Milletvekili Seçilen Bakanların Durumu

2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümet sistemi değiştirildi ve Anayasada açıkça belirtilmemekle birlikte adına “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen yeni bir sistem kabul edildi. Bu sistemde, Anayasanın 8. Maddesine göre, yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır. Anayasanın 106. Maddesinde de Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanları atama ve görevden alma yetkisi tanınmıştır. Atanan Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların TBMM önünde and içmeleri öngörülmüştür. Aynı hükme göre Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar Cumhurbaşkanına karşı sorumludurlar. Yine aynı maddede “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca Anayasanın 98. Maddesinde TBMM üyelerinin Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru sormaları ve haklarında Meclis soruşturması başlatmalarına olanak tanınmıştır. Nihayet 106. Maddeye göre Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar TBMM üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla Yüce Divana sevk edilebilirler ve kişisel suçlarıyla ilgili olarak da yasama dokunulmazlığından yararlanırlar.
Bütün bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların doğrudan yürütme yetkisine sahip olmadığı, Cumhurbaşkanı tarafından atanan ve görevden alınan ve ona karşı sorumlu olarak görev yapan kamu görevlileri olduğu anlaşılmaktadır. Yine Anayasada açıkça Cumhurbaşkanı yardımcılığı ve bakanlık ile TBMM üyeliğinin bağdaşmadığı düzenlenmiştir. Ancak Anayasa ve yasalarda Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların TBMM üyeliğine aday olmaları halinde uygulanacak kurallar açıkça düzenlenmemiştir.
14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan 28. Dönem TBMM seçimlerinde Cumhurbaşkanı yardımcısı ve 15 bakan milletvekili adayı olmuşlar ve görevlerinden istifa etmemişlerdir. Bu durumun Anayasaya ve siyasi etik ilkelere aykırı olduğu yönündeki iddialar dikkate alınmamış ve Yüksek Seçim Kurulu da bu kişilerin istifa etmelerine gerek olmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla seçim sürecinde bu kişiler Bakanlık yetkilerini ve Devlet imkanlarını seçim propagandası amacıyla sınırsızca kullanmışlardır.
Bu kişilerin tamamı milletvekili seçilmiş ancak aynı gün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde hiçbir adayın oyların salt çoğunluğunu alamaması nedeniyle seçim ikinci tura kalmıştır. Bu nedenle de milletvekili seçilen Cumhurbaşkanı yardımcısı ve 15 bakanın durumunun ne olacağı sorusu gündeme gelmiştir. Anayasa açıkça bu iki sıfatın aynı kişide birleşmesini yasaklamıştır. Anayasaya göre bakan olarak atanan milletvekilinin vekilliği düşecektir. Aksi durumda ne olacağı konusunda ise bir açıklık yoktur. Bu durumda hukuki boşluğun yorum yoluyla doldurulması gerekir. Burada sorulması gereken iki sorunun bulunduğu belirlenmelidir. İlki milletvekilliği sıfatının ne zaman kazanılacağı, ikincisi ise milletvekilliği sıfatı kazanıldığında, bakanlık ve milletvekilliği sıfatlarından hangisinin düşeceği sorusudur.
Milletvekilliği statüsünün kazanılması ile milletvekilinin göreve başlamasının aynı şey olmadığını hatırlatmak gerekir. Anayasaya göre milletvekilleri and içmedikçe göreve başlayamazlar, ancak bu milletvekili sıfatı kazanmadıkları anlamına gelmez. Milletvekilleri and içmeden önce de milletvekili statüsü kazanırlar ve bu statünün sağladığı hak ve ayrıcalıklardan yararlanırlar. Statünün ne zaman kazanıldığı konusunda kabul edilen baskın görüş seçim sonuçlarının ilan edildiği anda milletvekilliği sıfatının kazanıldığıdır.[1] Hatta doktrinde seçim sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte oy verme sürecinin sona erdiği andan itibaren milletvekilliğinin kazanıldığı görüşü de ileri sürülmektedir. Dolayısıyla milletvekili andı içmemek bu sıfatın kazanılmadığı anlamına gelmez. Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar milletvekili sıfatını kazanmıştır.
Bu durumda seçim sonuçlarının açıklanmasıyla milletvekili seçilenlerin Cumhurbaşkanı yardımcılığı ve bakanlıklarının düşeceğini kabul etmek gerekir. Bu dönemde bakan olarak yetki kullanmaları ve işlem yapmalarının Anayasaya aykırı ve hukuksuz yetki kullanımı olduğu ve işlemlerin ultra vires geçersizlikle malul olduğu anlamına gelir. Bu durum bir kez daha 2017 Anayasa değişikliklerinin etraflı bir şekilde düşünülmeden yapıldığını da göstermiştir.
[1] Bu görüşü bir YSK kararına da dayandırarak savunan bir örnek için bkz. Murat Sevinç, Diken, 17.05.2023, https://www.diken.com.tr/nasilsiniz-arkadaslar-toparlandik-mi-harika-haydi-o-zaman/
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Milletvekili Seçilen Bakanların Durumu, 14 Mayıs Seçimleri ve 28 Mayıs’a Doğru, Seçim Sonrası Döviz ve Bankalar.
23 May 2023

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban
Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



