Portre Begüm Cana Özgür

Çağdaş kilim desenleri ve dokumalarıyla bilinen tasarımcı Begüm Cana Özgür ile yeni ürünleri, tasarıma bakış açısı üzerine sohbet ettik.
Portre Begüm Cana Özgür

11 Mart - Kelebek Mobilya - Tasarlayanlar
Kelebek Mobilya ile birlikte

Kelebek Mobilya anlatıyor: 2022 İlkbahar/Yaz mobilya trendleri Henüz “ mart kapıdan baktırır… ” döneminde olsak da sıcak günlere dair heyecanımız tam yerinde! Türkiye mobilya sektörünün lider markası Kelebek Mobilya da bizimle aynı heyecanı paylaşıyor ve termometrelerde derecelerin yükselmesini beklerken bu yılın İlkbahar/Yaz mobilya trendleri ne yakın bir bakış sunuyor. Neler var? Kelebek Mobilya Tasarım Kıdemli Uzmanı Özlem Karagöz bu sezon evleri bambaşka bir atmosfere dönüştürecek olan mobilya trendlerini şöyle sıralıyor; Dekorasyonda değişime gidilen bu dönemde renklilik kendini hissettirmeye başlıyor. Bu yıl diğerlerinden farklı olarak renk, tasarım ve desen gibi ayrıntıların detay kazanmasının yanı sıra tüketici alışkanlıklarının da dikkatle değerlendirildiği bir anlayış söz konusu olacak. Tahtını korumaya devam eden toprak ve taş tonlar, evler için en ideal renkler arasında yer alırken mekânı canlandırıcı etkisi olan pastel tonlar içerisinde yağ yeşili ve Prusya mavisi ni bolca göreceğiz. Sıfırdan üretilen Veri Peri , mobilya modasına da yön vermeye başlıyor. Mor-kırmızı bir renk tonuna sahip bu mavi rengin evlerde ‘yenilik hissi’ yaratarak ilkbahar/yaz sıcaklığını hissettireceği öngörülüyor. Keten desenler yalnızca döşeme grubunda değil yemek ve yatak odasında da yerini artırırken evlere bambaşka bir soluk katacak olan etnik desenli veya vintage formlu kırlent ve aksesuarlar ön planda olacak. Kelebek Mobilya farkı Tasarımlar üzerine çalışırken trend olan renk, desen ve materyallerin önemi kadar müşterilerinin taleplerini ve yeni alışkanlıklarını da büyük bir dikkatle değerlendiren Kelebek Mobilya’nın elde ettiği titiz çıkarımlar, inovasyon temeliyle birleştiğinde yeni tasarımlar doğuruyor. Mobilya tasarımı yaparken trendlerin geçici olmamasının önemini vurgulayan Kelebek Mobilya, güncel trendleri kendi tasarım kodlarına göre sentezleyip müşterileriyle buluşturarak mobilyada daha kalıcı bir eğilim sunuyor. Dahası: Kelebek Mobilya’nın Dünya Kadınlar Günü için hazırladığı reklam filminde Nükhet Duru yeni nesil Mahmure lere sesleniyor. Filmde; işte, evde, sporda, müzikte, sanatta, sağlıkta, kısacası her alanda Mahmurelerin gücü ve başarılarına yer veriliyor. Hayallerinin peşinde koşan her kadının yanında yer alan Kelebek Mobilya'nın yeni reklam filmini buradan izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Önce seni tanıyalım, bize kendini / stüdyonu anlatır mısın?

2010 yılında Bilkent İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden mezun oldum, kısa bir iş deneyiminden sonra, Cranbrook Sanat Akademisi, üç boyutlu tasarım bölümünde yüksek lisansımı tamamladım.

Cranbrook’taki çalışmalarımda fark ettim ki tasarımın mekanik olmayan fonksiyonları daha çok ilgimi çekiyor, yani duygusal fonksiyonlar. Çalışmalarım renk, doku ve malzeme üzerine yoğunlaştı. Dokunmuş ve dokunmamış tekstiller ve bunlar ile yaratılabilecek konseptler üzerinde denemelerim oldu. Mezuniyetimin ardından İstanbul’a taşındım, 2014 yılında kendi atölyemi kurdum. Dokuma henüz yeni keşfettiğim, deneyselliğe açık bir alandı ve bu konu üzerinde biraz daha çalışmak için Türkiye büyük bir hazine sunuyordu.

Stüdyomdaki ilk çalışmalarım da böylelikle dokuma kültürümüz üzerine odaklandı. Anadolu’yu geziyor, dokumacılarla beraber çalışarak yeni ve çağdaş ifadeler geliştiriyorum. Bu bağlamda tasarımlarımın, sanat ve zanaat kavramlarını bir araya getirdiğinden bahsedebiliriz.

Üretimini kendim üstlendiğim koleksiyonların yanı sıra çeşitli markalara da tasarım desteği sunuyorum.

 

Tasarım sürecin nasıl ilerliyor? Seni tetikleyen ve ilham veren şeyler nelerdir?

Henüz birçok konuda amatörüm, ve bu durum taze bir zihinle düşünebilmemi sağlıyor. Çalışmalarını Türkiye’de yürüten bir tasarımcı olarak, zanaat kültürümüzden ilham almamak mümkün değil. Müthiş bir bilgi birikimi ve tecrübe var elimizin altında. Bu bilgi birikiminin bu denli ulaşılabilir olması, benim en büyük avantajım ve çalışmalarıma yön veren büyük bir potansiyel.

Tasarım sürecinde ellerimle düşünüyorum. Oynuyorum… Malzemelerle ve tekniklerle oynayarak yapılabilirliği anlıyor ve ona göre yeni ifadeler geliştiriyorum. Kendimi özgür bırakabildiğim, saçmalamaya izin verebildiğim ölçüde yeni fikirler çıkıyor. Sonra bu fikirleri bir süzgeçten geçiriyor, güçlü bulduklarımın üzerinde çalışmaya başlıyorum.

 

 

"Tasarım sürecinde ellerimle düşünüyorum. Oynuyorum… Malzemelerle ve tekniklerle oynayarak yapılabilirliği anlıyor ve ona göre yeni ifadeler geliştiriyorum."

 

 

 

Kadın tasarımcıların tasarım dünyasındaki etkisi ve yeri hakkında ne düşünüyorsun?
 

Her ne kadar toplumun bütün alanlarında kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik yapılan girişimlerin, çalışmaların sayısı artsa da, yüzlerce hatta binlerce yıldır var olan kültürel kodların değişmesi tabii ki hızlı olmuyor. Örneğin Bauhaus, progresif bir okul olarak 1919 yılında kurulduğunda kadın-erkek eşitliğini beyan etmiş ve kapıların kadın öğrencilere açmış olsa da, kadın öğrenciler çoğunlukla dokuma atölyesine yerleştiriliyor ve mimarlık, heykel gibi bölümlerde yer almalarına izin verilmiyordu. 

Erkeklerin domine ettiği bir sistemde bireysel bir kadın olarak var olmanın kolay olmadığını düşünüyorum. Fakat bu sisteme kafa tutan kadın tasarımcılar, kendi özgün yaklaşımlarıyla normları yeniden yaratıyorlar. Bugün tasarım dünyasının güncel konuları olan "deneyimsel tasarım", "iyi olma hali", ve "duygusal iletişim" üzerine olan tartışmalar, bence çoğunlukla kadın tasarımcıların çalışmaları öncülüğünde ilerliyor. 

 

 

Tasarım sürecinde ve üretim yaparken hangi teknikleri kullanıyorsun?

Çoğu zaman form ve beraberindeki birçok tasarım kararı malzemenin ve tekniğin yönlendirmesiyle gelişiyor. Malzemeyi ve tekniği tanıdıkça, potansiyellerini keşfediyorum ve tasarımı bu potansiyeli ortaya çıkartacak şekilde geliştiriyorum.

Tasarımcının üretim süreçlerini -ustası kadar olmasa da- başından sonuna kadar anlamış olması, gerektiğinde manipüle edebilmesi için çok önemli. Yapacağınız müdahale sürecin temeline indiği ölçüde yeni potansiyeller yaratacaktır.

Dolayısıyla sabit bir tekniğim yok, sabit olan yaklaşım, alışılagelmiş tekniklerin ötesine geçebilmek ve yeni yapma-etme biçimleri geliştirmek.

 

Şu zamana kadar yaptığınız projeler arasında favorin hangisi? Neden?

Sanıyorum SHADE kilim koleksiyonu… Profesyonel bir ürün olarak ortaya çıkardığım ilk koleksiyon. Nanimarquina ile tanışana kadar üretimini kendim üstlenmiştim, çok inandığım bir tasarım olmasının yanı sıra hayata geçirmek için çok emek verdiğim bir projeydi. Aynı zamanda işlerimi görünür kılan, beni uluslararası bir platform taşıyan ilk proje. Sanat, zanaat, duygusal etkileşim, çağdaş yaşantının getirdiği tasarım arayışları, hepsine bir cevap sunarken tasarımcı olarak beni çok iyi ifade ediyor.

 

 

Yeni lanse ettiğin koleksiyonunun temasından, hikayesinden bahseder misin?

New York’ta üç yeni tasarım sergiledim. Bunlardan biri HAZE isimli yeni kilim tasarımım. SHADE koleksiyonunda edindiğim renk bilgisini, Opticals koleksiyonunda geliştirdiğimiz teknik ile birleştirdiğim bir çalışma. Çizgi kalınlıklarının değişmesiyle şeffaflık opaklık oyunları, iç içe geçerek kaybolan düzlemler yaratıyorum. Bu yeni koleksiyon ile ilgili olarak çok heyecanlıyım!

Bir diğeri daha önceki projelerimden kafamda birikmiş fikirlerin bir uygulaması olan LOTUS. Tıpkı bir elbise kalıbı gibi, belirli bir şekli ve kesikleri olan ili boyutlu bir halı, üçüncü boyuta yükselip, bir strüktürü kaplayarak yerde kendi mekanını tanımlayan bir mobilya önerisine dönüşüyor. Bu projenin üretimini STEPEVI ile gerçekleştirdik.

Son olarak FLAKES isimli tekstil tasarımı, In-between küratörlüğünde gerçekleştirdiğimiz Atlas Harran projesinin bir uzantısı diyebilirim. Zanaatkar olmayan, daha önce herhangi bir üretim tecrübesi ve bu konuda özel bir eğitimi olmayan kadınları üretime dahil etmenin yollarını aradığım bir proje. FLAKES, minik keçe topların, çok basit bir şekilde bir araya gelmesiyle oluşan bir battaniye tasarımı. Keçe top yapımı çok vakit alan fakat basit bir tekniği olan ve özel bir yetenek gerektirmeyen bir süreç. Böylelikle çok geniş bir kitleyi üretime dahil ederek istihdam sağlama potansiyeli olan bir ürün.

 

Tasarımcı olarak en güçlü bulduğun yanın nedir? Hangi yönlerini geliştirmek istersin?

İşlerimde en çok önem verdiğim ve bence en güçlü olduğum konu ürün ve kullanıcı arasındaki duygusal etkileşimi yaratabilmek. Renk, desen ve doku bu etkileşimi yaratmada kullandığım ana araçlar olduğu halde, daha fazlasını öğrenmek ve kendimi geliştirmek istediğim alanlar. Özellikle renk çok karmaşık bir konu. Çoğu zaman içgüdüsel olarak ilerliyorum bu konuda, takıldığım noktalarda ise teoriye dönüyor ve anlamaya çalışıyorum. Daha uzun bir yol var önümde, öğrenmekten keyif alıyor, keşfettikçe heyecanlanıyorum.

 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Tasarlayan Kadınlar

Bu hafta tasarlayan Türk kadın tasarımcıları konuşuyoruz.

04 Mar 2021

Kelebek Mobilya ile birlikte
formandseek.com

YAZARLAR

Bilge Nur Saltık

Tasarlayanlar, tasarım alanında tekil, orjinal, kreatif ve gelenekselin dışında işlere yer veren bağımsız online bir magazindir.

İLGİLİ OKUMALAR