Merkezin zayıflığı, göçün radikalleşmesi

Merkezin zayıflığı, göçün radikalleşmesi

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

2011'de başlayan Suriye iç savaşıyla birlikte AK Parti’nin “açık kapı politikası” uygulamaya başlaması Türkiye’ye kitlesel bir göç hareketini başlattı. Bugün gelinen noktada Türkiye, 3,6 milyon Suriyeli sığınmacı ve diğer ülkelerden gelen yaklaşık 400 bin yabancıya ev sahipliği yaparak dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi konumunda

İktidarın açık kapı politikası, ilk dönemlerde “ensar-muhacir” söylemiyle kamuoyunda meşrulaştırılmaya çalışılsa da hem ekonomik krizin toplumsal huzursuzluğu artırması hem de Afganistan ve Pakistan başta olmak üzere Asya ülkelerinden gelen kaçak göçmenlerle birlikte mülteci sayısının sürekli olarak artması düzensiz göçü toplumun en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Suriye’den kitlesel göçün başlamasından bu yana 10 yıl geçmesine rağmen hükümetin hiçbir somut entegrasyon veya göç politikası üretememiş olması ve göç olgusunu sürekli olarak “ensar-muhacir” retoriği kullanarak ideolojik bir zemine kaydırması toplumdaki göçmen karşıtı hareketlerin güçlenmesine ve toplumsal huzursuzluğun artmasına zemin hazırladı.

Açık kapı politikası, iktidarın ideolojik çizgisi ve politik – ekonomik tercihleri çerçevesinde bilinçli olarak devam ettirilirken, muhalefet partilerinin bu konuda bir politika önerisi ve etkili bir söylem geliştirememesi düzensiz göç konusundaki toplumsal huzursuzluğun radikal bir zemine kaymasına neden oldu. 

Toplumda yükselen göçmen karşıtı duyguları ve siyasetteki boşluğu değerlendiren eski MHP ve İYİ Partili Ümit Özdağ, Avrupa’da yükselen radikal sağ partilerin Türkiye’deki muadili olan Zafer Partisi’ni kurdu. Zafer Partisi, şimdiye kadar yapılan anketlerde %2-3 civarında bir oy oranına sahip olsa da göçmenler konusundaki toplumsal huzursuzluğu siyasi gündeme taşıyarak hem iktidarı hem de muhalefeti bu alanda söylem ve politika geliştirmeye zorladı. Bu anlamda, Zafer Partisi’nin düşük oy oranının çok ötesinde bir siyasi etkiye sahip olduğu iddia edilebilir.

MetroPoll Araştırma tarafından Ağustos 2021'de yapılan bir ankette, katılımcıların %81,7’sinin “Sığınmacılar ülkelerine geri dönmelidir” dediği belirtiliyor. Sığınmacıların ülkelerine geri dönmesini isteyenlerin hem iktidar hem de muhalefet partilerini destekleyen seçmenler arasında çok büyük bir orana sahip olması göçmenler konusundaki toplumsal huzursuzluğun toplumun geneline yayıldığını gösteriyor.

Muhalefet partilerinin göç politikaları

Hem ekonomik krizin toplumun her kesimini derinden etkilemesi hem de 2023 seçimlerine kısa bir süre kalmışken partiler arası rekabetin kızışması halkın en önemli iki sorun olarak gördüğü ekonomi ve düzensiz göç konusunda partilerin somut adımlar atmasını zorunlu kılıyor. DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve İYİ Parti’nin göç politikalarını kamuoyuna açıklaması muhalefet partilerinin düzensiz göç konusundaki siyasi inisiyatifi Zafer Partisi’nden almaya çalıştığını gösteriyor. Her iki parti de göç konusunda çeşitli entegrasyon politikaları önerse de eylem planlarındaki ön plana çıkan tema sığınmacıların ve kaçakların ivedilikle Türkiye’den gönderilmesi.

DEVA Partisi’nin göç politikasında şu ifadeler öne çıkıyor:

“Suriye’de güvenliğin sağlanmasıyla birlikte, Suriyelilerin geçici koruma statülerine son vereceğiz. Geçici koruma statülerinin sonlanması üzerine, Suriyelilerin Türkiye’den belirli bir süre içerisinde ayrılması gerecek. Mağduriyete sebep olmaksızın güvenli ve onurlu bir dönüşü sağlayacağız. Suriyeliler ülkemizden ayrılana kadar Türkiye’deki ikamet, çalışma, eğitim ve sağlık hizmeti gibi konuları kural bazlı hâle getireceğiz.”

Gelecek Partisi de “Devlet Aklı ve Millet Vicdanı Rehberliğinde Düzensiz Göç Sorunu ve Çözüm Önerileri: Gelecek Modeli” başlığıyla açıkladığı göç politikasında kısa vadeli ve acil bir çözüm önerisi olarak “kısa geri dönüş planlamalarının yapılması ve ivedilikle uygulanması, tam sınır güvenliğinin tesisi, geçerli mevzuatın tavizsizce ve istikrarla uygulanması, bölgesel/uluslararası aktörlerle yeni bir iş birliği anlayışlarının başlatılması” gibi konulara vurgu yapıyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından “Göç Doktrini ve Stratejik Eylem Planı” başlığıyla kamuoyuna açıklanan göç planı “Kararlı ve planlı geri dönüşe az kaldı” sloganıyla tanıtıldı. Akşener, raporun tanıtım toplantısında iktidarın göç politikasını şu ifadelerle eleştirmişti:

“Mültecilere, göçmenlere, kaçaklara, sığınmacılara, müracaatçılara kızabiliriz ama o öfkenin odaklanacağı yer Sayın Erdoğan ve AK Parti iktidarıdır. Artık sığınmacılar için kaynak ülke Suriye, hendek ülke Türkiye, hedef ülkeler Avrupa haline gelmiş durumda. Ülkemizi hendek haline getiren Erdoğan ve AK Parti’den, sandıkta, demokrasiyle hesap sorulmalıdır.”

İYİ Parti’nin “Göç Doktrini ve Stratejik Eylem Planı” sınır güvenliği ilkesi, geri dönüş ilkesi, önleyici göç ilkesi ve uluslararası göç mutabakat ilkesi olarak adlandırılan dört temel ilke üzerine inşa ediliyor. Türkiye’deki sığınmacıların ve kaçak göçmenlerin 3 yıl içerisinde ülkelerine geri gönderilmesinin planlandığı eylem planında, üç öncelikli gruba ayrılan Suriyeli sığınmacıların 2024-2026 yılları arasında ülkelerine geri gönderilmeleri hedefleniyor. İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Mehmet Tolga Akalın, geri gönderme planını şu şekilde özetliyor:

“Birinci öncelikli aileler, Türkiye’de çocuğunun eğitimi devam etmeyen, çalışmayan, Suriye’de evleri zarar görmemiş aileler. İkinci öncelikli aileler, Türkiye’de çalışan ve çocuğunun eğitimi devam eden, Suriye’de evleri az zarar görmüş ve bir yıl içinde evleri onarılan aileler. Üçüncü öncelikli aileler ise Suriye’de ev ve yaşam alanları zarar görmüş, başkasına verilmiş olup, Suriye Devletinin yer göstereceği aileler ile dezavantajlı (ileri yaşlı, bakıma muhtaç ve ağır engelli) aileler.”

İYİ Parti lideri Meral Akşener de plana ilişkin açıklamasında “İYİ Parti iktidarında Suriyeli ve diğer uyruklu sığınmacılar ve kaçak göçmenler sorununun çözümü için uygulayacağımız stratejinin temelinde; insani değerlere ve uluslararası hukuka uygun olarak, bölge ülkeleri ve hedef ülkelerle yardımlaşma içinde tehdidin büyümesini önlemek, işlemleri hızlandırmak ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların her şartta ve mümkün olan en makul sürede (biz bunu üç yıl olarak ön görüyoruz) ülkelerine dönmesini sağlamak hedefimiz yer alıyor. 1 Eylül 2026’da, iktidarımızın üçüncü yılının sonunda tüm Suriyeli sığınmacıları memleketlerine kavuşturmuş olacağız.” demişti.

Merkezin radikalleşmesi

Zafer Partisi ve radikal sağın yükselişi, toplumda göçmenlere karşı yükselen öfkeden bağımsız olarak değerlendirilemez. Öte yandan, Türkiye siyasetindeki merkez parti eksikliğinin radikal sağ partilere bir siyaset alanı açtığı da yadsınamaz bir gerçek. Başta Fransa, Macaristan ve İtalya olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde radikal sağ partilerin yükselişini hazırlayan toplumsal dinamikler uzun bir süredir Türkiye’de de gözlemleniyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da sürekli olarak iktidarın değişmesinin ardından göçmenlerin ülkelerine geri gönderileceğini söylemesi muhalefet partilerinin Zafer Partisi’nin sürekli gündemde tuttuğu göçmen karşıtı duygulara hitap ederek uzun vadeli ve gerçekçi göç ve entegrasyon politikalarını göz ardı ettiğini gösteriyor. Zafer Partisi’nin düzensiz göç problemini siyasi gündemin merkezine taşımasından öte hem iktidarı hem de muhalefeti daha gerçekçi ve ılımlı entegrasyon politikalarından ziyade göçmenleri geri gönderme fikrine yoğunlaştırması radikal sağcı bir siyasi partinin tüm siyasi partileri kendi radikal çizgisine çekme konusundaki başarısını gösteriyor.  Hükümetin başarısızlığı ve muhalefetin göç konusundaki yetersizliği ülkenin geleceği açısından en hayati konuların dahi merkezden uzak radikal fikirler etrafında tartışılmasına neden oluyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🕊 Odak: Göçmenlik

Aposto Odak, bu sayısında her yönüyle göçmeyi ve göçmenliği ele alıyor.

30 Eki 2022

Unsplash

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta