Milletvekillerinin Sessizliği

Yapılması gereken öncelikle partilerdeki lider sultasını sonlandıracak ön seçimin “bağlayıcı bir mekanizma” olarak siyasi partiler sistemimize dahil edilmesidir. Aksi takdirde yalnızca elini indirip kaldıran ve vatandaşların taleplerini dile getirmekten çok Ankara koridorlarında kariyer kovalayan kişiler tarafından “temsil edilmeye” devam edeceğiz!
Milletvekillerinin Sessizliği

2018 yılında başkanlık sistemine geçilmesiyle birlikte TBMM önemli bir işlev kaybı yaşamaya başladı. Yürütmenin sorumluluğunu parlamentodan bağışık kılan bu sistem milletvekillerinin yürütme ile olan ilişkisini kesmiş, dahası parlamento içindeki faaliyet alanını daha da daraltmıştır. Evrensel Gazetesinin haberine göre, son yedi ay içinde 600 milletvekilinin bulunduğu Mecliste 58 milletvekili Genel Kurulda veya herhangi bir komisyonda hiç konuşmamış.(6) Başka bir ifadeyle, 7 ay önce seçilen vekillerin yaklaşık yüzde 10’u yemin etmeleri dışında kürsüye çıkmamışlar. Tahmin edileceği üzere, bu 58 milletvekilinin 46’sı, yani ezici çoğunluğu AK Parti’li. Bu sessizliğin dikkat çekici boyutlarından biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kazanamama veyahut “kızağa çekme” amacıyla büyükşehirlerden milletvekili seçilen Süleyman Soylu, Murat Kurum, Mevlüt Çavuşoğlu gibi eski bakanların da bu sessizliğe bürünenler arasında yer alması oldu. 

Demokrasilerde seçildikleri seçim çevresinin sorunlarını gündeme taşımak, konuşmak, soru sormak, yürütmeyi denetlemek milletvekillerinin öncelikli görevleri arasında yer almaktadır. Ne var ki, Türkiye’de milletvekilleri, kendilerine oy veren seçmenlerin kaygılarından bağışık olarak, daha çok parti lideriyle ilişkisine odaklandıkları bir tutum içinde görevlerini ifa ediyorlar. Milletvekillerinin sessizleşmesi ve TBMM’nin işlevini yitirmesinin son yıllarda daha belirgin hale gelmesinde başkanlık sistemine geçilmesinin büyük bir payı olmakla birlikte, temel sorunun milletvekillerini “seçilen” değil “atanan” kişiler haline getiren Siyasi Partiler Kanunu olduğunu belirtmek gerekir. Genel Kurulda veya komisyonlarda söz almayan iktidar ve muhalefet milletvekillerinin isimlerine bakıldığında genellikle parti liderlerinin çeşitli “kontenjan” kategorilerinden (akrabalık, aşiret, ittifak ortağı vb.), genellikle büyük şehirlerden milletvekili seçildiklerini gözlemleyebiliyoruz. Bu kişiler arasında Bülent Arınç’ın oğlu Ahmet Mücahit Arınç, CHP listelerinden seçilen Sadullah Ergin, AKP milletvekili Galip Ensarioğlu, İYİ Parti milletvekili Salim Ensarioğlu gibi isimleri görüyoruz. Onlara oy verenlerden çok elitler arası siyasi pazarlıklar sonucu hakkını veremedikleri koltuklara oturan milletvekilleri mevcut kurumsal düzenlemelerin bir ürünüdür. Bunu aşmak, Türk demokrasisini canlandırmak için başta Siyasi Partiler Kanunu olmak üzere ilgili mevzuatın değişmesi gerekmektedir. 

Bunun için salık verdiğimiz kurumsal değişimin birkaç yıl önce AKP’nin kamuoyunda tartıştığı dar bölge çoğunluk sistemini ima etmediğini belirtmek gerekir. Her ne kadar dar bölge çoğunluk sistemi seçmen ile vekil arasındaki teması artıran bir sistem olsa da bu sistemin ulusal ve yerel ölçekte temsilde adalet (orantılılık) ilkesine zarar verebileceğini belirtmek gerekir. Yapılması gereken öncelikle partilerdeki lider sultasını sonlandıracak ön seçimin “bağlayıcı bir mekanizma” olarak siyasi partiler sistemimize dahil edilmesidir. Aksi takdirde yalnızca elini indirip kaldıran ve vatandaşların taleplerini dile getirmekten çok Ankara koridorlarında kariyer kovalayan kişiler tarafından “temsil edilmeye” devam edeceğiz!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR