Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce: Temmuz 1921

Osmanlı basınında Temmuz 1921
Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce: Temmuz 1921

Hazırlayan: Emel Seyhan

Ankara Yunan Taarruzuna Sabırsızlıkla Muntazırdır

1 TEMMUZ 1921 İkdam

Londra 29- Ankara’nın Yunan taarruzunun suret-i umumiyede icrasına sabırsızlıkla muntazır olduğu Anadolu’dan telgrafla bildiriliyor.

Türk ordusu harp esnasında müdafaa vaziyetinde kalacakmış.


Yunanlılar İhraz-ı Zafer Edemeyecekler

1 TEMMUZ 1921 İkdam

Paris 29- Fransız gazetelerinin ekseriyeti şerait-i askeriye-i mahalliyeyi derpiş ederek Yunanlıların Kemaliler üzerine nasıl ihraz-ı zafer edebileceklerini anlayamıyorlar.


Yunanistan’ın Cevabı

1 TEMMUZ 1921 İkdam

Atina 29- Yunanistan’ın cevabı, Avrupa matbuatında muhtelif tefsirata sebebiyet vermekte devam ediyor. Fransız matbuatı pek şiddetli bir lisan ile bu cevabı tenkit ediyor. İngiliz matbuatının nokta-i nazarı muhaliftir. Mamafih bütün gazeteler, devam-ı harp mesuliyetinin Yunanistan’a terettüp ettiğini söylüyorlar.


Bekir Sami Bey’in Beyanatı

1 TEMMUZ 1921 İkdam

Paris 29- Bekir Sami Bey vuku bulan bir suale cevaben Türkiye’nin İzmir ve Trakya meselelerini milli metalibe muvafık bir surette halledecek ciddi bir sulh istediğini beyan ile demiştir ki: “Türkiye hiçbir vechile harpcuyane bir fikir perverde etmemekte ve Irak, Suriye, Filistin hakkında bir gûna ihtiraskarane tasavvurda bulunmamaktadır. Arapları mukadderatında serbest bırakmaktadır. Bundan maada müşarünileyh Fransa mümessil-i resmiyesi ile temasta bulunmak arzusunda bulunduğunu ve müşarünileyhime ve bütün cihanın şiddetle muhtaç bulunduğu sulh ve müsalemetin tesisi için bütün mevcudiyetiyle çalışmak üzere geldiğini beyan edeceğini dermeyan eylemiştir.”


Ankara’ya Mühimmat ve Para

2 TEMMUZ 1921 İkdam

25 Haziran tarihli Times gazetesinde okunmuştur. İstihbarat-ı ahireye göre Moskova’dan Ankara Hükümeti’ne bu son zamanlarda külliyetli miktarda mühimmat-ı harbiye ve para gönderilmiştir. Kuvayı Milliye taarruza geçmeye karar verecek olursa ihtimal ki şimdiye kadar zannedildiğinden daha büyük bir muvaffakiyetle harekat-ı taarruziyeyi idare edebileceklerdir.


Ankara Hükümeti’nin Protestosu

3 TEMMUZ 1921 İkdam

Düvel-i Müttefika tarafından Yunanistan nezdinde vuku bulan tavassut teşebbüsünün Yunanistan tarafından adem-i kabulünden dolayı Ankara Hükümeti’nin devletlere tebliğ ettiği protestonun bir sureti Yunan Hariciye Nezaretine varit olmuştur. Mezkur protestoda, Türkiye’nin amal-i milliyesinin tahakkuku hakkında teminat almadıkça terk-i silah etmeye mütemayil olmadığı beyan edildikten sonra deniliyor ki: “Türkiye harpçı değildir. Binaenaleyh tatil-i muhasamat hakkındaki her teklif bizce şayanı kabuldür. Yunanistan’ın da sulhu arzu eylediğine dair elimizde deliler vardır. Fakat bu mesele aynı zamanda bir kral meselesiyle alakadar olduğundan son sözü silaha tevdi etmeye mecburdur. İşte maatteessüf bu sebeb-i şahsiden dolayı iki millet tekrar kanlarını dökeceklerdir. Bu hakikatler Avrupa rical-i siyasiyesince malumdur. Fakat yapılan müdahale söze inhisar etmekte ve Yunanistan’a sulhu kabul için bilfiil tazyik edilmemektedir. Bu vaziyete karşı biz dahi son mesaimizi sarf edeceğiz. Protesto name tekrar muhasamatın başlaması mesuliyetini Yunanistan’a tahmil eyleyecektir.”


İngiltere’deki Grevin Tesiratı

3 TEMMUZ 1921 İkdam

Daily Mail gazetesinin ifadesine göre İngiltere’deki kömür amelesi grevleri hükümet hazinesine günde iki milyon İngiliz lirasından fazlasına mal olmuştur. Son grevlerden mütehassıl zayiatın mecmuu beş milyon İngiliz lirasını mütecavizdir.


Türkler Papulas’ın Hesaplarını Altüst Ettiler

6 TEMMUZ 1921 İLERİ

Son posta ile gelen 1 Temmuz tarihli gazeteler Anadolu muharebesinden bahsederken diyorlar ki: “Türkler, Yunan Ordusunun taarruzundan evvel davranmak suretiyle Papulas’ın hesaplarını altüst ettikleri anlaşılıyor. Türkler her tarafta düşmanlarını püskürtmüşler ve sevkü’l-ceyş nokta-i nazarından pek mühim mevkilerden Yunanlıları tard ederek İstanbul yoluna hakim olmuşlardır. Türkler bilhassa İzmit ve Uşak havalisinde fazla gayret göstermişlerdir. Uzun müddetten beri istila edilmiş olan İzmit ciddi bir mukavemet göstermemiştir. Yunan tebliğ-i resmisi düşman tarafından icbar suretinde vukua gelmediğini söylüyor, bu da pek kolaylıkla kabil-i izahtır, zira Yunan askerleri deniz tarikiyle kaçabilmek fırsatına maliktirler. Şimdiye kadar hiçbir noktada Yunan Ordusunun ciddi bir harekette bulunduğu iş’âr edilmiyor. Kral Kostantin’in generalleri uzun müddetten beri devam eden istihzarata (hazırlıklara) rağmen elim bir müdafaa mevkiinde kalmak mecburiyetinde bulunuyorlar.”


İzmit’ten Sonra Bursa ve İzmir Mustafa Kemal Paşa’nın Nutku

6 TEMMUZ 1921 İLERİ

Dünkü nüshamızda Mustafa Kemal Paşa hazretleri ile İsmet Paşa hazretlerinin Eskişehir’i ziyaretleri tafsilatını yazmıştık. Dünkü Bosfor gazetesi müşarünileyhin mahal-i mezkurda irat ettiği mühim bir nutuktan bahsetmekte ve şu malumatı vermektedir:

“Mustafa Kemal Paşa Eskişehir cephesini teftiş ettiği sırada zabitana hitaben bir nutuk irad ederek İzmit’in istirdatından ve Bursa ile İzmir’in istirdat olunacağından bahsetmiş ve “Askerin selamet-i vatan için göstereceklerinden emin olduğum besalet ve hamaset sayesinde muzafferiyet-i nihaiye yakındır. Yunanlılar, ordumuz tarafından mağlup edilmedikçe tavassut teklifini kabul etmeyecektir. Anadolu, Yunan taarruzuna karşı koymaya aylardan beri hazırdır.” demiştir. Mustafa Kemal Paşa badema bazı vesayada (tavsiyelerde) bulunmuştur. Bu, orduya hitaben şimdiye kadar irad ettiği nutukların en mühimidir. Nutuk bütün asakire tevzi edilmiştir.


Darülfünunun İstiklali

6 TEMMUZ 1921 İkdam

Darülfünunumuzun memalik-i mütemeddine (medeni memleketlerin) darülfünunları misilli ilmi bir istiklaliyete mazhar olması için şahsiyet-i hükmiye ve maliyesi hakkında mukaddema Darülfünun emanetince tanzim edilip 15 Şubat’ta Maarif Nezareti’ne tevdi edilen kararname her ne sebepten ise altı aydan beri Maarif Nezareti’nde tehire uğramış, durmuştur. Halbuki Darülfünunumuzun sair darülfünunlar gibi cemiyetler teşkili ve siyasi, içtimai meselelerle alakadar olabilmesi müstakil bir idareye sahip olmasıyla mümkündür.

Ahiren haber aldığımıza göre sahib-i imtiyazımız Ahmet Cevdet Bey’in evvelki günkü nüshamızda münderiç başmakalesi Darülfünun emanetince kemal-i ehemmiyetle nazar-ı dikkate alınarak Darülfünunun şahsiyet-i hükmiye ve maliyesi hakkındaki kararnamenin bir an evvel mevki-i fiile vazı Maarif Nezareti’nden talep edilmiş ve Maarif Nazır Vekili Mustafa Arif Bey de keyfiyeti ciddiyetle takip edeceklerini vaad eylemişlerdir.

Mezkûr kararname dokuz maddeden ibaret olup darülfünunun Maarif Nezareti bütçesinden ayrı mülhak bir bütçeye tabi olması ve varidatı ile masraflarının tayininde laboratuarların, kütüphane ve koleksiyonların tanzim ve tertibinde serbest bulunması gibi ahkamı muhtevidir. Mustafa Arif Bey’in vaadlerini yakında fiiliyat sahasında da göreceğimizi ümit ederiz.


Bekir Sami Bey’in Beyanatı

8 TEMMUZ 1921 İkdam

Morning Post gazetesinin muhabirine Bekir Sami âtideki beyanatta bulunmuştur:

“Moskova Hükümeti ile yapılan mukavelenin esbab-ı mucibesini takdir edebilmek için İngiliz efkâr-ı umumiyesi Çar Rusya’sının asırlardan beri bize bir tehlike teşkil etmiş olduğunu hatırdan çıkarmamalıdır. Rusya’da vuku bulan inkılaptan sonra bu tehlike Türkiye için mündefi (atlatılmış) oldu. Yeni Moskova Hükümeti’nin programında ne bize, ne Garbi Avrupa’ya, ne de aksayı şarka karşı sulhu tehdit mahiyetinde addedilecek bir şey olduğunu bilmiyoruz. Biz müşkül vaziyette idik ve halâ öyleyiz. Sevr Muahedesinin tatbiki Türkiye’nin hukuken, iktisaden ve mealen ölümü demektir. Türkiye’nin bu muahedeyi reddetmesini şayan-ı taaccüp görmemelidir. Ben Moskova’da üç aydan fazla kaldım ve bir itilâf akdine çalıştım. Bu itilâfta hiçbir millete karşı bir tehlike mevcut olmadığına emin olabilirsiniz. Şayet varsa bile biz bundan mesul değiliz. Türkiye’nin Hindistan, Mısır, Suriye, Filistin üzerinde hiçbir emeli yoktur. Bolşevikler bizim komşularımızdır. On beş seneden beri mecburi ve mütemadi harp halinde bulunan memleketimiz sulha şiddetle muhtaçtır. Türkiye’de herkes İngiltere’nin dünyanın en büyük İslam devleti olduğunu bilir. Türkiye ile İngiltere arasında samimi münasebatın tesisini arzu etmeyen Türkiye’de hiçbir fert yoktur. Aynı zamanda coğrafi vaziyeti itibariyle bize en yakın bulunan Bolşevik Rusya’yı dahi tanımak mecburiyetindeyiz. Hali hazırda en evvel nazar-ı itibara alacağımız şey sulhtur. İngiltere’nin istiklal-i millimizle kabil-i telif olan bütün arzularını tatmine Türkiye’nin amade bulunduğunu temin edebilirim. Boğazların umuma küşade bulunması esasını kabul eylediğimiz gibi Türkiye’nin iktisadi, siyasi ve adli ve hukuk-i hükümranisini ihlal etmeyecek şartları kabul ve imzaya da Türkiye hazırdır. Biz İngiltere’nin muavenetine muhtacız. İktisadi inkişafımız için onun yardımını talep ve tercih ediyoruz. Mazide İngiltere’nin siyaseti Türkiye’yi himayeye matuf olduğunu teslim ederiz. Biz mütarekeyi İngiltere ile akdettik. İngiltere’nin bize dest-i meveddetini uzatmasını ciddiyetle arzu ediyoruz.”

Bekir Sami Bey ba’dehû Mösyö Briand’la olan mülakatını hikâye etmiş ve bu mülakatta yalnız umumiyet üzerine müdavele-i efkâr eylediğini söylemiştir. Muhabir Bekir Sami Bey’e İngiliz efkâr-ı umumiyesine hitap edecek sözü olup olmadığını sorması üzerine müşarünileyh şu ifadede bulunmuştur:

“Müttefiklerin maksad-ı aslileri vechile, milletlerin tayin-i mukadderat eylemeleri düsturunun Türkiye’ye tatbikinden başka bir arzumuz yoktur. Türkler vakar sahibi bir millettir. Şanlı bir tarihleri vardır. Milletimiz esir olarak yaşamaktan ise katledilmeyi tercih ediyor. Biz İngiltere ve Fransa’ya müracaat ediyoruz. İngiltere’de Londra, Liverpool’un düşman istilasına uğradığını ve müstevli (istila eden) düşmanla sulh akdine mecbur kaldığınız tasavvur ediniz. Yunanlıların harp usulleri hakkında çok söz söylemek istemiyorum. İmdatsız İslam ahaliyi camilere doldurup yaktılar. Fakat İngiltere’ye hitap edip diyorum ki ‘Kendi toprağınızda harp eden böyle bir düşmanla muahede akdedebilir misiniz?’ Biz bunu yapamayacağız ve bu hissiyatımızın İngiltere’de anlaşılacağına eminiz.”


Yerli Ziraat Makinelerimiz

10 TEMMUZ 1921 İLERİ

Zeytinburnu fabrikasında imal edilmiş olan alat-ı ziraiyyenin tecrübelerinin icrasından sonra tanzim edilmiş bulunan raporları Ticaret ve Ziraat Nezaretine takdim edilmiştir. Mezkûr alat ve edevat Avrupa’da imal edilen emsallerine muadil bulunduğu cihetle takdiratı mucip olmuştur.


Bizde Sosyalistliği Nasıl Anlıyoruz

14 TEMMUZ 1921 İLERİ

Türkiye Sosyalist Fırkası sıfatıyla Hilmi Bey karşı gazetelerden birine beyanatta bulunmuş, bu beyanatı şayan-ı dikkat ve ibret bulduğumuz cihetle bervech-i âti derç ediyoruz: Biz teşkilat-i içtimaiyeyi ıslah, servet-i umumiyeyi servet-i milliye haline ifrağ etmek istiyoruz. – Biz de ferdi mülkiyetin, mülkiyet-i müştereke haline ifrağı fikrindeyiz.

– Diğer memleketlerin sosyalist teşkilatıyla münasebatınız var mıdır?

– Evet. Amsterdam’dan bir mektup aldık. Biz Amsterdam İkinci Beynelmilel Sendika Heyet-i ittihadiyesine dahiliz. Fırkamıza mensup olanların adedi on yedi bin raddesindedir. Anadolu Şimendifer, tramvay, tünel, elektrik, seyr-i sefain, Şirket-i Hayriye, Haliç, Feshane, Zeytinburnu ilh . . . .müstahdemini teşkilatımıza dahildirler. Bir reis-i umumi, bir kâtip, bir kasadar ve dört azadan mürekkep bir merkezimiz vardır. İntihap usulü fırkamızca henüz kabul edilmemiştir. Merkez, tayin edilen azadan mürekkeptir. Bu aza, benimle fırkanın diğer müessisi olan Namık Bey tarafından tayin edilmişlerdir. Bizim amele sınıfımız, intihap hususunda henüz kemale varmamıştır. Bu usul beş sene devam edecektir. Ümit ederim ki bu müddet zarfında azamız, kendilerinden beklenen tecrübeyi elde etmiş olacaklardır. Azanın varidatlarına göre fırkaya hin-i duhullerinde verdikleri ve her halde bir liradan aşağı olmayan para ile bundan maada her ay yirmi kuruştan aşağı olmamak üzere verdikleri meblağ menabiimizin esasıdır. Rakamları söyleyemem. Yalnız şurasını da ilave edeyim ki fırkamızın her kısmı iki ay greve dayanabilir. Grevi merkez ilan eder. Grev hususunda amelenin reyi alınmaz. Her şeye karar veren merkezdir.


Hanımlarımızın Vazifeperverliği

14 TEMMUZ 1921 İkdam

Mevsûk istihbaratımıza nazaran şehrimiz tabakat-ı aliyesine (yüksek tabakalarına) mensup yirmi beş hanım Hilal-i Ahmer’de çalışmak ve vatanları uğrunda mecruh düşen kahraman gazilerimize muavenet-i sıhhiyede bulunmak üzere Anadolu’ya gitmek niyetini izhar etmişlerdir. Hilal-i Ahmer Merkezi Umumisi delaletiyle, Anadolu’dan beklenilmekte olan cevabın vürudunu müteakip başta, kıymetli muharrirelerimizden Emine Semiye Hanım olduğu halde diğer fedakâr hanımlardan mürekkep olan bu grup ilk vasıta ile İnebolu’ya hareket edecektir.


Silahımızla Olduğu Kadar Dimağımızla da Mücadele Mecburiyetindeyiz

19 TEMMUZ 1921 İLERİ

Ankara 16 Temmuz- Bütün Türkiye Muallime ve Muallimler Kongresi dün şehrimizde ilk içtimaını akd eylemiştir. Kongreye riyaset eden Mustafa Kemal Paşa irad eylediği nutukta silahıyla olduğu kadar dimağıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin bu ikinci sahada da birincisinde olduğu gibi ihraz-ı zafer edeceğinden emin bulunduğunu söyleyerek şiddetle alkışlanmıştır. Kongreye Anadolu’nun her tarafından gelen muallime ve muallimlerle mektep ve maarif müdürlerinden ve erkan-ı harbiyeden iki yüzü mütecaviz aza iştirak etmiştir.


Hafta Tatilinin Tatbiki

20 TEMMUZ 1921 İLERİ

Türkiye Sosyalist Fırkası murahhasları tarafından amelenin müdafaa-i hukuku için verilen bir istida Sadrazam Paşa tarafından muvafık görülmüştür. Bunun üzerine Nafıa Müsteşarı, Umur-ı Nafia Müdürü, Demiryolları Müdürü ve Ticaret ve Sanayi Müdür-i Umumisinden mürekkep teşekkül eden komisyon hafta tatili layihasının mevad-ı âtiyesini kabul eylemiştir:

1- Umumi ve hususi her nevi müessesat ve teşebbüsat-ı sanayi müstahdeminine haftada bilâ fasıla lâakal yirmi dört saat istirahat vermeye mecburdur.

2- Müessese reisi Cuma’dan itibaren Cuma ve Cuma’yı takip eden iki günden birini tatil günü intihap etmeye mecburdur. Fakat bundaki şart mahalli belediyesine bir beyanname ile bir ay evvel bildirmektir.

3- Fırıncılar ve vesait-i nakliye-i berriye ve bahriye, ziraat işletme işleri bunlardan istisnadır. Bunların müstahdemini başka türlü hafta tatilinden müstefit olacaklardır. Bunlarla su ve elektrik müessesatı gibi menafi-i umumiyeye hadim müessesat amelesine münavebe usulüyle yevmi tatil verilir.

4- Bir kaza vaki olacağı hissedilir ise tatil günü ameleyi çalıştırmak lazım gelir. Fakat ameleye başka bir gün tatil verilecektir.

5- Menafi-i umumiyeye hadim hastaneler de aynı suretle münavebeye tabi olacaktır. Mezkur layihanın bir hafta zarfında ikmal edileceği ümit ediliyor.


Kuva-yı Milliye’nin İaşesi

21 TEMMUZ 1921 İLERİ

Ankara Hükümeti’nin mümessili Safvet Bey Bakü’de Sovyet Hükümeti ile bir mukavele imza etmiştir. İşbu mukavele Kuva-yı Milliye’nin erzak ve mühimmata olan ihtiyaçlarının suret-i teminini tanzim etmektedir.


Misak-ı Milli Programının Tatbikine Kadar

27 TEMMUZ 1921 İkdam

Ankara Millet Meclisi, harbin safahatı esnasında ahvalden sık sık haberdar edilmek şartıyla, Misak-ı Milli programının temin-i tatbiki ve hiçbir mühlet nazar-ı itibara alınmaksızın nihai muvaffakiyetin istihsali için herhangi bir mıntıkada ve herhangi vechile olursa olsun harbe devam etmek üzere hükümete salahiyet-i kamile verilmiştir.

Bu karar milliyetperverler tarafından şiddetli alkışlarla karşılanmıştır. Bu suretle hükümet ordunun kış esnasında da seferber halinde kalması için meclisin muvafakatini istihsal eylemiştir. Meclis-i Milli kezalik cereyan etmekte olan harbin müsbet veya menfi bir neticeye varmasına kadar Düvel-i İtilâfiye nezdinde hiçbir siyasi müracaatta bulunulmamasına karar vermiştir.


Türk Tiyatrosu

27 TEMMUZ 1921 İkdam

Eliza Binemciyan Hanım’la Ertuğrul Muhsin, Raşit Rıza, Behzat, Galip Avanin Binemciyan, Ercüment Behzat Beylerin Darülbedayi’den ayrılarak Türk Tiyatrosu namıyla bir temsil heyeti vücuda getirdikleri ve ahval inkişaf eder etmez Ertuğrul Muhsin’in üç perdelik bir piyesiyle oyunlarına başlayacakları haber alınmıştır.


Sakarya Civarında Büyük Bir Muharebe

29 TEMMUZ 1921 İkdam

Roma 28- Corriere della Sera diyor ki: Yunan kuvvetleri hal-i hazırda Türk kıtaatını Bolu istikametinde takip etmektedirler. Mezkur gazetenin istihbaratına nazaran Türkler Sakarya Nehri boyunca büyük bir muharebe icrasına hazırlanmaktadırlar. Bu husus için Türkler, muhafaza ettikleri hâkim mevzilere birçok fırkalar tahşid etmişlerdir. (yığmışlardır)


Rus Muhadenet Ahidnamesinin Tasdiki

30 TEMMUZ 1921 İLERİ

Büyük Millet Meclisi 21 Temmuz’da tarihi ve mühim bir celse akdederek Rus Şuralar Cumhuriyeti ile akdedilen Sulh ve Muhadenet Ahidnamesini tetkik ve tasdik eylemiştir. Bu mühim tarihi celsede Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey şark siyaseti hakkında pek mühim beyanatta bulunmuş ve bu beyanatta demiştir ki: “Rıza Nur Beyefendi, Ali Fuat Paşa ve bendeniz memur edildikten sonra bu muahedename vücuda geldi. Mukaddimede beyan olunduğu vechile menfaatler müşterek görüldü ve aramızda daimi münasebat-ı samimiye ve siyasiye teşekkülü hakkında arzu gösterildi. Şeref ancak muahedeyi meydana getiren Rıza Nur Bey ve Ali Fuat Paşa’ya aittir. Birinci maddede bir cihet vardır ki hakikaten aslında da anlaşılıyor. Maddenin aslında bir tarafta meskûn olan devlet tebaası en ziyade mazhar-ı müsaade olan muameleyi görecektir. Yani Rusya’da bulunan Türkler en ziyade mazhar-ı müsaade olacaklar. Rusya Sovyet usulünü kabul etmiştir. Rus Kanun-i Esasisi mucibince bir Rus nasıl bir hakka malik ise Azerbaycanlılar ve Gürcüler de aynı hakka malik oluyor, intihabata iştirak ediyorlar. Hatta cumhur reisi bile oluyorlar. Binaenaleyh bu esas üzerine mazhar-ı müsaade olsun diye biz de bu usulü burada kabul edecek olur isek pek muvafık olabilecektir. Biz zulümden kurtulmak istiyoruz. Ruslar da zulümden kurtulmak istiyorlar. Biz Türkiye devleti ile Rusya devleti arasında görüştük. Rus Hariciye Komiseri Çiçerin Hükümeti şarklıların hareketini halaskar bir faaliyet olarak kabul ediyor. Türkiye’nin mesleği ile Rusya’nın ki arasında bir müşabehet yoktur. Bunu Ruslar da ve bizler de açıktan açığa söyledik. Bizim muahedemize kimse karışamaz ve bunun için kan akıtmaktayız. Muahedename meclise geç gelmiştir. Fakat esbabını izah edeyim. Muahedeyi Bakü’ye kadar ben getirdim. Oradan buraya gönderdim. Yoksa tehirat esbab-ı siyasiyeye mebni değildir. Muahedenameyi iki defa karlar içinde gidip akdeden benim.” Bu esnada Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi demiştir ki: “Devletlerin insaniyete mugayir bir şekilde bütün mevcudiyetimizi ayaklar altına aldıkları bir sırada şarkın bize ele uzatması herhalde necatımıza bir beraet-i istiklal olur.” (Şiddetli alkışlar)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Toplumsal TarihToplumsal Tarih

BÜLTEN SAYISI

150. Yıl Dönümünde Paris Komünü

Toplumsal Tarih Dergisi'nin 331. sayısından 150. yıldönümünde Paris Komünü ve "Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce Bu Ay"

11 Kas 2022

150. Yıl Dönümünde Paris Komünü

YAZARLAR

Toplumsal Tarih

Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.

İLGİLİ OKUMALAR