'Savaşın kazananı': Ortadoğu'daki krizden şu ana kadar kim kârlı çıktı?

İran'ın deniz mayınları, kıyı füze bataryaları ve insansız hava araçları kullanarak Hürmüz Boğazı'nı kapatma stratejisi, enerji fiyatlarının fırlamasıyla küresel ekonomiyi alt üst etmese de epeyce yıkıcı bir etki yarattı. ABD'nin algılanan bir tehdidi ortadan kaldırmak ve zafer ilan etmek için hızla ezici bir eyleme başvurarak Venezuela'da izlediği yolu tekrarlamak olan planı ise ters tepmiş gibi görünüyor.
Şu anda ikinci ayına giren savaşla ilgili herkes ortaya çıkan faturanın ağır olduğunda hemfikir. Ortadoğu’daki kriz, başta enerji piyasaları ve finansal piyasalar olmak üzere pek çok alanda hasar bırakırken, gaz ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişin sanayi ve hane halkı üzerinde ek maliyet baskısı oluşturması bekleniyor.
Bölgedeki gelişmelerin Avrupa enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtığı belirtilirken, son 30 günde AB'nin fosil yakıt ithalat maliyetine 14 milyar euro ek zarar getirdiği ifade ediliyor. Küresel gaz piyasalarındaki sıkışıklık elektrik fiyatlarına da yansırken beklenti, enerji piyasalarındaki bu etkinin kısa vadeyle sınırlı kalmayacağı yönünde.
Enerji piyasalarının ardından savaşın en fazla vurduğu sektörlerin başında havayolları geliyor. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla jet yakıtı fiyatları hızla yükseldi. Maliyet baskısı altında kalan havayolu şirketleri uçuş kapasitelerini azaltmaya başladı. Uçak yakıtı kerosenin varil fiyatı, Şubat ayı sonundan bu yana ortalama iki katına çıktı.
- Yakıt fiyatlarındaki bu ani sıçrama da ister istemez bilet ücretlerine doğrudan zam olarak yansıyor. Diğer yandan, savaş sebebiyle Basra Körfezi üzerindeki hava koridorlarının kullanılamaması, özellikle Asya uçuşlarında rotaların uzamasına ve maliyetlerin patlamasına yol açıyor.
Gübre üretimi de sevk edilemeyen ürünler için depolama seçeneklerinin yetersizliği ve Ortadoğu’daki bazı enerji tesislerinin kapanması nedeniyle olumsuz etkileniyor. Bu kırılma; tarımsal üretim giderleri, verim beklentileri ve gıda fiyatlarını da yukarı iten çok katmanlı bir baskı oluşturuyor.
Her ne kadar bir dediği diğer dediği tutmamakla meşhur olsa da ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İran savaşının yakında biteceğini söyleyerek, “İran'dan iki üç hafta içinde ayrılacağız. Ayrılmadan önce bir anlaşma mümkün olabilir. ABD'nin savaşı bitirmesi için İran'ın anlaşma yapmasına gerek yok” ifadelerini kullandı. Savaş, Trump’ın söylediği gibi birkaç haftalık bir vadede sona erse de, savaşla birlikte ortaya çıkan bazı etkiler hemen normale dönmeyecek gibi görünüyor.
Savaşın kazananı olmaz derler ancak bu savaşın savaşan taraflar dışında bazı kazananları var. Savaşa doğrudan müdahaleyle veya askerî destekle katılmasalar da başka birtakım yollarla savaşa taraf görünen ülkeler ve Ortadoğu’daki ortamdan kazanç sağlayan bazı sektörler mevcut.
Savaşın kazanan aktörleri: Çin ve Rusya
Belli açılardan bu savaşı İran’ın psikolojik üstünlükle kazandığı düşünülebilir ancak temelde bu savaşın iki kazananı var: Çin ve Rusya…
Çin, petrol ithalatının yüzde 13’ünü indirimli fiyatlarla sağlayan İran’a bağımlı. İran, Pekin ile 25 yıllık bir işbirliği anlaşması imzalayarak, 2021’den beri Çin yatırımı ve güvenlik işbirliği karşılığında piyasa fiyatlarının altında 400 milyar dolarlık petrol temin etti. Rusya ise 2014'te Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlardan bu yana en önemli Ortadoğu müttefiki olarak İran'a güveniyor.
- Her iki ülke de yıllardır Tahran'ı mali, askerî ve diplomatik olarak destekliyor. Saldırılara verdikleri tepki, ABD'yi kınamaktan öteye geçmiyor ancak bu tepkisizlik değil aslında bir strateji.
Küresel enerji fiyatlarının yükselmesi ve dikkatlerin Moskova'nın Ukrayna ile dört yıldır süren çatışmasından başka yöne çekilmesi gibi temel sebeplerle ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürütttüğü savaştan fayda sağlayanlardan biri Rusya oldu. Rusya’nın kazancının iki yönlü olduğunu söyleyebiliriz.
Enerji fiyatları yükseldikçe Rusya'nın petrol gelirleri artarken, aynı zamanda Ukrayna’ya karşı savaşını finanse etmek için yeni kaynaklar elde edebilmesinin de önünü açılıyor. Rusya, Ukrayna'yı desteklemek için gönderilebilecek askerî kapasitenin başka yöne kaydırılmasından da kâr sağlıyor. Ortadoğu'daki çatışma ön plana çıktıkça Ukrayna cephesine ilginin azalması da Rusya'ya yarıyor.
Rusya, İran’a ABD birliklerinin, gemilerinin ve uçaklarının konumlarıyla hareketleri hakkında uydu görüntüleri sağlıyor; ayrıca İran’a insansız hava aracı taktikleri konusunda da muhtemelen tavsiyelerde bulunuyor. İran'ın saldırı modellerinin Ukrayna'daki Rus yaklaşımına benzemesinin tesadüf olmadığı da dile getiriliyor. Altyapıyı hedef alan insansız hava aracı sürüleri ve ardından radar ve komuta-kontrol sistemlerine yönelik hassas vuruşlar, Moskova'dan dolayı tanıdık geliyor.
Rusya için kritik zamanlama: Enerji gelirleri artıyor
Rusya, İran'ın savunmasını, Ukrayna'nın hedefleme yeteneklerine Batı'nın verdiği desteğe doğrudan bir misilleme olarak görüyor. Washington, bu Rus tırmanışına kamuoyu önünde karşı koymamayı seçmekle kalmadı, aynı zamanda Rusya'ya müşterilerine petrol ihraç edebilmesi için yaptırımları geçici olarak kaldırarak büyük bir kazanca da kapı açtı.
- Bu eylem, Putin'in ölçülü belirsizlik mantığını doğruluyor: Saldırıları kınarken ABD Başkanı Donald Trump'ı doğrudan eleştirmekten kaçınmak.
İran krizi öncesinde Rusya'nın enerji gelirleri hızla düşüyordu: Şubat ayında petrol ihracat gelirleri 10 milyar doların altına inmişti. Kremlin'in güvenlik dışı tüm harcamalarda yüzde 10 kesinti yapmaya hazırlandığı konuşulurken, Trump yönetiminin Rusya'ya uyguladığı yaptırımları hafifletmesi, Moskova için bundan daha iyi bir zamana denk gelemezdi.
- KSE Intitute tarafından yayımlanan bir rapora göre, Rusya, çatışmanın süresine bağlı olarak, 2026 yılında bütçe gelirlerinde 45 milyar ila 151 milyar dolar arasında ek gelir sağlayabilir.
Bu hesaplamaya, yaptırımlar nedeniyle son zamanlarda Rusya'nın düşen ihracat hacimlerinin toparlanması, Rus ham petrolüne uygulanan iskonto oranının daralması ve diğer enerji ihracatından elde edilecek gelirler de dahil. İyimser bir senaryoda bile Rusya, savaşsız bir senaryoya kıyasla ihracat gelirlerinde 84 milyar dolar ve bütçe gelirlerinde 45 milyar dolar ek kazanç elde ediyor. Üç aylık bir savaş senaryosunda ise ihracat gelirlerinde 161 milyar dolara ve bütçe gelirlerinde 97 milyar dolara ulaşılıyor; bu da Rusya'nın 2025 mali açığının tamamından daha fazla.
En karamsar altı aylık bir senaryoda ise Rusya, bütçe fazlası verebilir ve varlık fonunu yenileyerek, gelecek yıllarda yüksek savaş harcamalarını sürdürebilir.
Çin, stratejik anlamda savaşın kazananı oldu
Çin, petrol konusunda Körfez'e bağımlı olmasına rağmen, bundan fayda sağlayacak konumda. Hürmüz Boğazı, Körfez tedarikçilerinden Çin’e günde yaklaşık 5,4 milyon varil petrol taşıyor. Bu, Rusya’dan aldığı miktarın iki katından fazla.
Bu nedenle Pekin'in Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasında gerçek bir çıkarı var. Ancak, Washington'a bunu yapmasında yardımcı olmak için hiçbir teşviki yok. Bunun yerine Çin daha incelikli bir şey yapıyor: Tahran ile doğrudan diplomasi yürüterek, Çin bayraklı gemiler için güvenli geçiş sağlıyor ve çatışmanın ilk haftalarında bile 11 milyon varilden fazla İran ham petrolü doğuya doğru akmaya devam ediyor. Bu petrolün ödemesi Çin'in Sınır Ötesi Uluslararası Ödeme Sistemi (CIPS) aracılığıyla renminbi cinsinden yapılıyor.
Çin, petrol tedarikinde yaşanabilecek aksama riskine karşı hazırlık yapıyordu. Belki de ABD ve İsrail'in saldıracağını öngördüğü için, yalnızca Ocak ve Şubat aylarında petrol ithalatını yüzde 16 oranında artırdı. Rusya ise Çin’e günde yaklaşık 300 bin varil daha fazla petrol ihraç etti. Bu adımlar, Rusya'nın Çin'e deniz yoluyla yaptığı ihracatı günde yaklaşık 2,1 milyon varile çıkardı.
- Çin'in stratejik ve ticari rezervleri şu anda 1,3-1,4 milyar varil arasında olup, yaklaşık dört aylık ithalata karşılık geliyor. Zira ülke, Rus petrolünün hâlâ büyük ölçüde indirimli olduğu dönemde, piyasaların yaklaşan aksamayı fiyatlandırmasından önce depolarını dolduruyordu.
Çin'in kazanımları enerji direncinden çok daha öteye uzanıyor. Savaşa uzun süredir devam eden enflasyonla giren ABD'nin aksine, Çin deflasyondan muzdaripti. Orta düzeyde bir petrol fiyat artışı Pekin için enflasyonist bir etki yaratıyor. Ancak Çin, Rus ham petrolünü uzun vadeli büyük bir indirimle satın alması, geniş rezervlere sahip olması ve entegre rafineri sektörünün daha pahalı ham petrolü kısmen dengelemesi nedeniyle bu enflasyonu rakiplerinden daha iyi absorbe ediyor. Sonuç olarak, Batı’daki girdi maliyetleri daha hızlı artarken, Çin üretim malları rekabetçi kalıyor.
Öte yandan, Çin'in jeopolitik riskleri de önemli. Her ne kadar zor olsa da ABD, İran'da egemenlik kurarsa, yani bölgesel etkisini ortadan kaldırıp daha uysal bir rejim kurulmasını sağlarsa, Pekin’in bölgede zorlu mücadelelerle kazandığı diplomatik kazanımlar baltalanacaktır.
Ayrıca mevcut çatışmanın ötesine geçen bir istihbarat boyutu da var. ABD’nin Körfez’deki deniz operasyonlarını gerçek zamanlı olarak gözlemlemek (uçak gemisi hareketleri, füze önleme düzenleri, lojistik akışları) Çin için, Tayvan Boğazı'nı içeren senaryoları değerlendirirken stratejik olarak değerli.
- ABD, Körfez'de operasyonel stratejilerini ve zayıf noktalarını ne kadar çok ortaya koyarsa Pekin'in Tayvan'ı askerî olarak ele geçirme planlamasının da o kadar iyi şekilleneceği düşünülüyor.
Küresel durgunluk riski
Savaşın en büyük olumsuz riski, şiddetli bir küresel durgunluk. Avrupa ve ABD'yi durgunluğa sürükleyecek uzun süreli bir enerji şoku, Çin'in ihracat siparişlerini çökertecek, devam eden emlak krizini daha da kötüleştirecek ve emlak piyasasındaki çöküşün baskısıyla sıkışmış olan iç talebin zayıflığını ortaya çıkaracak.
Bu arada, Brent petrolün Şubat sonlarındaki 70 doların altındanki fiyatlamasından 120 doların üzerine çıkıp ardından 90-100 dolar aralığında dalgalı bir seyir izlemesiyle ABD Merkez Bankası (Fed) zor bir seçimle karşı karşıya: Yükselen enerji fiyatlarından kaynaklanan enflasyonla mücadele etmek için faizleri artırmak ve yavaşlayan ekonomiyi durgunluğa sürükleme riskini almak ya da büyümeyi desteklemek için faizleri düşürmek ve enflasyonun yükselmesine izin verme riskini almak. ABD’de tamamen önlenebilir bir stagflasyon tuzağına düşme riski artıyor.
ABD, İran'a sözde nükleer silahların yayılmasını önlemek için saldırdı. Bunun yerine, belirsiz ve pahalı bir bataklığa saplanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu arada, Rusya ve Çin savaştan sessizce fayda sağlıyor. Gerçek şu ki, ikisi de bu otoriter rejimler için Batılı liderlerin anladığı şekilde güvenlik garantilerine hiçbir zaman bağlı kalmadı. Rusya ve Çin, her şeyden önce, kendi ülkelerine daha yakın hedeflere odaklanmış durumda. ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı sonucunda Rusya, on milyarlarca dolarlık bir mali kurtarma paketi alırken, Çin'in stratejik konumu potansiyel olarak güçleniyor. Zaten kırılgan olan ABD yaptırım rejimi, yönetimin muafiyetleriyle daha da zayıflatılıyor. ABD silahları ve dikkati Ortadoğu'ya yöneldiği için ABD-Avrupa ittifakı daha da kötüleşiyor. Bu, Moskova ve Pekin'in umduğundan çok daha fazlasına işaret ediyor.
Savaşın 'bonus'u: Bahisler ve milyonluk kazançlar
Kazananlar sadece fiyatlardaki dalgalanmalardan faydalanan ya da petrolü bir güç olarak elinde tutan bir avuç insanla sınırlı değil. Son haftalarda hem geleneksel piyasalarda hem de yeni nesil tahmin platformlarında görülen sıra dışı işlemler, bazı yatırımcıların savaşın seyrini ve dolayısıyla küresel ekonomiyi etkileyecek kararlardan önceden haberdar edilmiş olabileceği şüphelerini güçlendiriyor.
Özellikle Polymarket ve Kalshi gibi çevrimiçi tahmin platformları savaşın seyrine dair bahislerin yapıldığı alanlara dönüşmüş durumda. Bahisçiler, İran’daki mevcut çatışmaya 100 milyonlarca dolarlık bahis oynadılar, bu da çok sayıda insanın savaşlara bahis oynayarak zengin olmaya çalıştığı anlamına geliyor.
Bu platformlardaki kullanıcılar, İran’daki rejim değişikliğinden ABD’nin kara operasyonu başlatmasına kadar birçok senaryo üzerine para yatırabiliyor. Özellikle Polymarket'te oynayabileceğiniz çok çeşitli bahisler var. Hürmüz Boğazı'nın ne zaman açılacağına veya açılıp açılmayacağına bahis oynayabilirsiniz. Füze saldırılarına bahis oynayabilirsiniz. Savaş sürerken nükleer saldırı ihtimallerine yönelik de kontratların açıldığı ancak tepkiler üzerine kaldırıldığı ifade ediliyor.
The Salon’un paylaştığı verilere göre, sadece ABD-İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırısının zamanlamasına ilişkin kontratlara 500 milyon dolardan fazla bahis yapıldı. Blok zinciri analiz şirketlerine göre, "şüpheli insider" olarak tanımlanan altı hesap, bu olaydan yaklaşık 1,2 milyon dolar kazanç sağladı. Daha çarpıcı bir örnekte ise bir yatırımcının, 2024’ten bu yana İran’la ilgili askerî gelişmeleri yüzde 93 doğruluk oranıyla tahmin ederek yaklaşık 1 milyon dolar kazandığa dikkat çekildi.
Bu tür yüksek tahmin edilebilirlik oranları tesadüfle açıklanabilir mi, burası büyük bir soru işareti. Hem Polymarket hem de Kalshi, içeriden bilgi kullanımını ve piyasa manipülasyonunu engellemek için yeni önlemler açıkladı. ABD Kongresi’nde de bu alanı düzenlemeye yönelik çeşitli yasa tasarıları gündemde ancak Trump'ın bunları imzalamasını hayal etmek zor.
Uzmanlara göre asıl sorun, bu kuralların nasıl uygulanacağı. Blok zinciri tabanlı yapıların sağladığı anonimlik ve teknik karmaşıklıklar maalesef denetimi zorlaştırıyor. Üstelik yüksek kazanç ihtimali, yakalanma riskinden daha cazip görünebiliyor.
Hakikat sonrası çağda savaş, insan hayatı ve ülkelerin geleceği üzerine bahis oynamanın ahlaki ve etik sınırları çok az insanın gündemine girebiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


