Petrini'nin ehlikeyif şehirleri

Carlo Petrini'nin Cittaslow felsefesi
Petrini'nin ehlikeyif şehirleri

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

“Mutluluk, başkalarıyla ve bizi çevreleyen her şeyle -insanlar, doğa, nesneler- kurduğumuz bir dizi ilişkilerin dokuduğu bir ağ gibidir.” 

sözleriyle bile hayata bakışının kısa bir özetini veriyor Carlo Petrini. Yavaşlamanın, arada bir durmanın ve anı özümsemenin üzerinde duran; yaşamdan, özellikle de yemekten herkesin haz alması gerektiğini savunurken diğer yandan geleneksel ve yerel yemek kültürü ve ekosistemleri korumayı hedefleyen Petrini’yi tanıyorsunuz; namıdiğer Slow Food hareketinin öncüsü. Ben ona daha çok “yavaş ve tadında” hayatın savunucu diyorum. Çünkü Petrini, kapitalizmin göbeğinde, hızlanmanın hayatta kalmak olduğu bir dönemde çıkıyor ortaya ve “Yavaşla ve tadını çıkar.” diyor. Carpe diem söylemlerinden olduğu düşünülse de aslında Petrini’nin derdi farkındalık yaratmak ve farkında olmaya davet etmek. Yediğin her lokmada, o lokmanın o tabağa gelene kadar sürdürdüğü yolculuğu düşünmek, şükretmek, saygı duymak ve yavaşça tadını çıkarmak. 

Slowfood'tan Cittaslow'a: Petrini, 1986’da bu yavaş yemek mücadelesini başlattığında, yavaşlamanın toprakla ve mutfakla sınırlı kalmadığı; bir yaşam felsefesi olduğu noktada hedefine ulaşabileceğini de biliyordu. Derken 1999 yılında yavaşlığın en derinden hissedildiği İtalya’nın Toskana bölgesinde, Chianti’de Belediye Başkanı Paolo Saturnini ile Cittaslow, “yavaş şehir” hareketini başlattı. 

Ütopya değil, yaşam biçimi: Doğanın takvimine ayak uyduran, hayatın yaşamdan haz alınabilecek hızda yaşandığı, zamanın alıp getirdiği kadim bilgilere değer veren, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, çevresiyle uyumlu, geleneklerine sahip çıkan, kendine yeten ve kuş cıvıltılarının her daim duyulduğu şehirlerin ve bu şehirlerin sakinlerinin hayalini kuran Petrini, aynı zamanda uluslararası bir belediyeler birliği olan Cittaslow’u bir ütopya değil, benimsenebilir bir yaşam biçimi olarak görüyor. Bu felsefeye ve yaşam biçimine göre bu yaşam alanları, alışveriş merkezleri ve plazalar tarafından istila edilmemiş; manavın yoldan geçerken bir erik uzattığı, köşedeki terzide tam da istediğiniz elbiseyi sabırla diktirdiğiniz, yeşil alanlar için kilometrelerce yol gitmediğiniz, güvende hissettiğiniz, koşmadan yetişebildiğiniz ve iç sesinizi duyabildiğiniz, yediğiniz her sebze meyvenin mevsiminde ve tadında olduğu habitatlar. Kulağa nasıl geliyor?

Geleceğin yaşam alanları: Tüm bu "romantik" yaşam alanı anlayışına yerleşik nüfusun 50.000’den az olması; hava, su ve toprak temizliği, biyoçeşitliliğin korunması, bisiklet yollarına sahip olunması, zanaatların yaşatılması ve sessizlik gibi kriterler de dâhil. Bir yaşam alanı, bu gibi özelliklere sahip olduğunu ispat ettiği takdirde Cittaslow’ların arasında ismini yazdırabiliyor. Her ne kadar kriterlere açık bir şekilde dâhil edilmemiş olsa da biliyoruz ki bu yaşam alanlarında yavaş yavaş yürüyen, gülümseyen, nazik ve etrafındaki canlı ve cansız her şeye saygı duyan ve şefkat besleyen insanların yaşaması da Cittaslow olabilmenin, en azından Cittaslow ünvanını korumanın, bir koşulu diyebiliriz. Bugün birçok belediye ve hükümet, Cittaslow kriterleriyle benzerlik taşıyan yeni yaşam ve konut alanları kurgulamak için yarışmalar düzenliyor. Hatta sırf bu alanda çalışmak üzere kurulmuş birçok tasarım stüdyosu var. Geleceğin yaşam alanları Petrini’nin 1999’da tasarladığı Cittaslow’la birebir aynı olmasa da Petrini’nin mutluluk tanımıyla benzer; bizi çevreleyen her şeyle -doğa, insanlar ve nesnelerle- uyum içinde.

Türkiye’de dalgaların hızlı, yaşamın yavaş olduğu üç Cittaslow bölgesi:

Akyaka, Muğla: Son yıllarda kitesurf sevenlerin başını ağrıtmadığını umduğum canım Akyaka. Rüzgârı kadar yeşiliyle de meşhur Akyaka’nın heyecanlı Azmak’ı, doğadaki dengeyi fısıldar kulağına. Çam ormanları ve Amazon’un havasından karın acıkır, Ege’nin havasında suyunda yetişenler sofraya konur. 

Nerede kalsak? No 22 Riders Inn’de
Ne içsek? Deli Memet’in kokteyllerini

Gökçeada, Çanakkale: Hırçın denizine ve rüzgârına aldanmayın; içinde uslu mu uslu naif mi naif biri yaşar. Dalgaları ve kalbi hızlı oluversin; rüzgâr sesi dışında çıt çıkarmaz. Zeytini, üzümü, adaçayı salına salına yetişir. Ne yerlisi ne de mahsulü acele eder adanın. Emek ister adalı olmak. Yavaş ve sabırlı olmayı ister. 

Nerede kalsak? Anemos’ta
Ne yesek? Meydani Pastanesi’nde Efibadem kurabiyesi

Perşembe, Ordu: Ordu’da dalga çok, sörf yapan az. Tozu dumana katan dalgaları bir yana, mutfak kültürüne sahip çıkan Perşembe’nin cevizli helvası, fındık tirmiti ve erik suyu da gidip yavaş yavaş tadına bakılası. 

Nerede kalsak nerede eksek/biçsek? Mellow Farm’da
Ne yesek? Perşembeli teyzenin elinden cevizli helva

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🐦 Gün doğarken: Kuş cıvıltıları ve Ben Böhmer

Cumartesi menüsü: Kapadokya'da ütopik performans, ehlikeyif şehirler, biranın baharatı ve tatlı son.

29 Ağu 2020

🐦 Gün doğarken: Kuş cıvıltıları ve Ben Böhmer

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR