başlaması bekleniyordu ve ben de muhabirlik yaptığım Now’da 'Çalar Saat' programı için canlı yayın yapacaktım. Saat 7.00’de evden çıkmak üzere hazırlanırken saat 6.05’te kapım çaldı. Polisler, 2911 sayılı kanuna, yani Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla hakkımda gözaltı, yakalama, ev araması ve el koyma kararı olduğunu bildirdiler. 7 polis evde arama yapmaya başladı. İçlerinden biri, ‘Neden bu saatte uyanıksın, bizi mi bekliyordun?’ diye sordu.”

Tosun, Terörle Mücadele Şubesi’nin operasyonu olmasına rağmen evine gelen polislerin asayiş polisleri olduğunu söylüyor ve ev aramasında hiçbir şey bulunamadığını aktarıyor. Ancak yine de gözaltına alınarak ters kelepçeyle nezarethaneye götürülüyor ve 30 saat boyunca gözaltında tutuluyor:

“Protestolara katılmadığım, sadece gazeteci olarak takip ettiğim için benim adıma sürecin çok da uzamayacağını ve ifademi verdikten sonra serbest kalacağımı düşündüm. Polisler herkesi ters kelepçeyle nezarete almaya başlayana kadar. Etrafımdaki polislerden beni tanıyanlar da olduğu için son ana kadar kelepçeyi takmadılar. Hatta bir tanesi yanıma gelip, ‘Ben kelepçe takmayalım dedim ama kabul etmediler’ dedi. Maalesef ters kelepçeyle nezarethaneye alındık.”

Tosun, gözaltı gerekçesini ise ilk kez emniyetteki ifadesi sırasında öğreniyor:

“Tam olarak neyle suçlandığımı, emniyet ifademi verirken öğrendim. Gazeteci olarak, kanalım adına takip ettiğim bir yürüyüşte mikrofonum ve kameraman arkadaşım görünmeyecek bir şekilde fotoğrafım çekilmiş ve bunun üzerinden ‘yasa dışı eyleme katılan bir gösterici’ olduğum iddia ediliyordu.”

Gözaltındaki gazetecilerin tamamı adliyeye çıkarıldığında ilk aşamada adli kontrol kararı veriliyor. Ancak bu karar yarım saat içinde savcılık tarafından geri çekiliyor ve tüm gazeteciler tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ediliyor. Tosun yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Diğer gazeteci arkadaşlarla beraber, niye adli kontrol kararı verildiğini tartışırken serbest bırakılmak üzere götürülenler geri getirildi. O zaman bir terslik olduğunu anladık ama asla tutuklama gibi bir tedbir beklemiyorduk. O yüzden adli kontrol kararının kaldırılacağını düşündüm. Umut fakirin ekmeği, diyelim.”

Tosun: Bir gazeteciyi eylemci olarak gösteren o fotoğrafa hiçbir anlam veremiyorum

Tosun, gazeteci kimliğini görmezden gelen güvenlik güçlerinin kendisini eylemci olarak gösteren bir fotoğraf üzerinden suçladığını belirtiyor:

“Bu fotoğraflar bilerek mi bu şekilde çekildi, yoksa bir videodan mı bu şekilde kırpıldı, onu bilmemiz tabii ki mümkün değil. Ben bir gazeteciyi eylemci olarak gösteren o fotoğrafa hiçbir anlam veremiyorum. Bir motivasyonla mı o şekilde çekildi, bir emirle mi yoksa hata ile mi, onu ileride öğreniriz diye umut etmekten başka elimden gelen bir şey yok.”

Gözaltı koşullarına dair Tosun’un izlenimleri ise şöyle:

“Nezarethanenin fiziksel şartları dışında çok kötü sayılmazdı. Nezarethanelerin kapasitesi üzerinde kişi aynı nezarethanede tutuluyordu. Sürekli kullandığım ilaçlarım konusunda avukatlarım, çalıştığım kanal ve ailem adeta seferber oldu.”

Adliyeye sevk sırasında yaşanan bir başka olayı da paylaşıyor:

“Sadece adliyeye sevk edilişimiz ve adliyeye girişimiz sırasında bir polis, ters kelepçe takılması ve başımızın eğilmesi emrini verdi. Diğer gazeteci arkadaşlarla ona, ‘Gazetecilerin başını eğmeye zorlamayın’ desek de dinlemedi. Gazeteci olarak başımı eğmelerine izin vermeyeceğimi söylediğimde, koluma girip beni götüren polisler de çok ısrarcı olmadılar.”

Tosun: Hiçbir gazetecinin bunları yaşamaması gerekirdi

Silivri Cezaevi’nde geçirdiği sürede kamuoyunun ve çalıştığı kanalın desteğinin etkisini hissettiğini vurgulayan Tosun, özellikle cezaevi personelinin tutumuna dikkat çekiyor:

“Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi yönetimi ve infaz koruma memurlarına ise özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bir infaz koruma memuru bana, ‘Annem evde senin için ağlıyor’ dedi. Orada o kadar rahat olmamızın sebebi, sanıyorum ki Genel Yayın Yönetmenimiz Doğan Şentürk’ün ve kanalımın ilk andan itibaren ekrandan suçsuz olduğumu adeta haykırmasıydı. Onların ve ailemin desteğini asla unutamam.”

Tosun'un son sözleri ise şunlar oluyor:

“Ne olursa olsun, görevini yapan hiçbir gazetecinin bu gibi durumları yaşamaması gerekirdi. Umarım son olur.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Bayram mesajları, imza kampanyası

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle imza kampanyası başlattı. Özel, bayramın ilk gününde cezaevini ziyaret etti, Erdoğan ise bayram mesajında muhalefeti suçladı.

31 Mar 2025

 CHP X Hesabı

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta