Mimar Kengo Kuma röportajı

"Mimarlık benim için bir bina için ışık tasarlama eylemidir."
Mimar Kengo Kuma röportajı

Mimarlık alanında en bilinen, felsefesi ve tasarımlarıyla takdir edilen Kengo Kuma ile sohbet ettik. Kendisi aynı zamanda Eskişehir'deki Odunpazarı Modern Müze'nin de mimarı.

EZA: Çalışmalarınızda beton gibi materyallerdense daha çok ahşap, bambu gibi materyalleri seçtiğinizi biliyoruz, bir röportajınızda bu materyallerin insan ile olan ilişkisinin betona göre daha eski olduğunu söylediniz. Bunu biraz açar mısınız? Ben doğa ile ilişkimizin birbirimize dokunarak sürdüğü noktada yaşamın bizim için daha değerli ve anlamlı olacağını düşünüyor hatta sağlığımızı da olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. Sizce büyük kentlerde böyle bir yapılaşmaya gidildiğinde nasıl sonuçlar alırız?

Kengo Kuma: İnanıyorum ki şehirler büyüdükçe doğal malzemelere olan ihtiyaç da artacaktır. Doğal malzemelerin insan vücudu üzerindeki "tıbbi" etkisini ölçmeye çalışmadan önce, bir odadaki küçük bir doğal parçanın bile stresinizi azaltabileceğini fark ediyoruz.

EZA: Çocukluğunuzdan beri ahşap ile olan ilişkinizi ve bunun etkisini deneyimlediğinizi biliyoruz. Buna ek olarak bugünkü tarzınızı oluştururken 90’larla birlikte Japonya’da yaşanan ekonomik krizin de etkisi olduğu ve bu durumun sizi daha geleneksel yöntemlerle çalışmaya yönlendirdiğini de biliyoruz. Bu anlamda diyebiliriz ki mimarı, tasarımcıyı, sanatçıyı toplumsal olaylar ve toplumsal yapı etkiler. Aynı zamanda mimari ve kentsel yapılaşma da sosyal yaşamı, siyaseti ve devlet yapısını etkileyebilir. Biz de Türkiye olarak bu tarz bir olay deneyimliyoruz ve 1999 yılında da çok benzer şekilde deneyimlemiştik. (Dönem hükümetinin değişmesindeki etkenlerden birinin de 99 Gölcük depreminde yaşananlar olduğu düşünülmektedir.) Toplumsal olayların mimariyi etkileme gücü ve mimarinin toplumsal yapıyı etkileme gücü konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Kengo Kuma: Sizin de söylediğiniz gibi, Japonya ciddi doğal afetlere yabancı değil ve bu afetler eski zamanlardan beri Japon düşünce tarzını derinden etkilemiştir. Doğal olayların insanlığın kontrolü dışında gerçekleştiği ve her şeyin tutarsız olduğu, pek çok Japon tarafından paylaşılan bir bakış açısıdır. Japonya'da insanlar bu nedenle, o dönemde mevcut olan gelişmiş teknolojilerle binaları düzenli olarak yenilemiş veya "güncellemiştir". Doğal afetler insanlara her şeyin gelip geçici olduğu fikrini vermiş ve Japon kültürünün ve hayata karşı tutumlarının temelini oluşturmuştur.

EZA: Işığın ve boşlukların tasarımdaki yeri sizce nedir? Hem tasarıma hem de insan hayatına etkisi nasıldır? Tasarımcılar ışığı ve boşluğu nasıl düşünmeli?

Kengo Kuma: Antik çağlardan beri ışık insan yaşamına ritim ve bilgi vermiştir. Mimarlık benim için bir bina için ışık tasarlama eylemidir.

©NAARO, Odunpazarı Modern Müze

EZA: Türkiye’de 6 Şubat tarihinde çok yıkıcı sonuçları olan 2 büyük deprem yaşandı, resmi rakamlara göre 40 bini aşkın kişi ve binlerce hayvan hayatını kaybetti. Antakya kültürel zenginliği olan bir bölgeydi, Gaziantep’in yüzlerce yıldır kültürel mirası kabul edilen kalesi yıkıldı… Bölgedeki kentlerde içinde yaşanacak bina neredeyse yok denecek noktada. İnsanlar ya göç etmek zorunda kaldılar ya da çadırlarda yaşıyorlar şu an, kurtarılan hayvanlar başka illere gönderildi ya sahiplendirildiler ya da barınaklara yerleştiriliyorlar… Yüzlerce insan işsiz kaldı. Bu deprem bekleniyordu ve bazı yetkililer uyarmıştı. Sizce bu tarz bir soruna engel olmak için burada nasıl bir yapılaşma olmalıydı? Uyarıların ardından nasıl güçlendirmeler yapılabilirdi? Bir mimar olarak baktığınızda bugünden sonra nasıl bir yol izlenmeli sizce?

Kengo Kuma: Depremlerde meydana gelen hasarların kötü yapılaşmayla çok ilgisi vardır, zira bölgenin neresinde olursa olsun sismik tasarım standartlarının yürürlükte olması gerekir. Mimarlar elbette tasarımlarının buna uygun olarak inşa edilip edilmediğini kontrol etmeli ve bir depremin olası zararlarından kaçınmak için iç mekanda ne tür mobilyaların uygulanması gerektiğini de belirtmelidir.

EZA: Japon mimarisi, doğal malzemeler kullanımı ile bilinir. Doğal malzemelerin dayanıklılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kengo Kuma: Daha önce de belirttiğim gibi, Japonya çok sayıda doğal afet yaşamış ve her fırsatta doğal malzemelerin daha dayanıklı olması için teknolojilerini geliştirmiştir. Bazı tarihi binalar her 20 yılda bir en son teknolojiyle yeniden inşa edilirken, eski malzemeler korunuyor ya da başka amaçlar için geri dönüştürülüyor. Doğal malzemelerin ve yeni teknolojilerin kombinasyonu, mevcut / gelecek nesiller için mimarinin anahtarıdır. Ve yaptıklarımızı dünyanın geri kalanına yaymak istiyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Geleceği yaratmak...

Yaşamı çevreleyen bir koza!

14 Haz 2023

Arturo Castaneyra, Unsplash

YAZARLAR

Ece Zeren Aydınoğlu

Sanat ve tasarım editörü.

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR