Müze olmadan önce Ayasofya

Cumhuriyet kurulduktan sonra Ayasofya Camii ibadet için Müslümanlara hizmet vermeye devam etti. Ancak Ayasofya’nın durumu hiç iyi değildi. Merkez kubbenin yıkılma tehlikesi vardı. Tarihi önemi sebebiyle de Vakıflar Genel Müdürlüğü, onarım sorumluluğunu üstüne almak istemiyordu. Bu görevi üstlenen Bayındırlık Bakanlığı, tespit ve onarım işine başladı. 

Kubbe kurşunları, alçı pencereleri tamir edildikten sonra zayıf olduğu görülen güneybatı esas ayağının geçidi kapatılarak ayağın bir kısmı demir levha ile güçlendirildi ve yağmur sularının girişini önlemek amacıyla kubbe demir çubuklarla bağlandı. 

1926’da son bulan bu tamirat işleri, tarihi yapıya bir nebze nefes aldırdı, süre kazandırdı. Çünkü Ayasofya’nın hala çok ciddi bakıma ihtiyacı vardı. İşte müzeye giden yolda küçük küçük adımlar burada atılmaya başlandı. 1926’dan itibaren Amerikan mimarlar cemiyeti Ayasofya’nın tamirini, masrafları da karşılayarak üstlenmek istedi. Türkiye Cumhuriyeti ise milli gurur gerekçesiyle bu teklifi reddetmeye hazırlanmaktaydı

1929’a gelindiğinde Ayasofya bakımsız bir durumdaydı. Yenilenmesi için gerçekten büyük bir projeye ihtiyaç vardı. İki yıl sonra Amerikan Bizans Enstitüsü Müdürü’ne, Ayasofya mozaiklerini ortaya çıkarma ve temizleme izni verilir. 1932’nin nisan ayından itibaren mozaiklerin ortaya çıkarılma çalışmaları başlar. Ayrıca güçlendirme ve onarım çalışmaları da yapılmaktaydı. Ayasofya’nın etrafında devam eden kazı çalışmaları ile birlikte bu tarihi yapı hem güçlenir, hem yenilenir hem de tüm mimari değeri, ihtişamlı güzelliği ortaya çıkmaya başlar. Özellikle 500 yıldır üstü sıva ile kapatılmış şekilde duran mozaiklerin ortaya çıkacak olması büyük bir heyecan yaratmıştı.  

Belki de ortaya çıkan bu ihtişamlı güzellik, bu yapı hakkında müze kararı verilmesini kolaylaştırdı.

Sonuç olarak 1930 ila 1935 yıllarında restorasyon çalışmaları sebebiyle halka kapatılan Ayasofya, Bakanlar Kurulu'nun 24 Kasım 1934 tarihli kararıyla müzeye çevrildi. Müze, 1 Şubat 1935’te açıldı. 

Ayasofya mozaiklerini ortaya çıkarma, temizleme çalışmaları



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

“Kağıt bizim ikinci hayatımızdır!” #19

peyami safa, ayasofya, ara güler, çekirge zehra, cingöz recai, polisiye, kitap

22 Şub 2022

“Kağıt bizim ikinci hayatımızdır!” #19

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR