Önce Sen İyi Ol | Bir arkadaşım için soruyorum: Cinsel sağlık ve menstrüasyon

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Çevrimiçi sağlık platformu DoktorTakvimi ile araştırma şirketi Twentify işbirliğiyle yapılan Kadın Sağlığı Araştırması, %25 gibi bir oranla menstrual döngü problemleri ve yönetiminin, kadınların en çok yaşadığı sağlık problemleri arasında ilk sırada yer aldığını ortaya koyuyor. Bunu kanser taramaları takip ederken, cinsel hastalıklar %6 oranıyla son sıralarda yer alıyor.
Öte yandan: Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de cinsel yolla aktarılan enfeksiyonların son altı yılda iki kat arttığını görüyoruz.
Bu veriler, kadın sağlığı ile ilgili farkındalık yaratmanın ve konuşulmayanları konuşmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. DoktorTakvimi işbirliğinde başlattığımız "Önce Sen İyi Ol” podcast serisinin ilk bölümünü bu yüzden kadınlar arasında dahi konuşulması zor görülen ve çoğu zaman toplumsal tabuların gölgesinde kalan cinsel sağlık ve menstrüasyon konularına ayırdık. Konuğumuz, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Saygılı.
Kimdir? Dr. Saygılı, 2009 yılında Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ihtisasını tamamladı. 2014 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak Muş Devlet Hastanesi’nde devlet hizmet yükümlülüğünü tamamladı. Ardından İzmir Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi’nde görev yaptı. 2019 yılında Kenya’da Kakuma Mülteci Kampı’nda gönüllü doktor olarak çalıştı. Ayrıca 2017 yılında Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nden (CİSED) Cinsel Terapi Eğitimi aldı. Şu anda İstanbul’da özel sektörde mesleğine devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de cinsel yolla aktarılan enfeksiyonların son altı yılda da iki kat arttığını görüyoruz. Bu konuda yeterince bilinçli değil miyiz? Bu konuları konuşmaktan çekinmek sorunun boyutlarını büyütüyor mu?
Her ikisi de doğru. Araştırmada cinsel hastalıkların %6 oranıyla son sırada çıkmasının nedeni de belki budur. Bir insanın cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili hiçbir şikayetinin olmadığını ifade etmesi, konuşmaktan çekindiğinin göstergesi olabilir.
Doktora giderken, tedavi alırken ve takip süreçlerinde partneriniz, siz ve hekiminiz işbirliği içinde olmalısınız. Öte yandan hastalar da şöyle diyebiliyor: “Doktor hanım, siz işin içinde olduğunuz için çok rahat konuşuyorsunuz ama ben doktora bu şikayetlerimi anlatamıyorum. Beni yargılayacağından korkuyorum, ben bekar bir insanım, ben evli değilim… Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olmak benim için çok utanç verici.” Bu oldukça zor bir durum.
Cinsel hastalık konusu açılınca insanların aklına ilk HPV gelmeye başladı. Peki HPV nedir? Nasıl bulaşır? Hangi tipleri hastalığa sebep olur? Ayrıca HPV aşısı ne işe yarar?
HPV bir virüstür. Bu virüs, ten tene temasla ya da diğer cinsel ilişki biçimleriyle bulaşabilir. Çok nadiren de medikal malzemelerle, kullanılmış havlularla bulaşabilir.
Kadınlardaki rahim ağzı kanserinin %95’in üzerinde HPV pozitif olmaktan kaynaklandığı görülüyor. Peki siz HPV’yi aldığınızda hemen kanser mi oluyorsunuz? Hayır. Rahim ağzı kanserine neden olan, HPV virüsüne maruz kalmam, virüsün yıllarca bedende kalması ve rahim ağzı hücrelerini veya maruz kalan diğer hücreleri bozması. Bu virüsle karşılaşılmazsa rahim ağzı kanseri de olunmaz. Peki ne yapılabilir?
- Tamamen cinsel temastan kaçınılabilir; çokeşliliğe, partnerinizin çokeşli olmasına dikkat edebilirsiniz. Ya da bariyer yöntem olarak %70 oranında HPV'den korunmak için prezervatif kullanabilirsiniz veya aşı olabilirsiniz.
Son çıkan aşının içinde en çok siğil ve rahim ağzı kanseri yapan 9 çeşit HPV var. Dünya Sağlık Örgütü, ilk cinsel ilişkiden önce kız çocuklarının %90 oranında aşılanmasını hedefliyor. Böylece bu kişiler HPV ile temas etseler bile vücutlarındaki antikorlar sayesinde vücutlarından hızlıca atabilecekler.
Araştırma sonuçlarına göre kadınlar düzenli sağlık kontrollerini gerekli görmüyor ya da buna zaman bulamıyorlar. Bu bariyerleri nasıl aşarız? Özellikle SMEAR testi ne kadar önemli, ne sıklıkta yapılmalı?
HPV için 21-29 yaşları arasında üç yılda bir SMEAR testi yaptırmanızı bekliyoruz. 30-65 yaş arasında ise üç yılda bir SMEAR testi veya en çok HPV testiyle birlikte beş yılda bir SMEAR testi yapılmasını tavsiye ediyoruz. Çünkü SMEAR bir şeyleri kaçırabilir, yüzde yüz doğru sonuç vermeyebilir. Bunun ileri tetkik edilmesi gerekir, HPV testi orada işe yarar.
Öte yandan kadınların kontrolleri sadece HPV kontrolünden ibaret değil. Yıllık kontrollerde anormal kistler, rahimde kalınlaşma gibi durumlar da yakalanabilir.
SMEAR testi sadece rahim ağzı kanserini mi ölçer? Bu test nasıl yapılır?
Rahim ağzı hücrelerinizden rastgele sürüntü örneği alıyoruz, onu patolojiye gönderiyoruz. Orada hücreler inceleniyor ve deniyor ki “Bu hücreler normal görünüyor. İntraepitelyal lezyon veya malignite açısından negatif.” Kanser açısından negatif intraepitelyal lezyon dediği de kanser öncesi lezyon açısından negatif ama bu %100 yakalanabilecek bir şey değil SMEAR ile. O yüzden periyodik olarak hastayı çağırıyorum. Varsa bir problem, bu turda yakalayamadıysam üç yıl sonra ikinci turda yakalayabilirim.
Araştırma sonuçlarına göre çocuklarının doktor randevularını aksatmayan annelerin %55’i kendileri için düzenli sağlık kontrolüne gitmiyormuş. Kadınların aktif bir cinsel hayat yoksa dahi muayene olması gerekir mi?
Bu da kadınları strese sokan bir başka konu. Cinsel hayatınız aktif olmayabilir ama rahim, yumurtalık ve vajinanız halen mevcut. Organlar var olmaya devam ettiği sürece tabii ki yıllık kontrollerinize gelmenizi de öneriyoruz. Evli misiniz, bekar mısınız sorusu benim kullandığım bir soru değil. “Aktif cinsel hayatınız var mı?” parantez bilgisi olarak da diyorum ki “Ben bunu muayene metodum için soruyorum.”
Öte yandan kadınlar kontrolleri gerekli görmüyor değil de sanki onlara kendi sağlıklarını düşünmeleri için fırsat sunulmuyor ya da yıllardır öyle bir işlenmişler ki kendilerini kontrole gidecek kadar değerli görmüyorlar belki.
Menstrual döngü boyunca vücudumuzun hormonal, fiziksel ve mental olarak nasıl bir dönüşümlerden geçiyor?
Âdet kanaması herkeste 28 günde bir olmak zorunda değil. Bu aralık 21-35 gün arasında olabilir ve 2-7 gün arasında sürebilir.
Yumurtlama, ayda bir kere olmasını beklediğimiz bir şey. Sonrasında da 24 saat boyunca canlı kalan yumurtamız yumurtalıklardan çıkıp tüplerde yolculuk yapar, sonrasında da rahim boşluğuna atılır. O arada bir sperm ile tanışırsa ve döllenirse gebelik oluşur ya da tanışmaz, karşılaşmaz, regl olursunuz. Kanla karışık olarak endometrial dokuları, yani rahmin en iç katmanını dökerek yeni bir gebelik için rahminizi hazırlıyorsunuz. Bu sırada östrojeniniz yükseliyor, çeşitli hormonlarınızda değişiklikler oluyor.
Proliferatif fazda rahimde kalınlaşma, cildinizde güzelleşme, enerjinizde artış, bir yenilenme hissi yaşanır. LH peak’i ile bunun en üst seviyesine çıkarsınız. Bu aşamada beyniniz yumurtalıklarınıza “Yumurtla” komutunu veriyor. Yumurtladınız; yumurta tüplerden giderken sperm gelecek mi gelmeyecek mi derken o geride kalan folikül, korpus luteum’a dönüşüyor, bu da bize progesteron salgılatıyor.
Progesteron memelerinizde hassasiyet, ağrı ve bir dolgunlaşma yapıyor ama bunun yanı sıra vücutta bir ödem de başlıyor; birkaç sivilce çıkabilir, iştahınız artar ve kadınların %6 kadarında premenstrual disforik bozukluk olur. Bu aşamada kadınlar daha gergin, daha depresyona meyilli, daha öfkeli oluyor. Bu yüzde altılık kısımda aynı hormonal değişiklikler var ama benim beynim bunlara serotoninle ilgili reaksiyonlar vermezken sizinkisi farklı oluyor. Bunu da niye söyledim, kadınların her davranışını âdet döngülerine bağlamayın diye.
Cinsel hastalıklardan korunmak ile gebelikten korunmakla aynı kefede değerlendiriliyor. Bunlar arasında nasıl farklar var?
Gebelikten korunmak istediğini ifade eden bir kadına benim sormam gereken şu: Sizin önceliğiniz nedir? Siz gebelikten korunurken ulaşımı mı kolay olsun istiyorsunuz? En etkilisini mi istiyorsunuz? Hormonlu mu olsun istiyorsunuz? Spiral gibi medikal bir araç mı istiyorsunuz? Bütün bu doğum kontrol yöntemlerinin dışında bir tane yöntem var: Prezervatif, bariyer yöntem. Zaten sizi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyacak tek yöntem de prezervatif. Siz herhangi bir doğum kontrol yöntemini tercih edebilirsiniz ama cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak istiyorsanız zaten yanına prezervatifi koymak zorundasınız.
Özellikle HIV, HPV gibi hastalıklarda prezervatifin koruyuculuk oranı ne kadar?
%70. Bütün sorumluluğu da prezervatifin üstüne atmamak lazım. Öncelikle biz gençlere eğitim vereceğiz. İlk kez regl olmadan önce kızlara eğitim verdiniz mi? Karşı cinsle cinsel temastan önce cinsel sağlık eğitim veriyor muyuz? Vermeliyiz. Karşı cinsle temas yaşımız daha doğru kararlar aldığımız bir yaşta olursa bu konuda daha az mağdur olabiliriz. Aşılarımızı olmak da böyle…
Konuşulmayan konuların başında da menopoz geliyor. Menopoza kadınlığın sonu gibi yaklaşılıyor ve bu da birçok kadında bir yas sürecine neden oluyor. Menopoz yolun sonu mudur? Kadınlar bu sürecin etkilerini nasıl hafifletebilir?
Ömrümüz uzamaya başladı, tabii menopoz döneminde geçirdiğimiz yaşam süremiz de daha uzun oldu. Kadınlarda bu bir yas süreciyle birlikte yoğun bir korku eşliğinde yaşanabiliyor. 15-20 gün adeti geciken kadın, 30 yaşında bile olsa koşarak “Benim adetim gecikti. Menopoza mı girdim?” diye geliyor.
Değişen dünyada eğitim düzeyi yükselen, çalışma hayatına daha çok giren kadınlar için "yumurta rezervi"ni de konuşmak gerek. 35 yaş üzeri, çok iyi bir kariyere sahip olabilirim ama çocuğum yok, evli de değilim. Benim yumurta rezervim ne olacak? Hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacak mıyım? Ne yapmalıyım? Çok da fazla düşünmeden çocuk yapabileceğim biriyle evlenmeli miyim? Yumurtalarımı dondursam mı? Yumurtalarımı dondursam kaç yıl idare eder? Acaba bütün bunlar toplumun baskısı mı? Belki de ben anne olmak istemiyorumdur. Herkes anne olmak istemeli mi, herkes anne olmayı istemek zorunda mı? Bir kadının hayattaki en önemli gayesi anne olmak mı olmalı?
Bu dönem bütün bu sorularla birlikte yaşanıyor.
Üstüne gebe kaldığınızda da bunlar devam ediyor. Vajinal doğum yaparsınız, övülürsünüz. Tıbbi gereklilik olur, sezaryene alınırsınız ama bu tıbbi gerekliliği anlatabileceğiniz bir aileniz yoksa “kadınlığınız” yine yarım kalır.
Sonuç olarak ataerkil düzende bir kadına en önemli meslek annelik olarak dayatılıyor, anne olmayanlar dışlanıyor, bir çocuk doğuranlar yine dışlanıyor, menopoza girince bu sefer kadınlığı bitti diye dışlanıyor. Yani aslına bakarsanız kadın, her yaş grubunda kamusal alandan toplumdan dışlanıyor.
Şimdi menopoza geçeceğim. Evet, östrojenimizi kaybediyoruz. Bununla birlikte kalp-damar hastalıkları açısından erkeklerle eşitlenmeye başlıyoruz. Aslında menopozun en önemli etkilerinden biri budur. Östrojenin bizi koruyucu etkisi azalınca diyetime dikkat etmeliyim, spor yapmalıyım.
İkinci risk, kemik erimesi. İlerleyen yaşlarda kemiklerim daha kırılgan olabilir, kalça kırığı yaşayabilirim, eklem ağrılarım olabilir ama ben mümkün olduğunca sağlıklı bir şekilde hayatıma devam etmek istiyorum. O zaman ne yapacağım? Kemik sağlığımı düşünmeliyim. Ne yapacağım? Sigarayı bırakacağım, gazlı içeceklerden uzak duracağım, aşırı tuz tüketmeyeceğim, sağlık kontrollerime gideceğim. Tiroid hastalığım var mı, yok mu? Kalsiyum, D vitamininden zengin besleneceğim, gerekirse takviye alacağım.
Östrojen azaldıkça genital bölgeniz artık o hormon uyarısından daha az etkilendiği için küçülmeye başlar. Bu sefer menopoz döneminde kadınlarda vajinada kuruluk, cinsel istekte azalma, cinsel ilişkide ağız problemleri ortaya çıkmaya başlar.
Ne yapıyoruz bununla ilgili?
Önce hormonal olmayan yöntemleri kullanıyoruz, daha sonrasında hastanın tıbbi durumu uygunsa bazı hormonal küçük desteklerle kadını desteklemeye, menopoz sürecini rahat bir şekilde geçirmesini sağlamaya çalışıyoruz. Sıcak basması, kilo almak, kalp-damar sağlığı, kemik sağlığı, cinsel sağlık, bunların hepsine bir bütün olarak yaklaşıyoruz.
Kadınların şöyle düşünmesi lazım: “Ben artık menopozdayım. Her şeyim mükemmel çıksa bile dahi, benim iki yılda bir kemik ölçümü yaptırmam lazım, benim iki yılda bir meme kanseri taramalarımı yaptırmam lazım, benim yıllık jinekolojik kontrollerime gitmem lazım, üç yılda bir SMEAR testimi ya da beş yılda bir SMEAR ve HPV testimi yaptırmam lazım.”
Araştırma sonuçlarına göre düzenli sağlık kontrolünde kadınlar özellikle eşlerinden bir teşvik bekliyor. Kadın cinselliğini bir tabu olmaktan çıkarmak da bu noktada önem kazanıyor bence. Kadın sağlığına dair aşmamız gereken en büyük engel sizce nedir?
Doğduğumuzdan itibaren bütün hayatımız boyunca bizim bedenimiz üzerinde fikir beyanında bulunabileceğini düşünen bir toplulukla yaşıyoruz. Babanız karışıyor önce, yok ağabeyiniz karışıyor, anneniz karışıyor, evleniyorsunuz eşiniz karışıyor, kayınpederiniz karışıyor, kayınvalideniz karışıyor, herkes sizin bedeninizle ilgili kararlarınıza karışıyor. Engelimiz işte budur. Biz bu engelleri ortadan kaldırmalıyız.
Evde bir kız çocuğu, bir de erkek çocuğu olsun. İkisini de aynı anne baba yetiştiriyor değil mi? Evin içinde çıplak gezen erkek çocuğuna “Aman da paşam ne güzel geziyor evin içinde” deyip kız oyun oynarken düştüğünde eteği açıldı diye “Parka etekle niye gittin? Edepsiz” diye fırça atarsanız ne olur? Böyle böyle sınırlarını bilmez bir erkek yetiştirirsiniz. Kızcağız da hem düşmüş, yaralanmış hem de istemeden iç çamaşırı gözükmüş diye kendini hayat boyu suçlu hisseder.
Dolayısıyla ne yapacağız? Anneyi, babayı eğiteceğiz, çocuklarını eşit bir şekilde yetiştirecekler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Sabah Otrav
Aposto'da İletişim ve Pazarlama Sorumlusu.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.






