aposto-logoCuma, 3 Şubat 2023
aposto-logo
Cuma, Şubat 3, 2023
Premium'a Yüksel

Seçtiğimiz Video Oyunları Kişiliğimizi Yansıtıyor Olabilir Mi?

Renkli dünyaları ile ilgimizi çeken video oyunlarını kısa bir süreliğine de olsa oynamamak mümkün mü? Peki ya başladıktan sonra bırakmak? Oyunlar bu kadar sürükleyiciyken bu pek mümkün görünmüyor.

Hem çocuklar hem ergenler hem de yetişkinler için oldukça çekici olan video oyunları ile geçirilen süre her geçen gün artıyor. Neredeyse her yaş grubuna ve her ilgi alanına hitap eden oyunlar üretiliyor. Bazıları için oyun oynamak hayatlarının en önemli parçası. Saatlerin nasıl geçtiğinin anlaşılmadığı, birçok duygunun kısa sürede yaşandığı oyun oynama süreci bazen uzadıkça uzayabiliyor. Bu noktada da insanlar oyunla kurdukları ilişkiyi sorgulayarak oyun oynamaya bağımlı olup olmadıklarını düşünebiliyorlar.

Her gün uzun saatler oyun başında durmak, oynayamadığında yoksunluk hissetmek, oynarken kontrolü kaybetmek ve aşırı oyun oynamanın olumsuz etkilerini deneyimlemeye başlamak bağımlılığın ilk göstergelerinden olabiliyor. Araştırmalar, oyun oynamaya bağımlı olma meylinin bazı kişilik özellikleriyle ilişkili olduğunu buluyor. Düşük öz saygı ve öz yeterlilik, yüksek kaygı ve agresyon bu özelliklerden bazıları. Peki aşırı kullanımında böyle zararları olan bir davranışı neden sergiliyor, oyun oynamayı neden istiyoruz? Yapılan araştırmalara göre kişiler günlük hayattaki olumsuz deneyimlerinden kaçınmak ya da sanal dünyadaki sosyal hayatlarında keyifli vakit geçirmek için oyun oynamak istiyorlar. Oyun türü tercihlerinde ise farklı durumlar etkili oluyor. Örneğin, erkekler daha çok aksiyon ve strateji oyunlarını tercih ederken kadınlar beceri oyunlarını tercih ediyorlar. Daha genç kişiler strateji oyunlarını tercih ederken daha yaşlı kişiler beceri oyunları oynamayı tercih ediyorlar.

Farklı sebeplerle tercih ettiğimiz oyunları oynama seviyemiz zararlı bir düzeye ulaştığında psikolojik işlevselliğimizi olumsuz yönde etkiliyor. Uzun vadede daha utangaç ve daha yalnız hissedebiliyoruz. Üstelik aşırı seviyede oyun oynama, düşük okul performansı ile de ilişkilendiriliyor. 

Özellikle konu şiddet içeren oyunlar olduğunda endişe ediyoruz. Zihnimizde çocukların bu oyunlardan olumsuz etkilenip şiddete yönelebilme ihtimalleri canlanıyor. Ya da oyunların yetişkinlerin öfke düzeyini ve şiddet eğilimini artırıp artırmayacağını sorguluyoruz. Benzer bir düşünceyle bilişsel becerilerimizin zayıflamasından da endişe edebiliyoruz. Bu konuda yapılan birçok araştırmaya göre oyun oynamanın oyun bağımlılığı, depresyon, agresyon gibi olumsuz etkileri olabiliyor. Öte yandan bazı araştırmalar ise video oyunlarının uzamsal algı, sebep- sonuç ilişkisi kurma ve hafıza gibi bilişsel becerilerimizin gelişimini desteklediğini gösteriyor. Yani video oyunu oynamanın zararlı yanları bulunsa da olumlu yanlarının da var olduğunu biliyoruz.

Hatta ruh sağlığı açısından şaşırtıcı sonuçları olabiliyor. “Angry Birds” gibi erişilmesi ve oynaması kolay olan bazı oyunlar kişilerin modunu yükseltebiliyor, rahatlamalarını sağlayabiliyor ve kaygı seviyelerini düşürebiliyor. Oyunlarda başarısızlıklarla karşılaşmak ve onlarla mücadele etmek de psikolojik dayanıklılık geliştirilmesine katkı sağlayabiliyor.

Oyun Avatarları Kişiliğimizi Yansıtıyor Olabilir mi?

Toplumsal olaylarla ve deneyimlerimizle şekillenen benliğimiz artık dijital dünyada da kendisine yer buluyor. Dijital oyunlar kimlik edinim sürecimizin bir parçası oluyor. Oyunumuzdaki avatar da, oyun dünyasındaki bir temsilimizi oluşturuyor. Karakterleri kendi imaj ve beklentilerimize göre şekillendiriyoruz. Örneğin, vücut kitle indeksi yüksek olan birinin fiziksel olarak idealize edilmiş boyutlara sahip bir karakteri daha çok tercih ettiğini görüyoruz. Benzer şekilde öz saygısı düşük olan ve daha depresif olan kişiler daha sevecen, sıcakkanlı ve çalışkan karakterleri tercih ediyorlar. Ne kadar ideal benliğimize benzeyen bir karakter yaratırsak oyundan o kadar keyif alıyor, oyuna o kadar bağlı hissediyoruz. Zamanla o karakter ile duygusal bir bağ da oluşturuyoruz. 

Oyunlarda kurabildiğimiz avatarların gerçek hayatta olmayan birçok özelliğini oyun sırasında seçebiliyoruz. Böylece sanal dünyada istediğimiz her türlü benliği çizebiliyor ve farklı kimlikleri görebiliyoruz. Peki kişisel özelliklerimiz sanal kimliğimize nasıl yansıyor? Yapılan araştırmalara göre sanal dünyada kendimizi daha özgür ve güçlü tanımlamak istiyoruz. Bunun sebebi, sanal dünyada gerçek dünyada olduğu gibi yaptırımların bulunmaması oluyor. Genellikle gerçek dünyada sahip olmadığımız özelliklere sahip karakterler oluşturuyoruz. Bu karakterler çoklu kimliklere sahip oluyor ve bu durum bizi çok heyecanlandırıyor. Zamanla sanal dünyada var olmak o kadar çekici geliyor ki bu dünyayı gerçekliğimiz hâline getirmek istiyoruz. Hem oyunlardan zevk alıyor hem de sanal dünyayı çok ciddiye alıyoruz.

Espor Oyuncularının Kişilik Özellikleri Klasik Oyunculardan Farklı mıdır?

Video oyunları son dönemlerde öyle yaygınlaştı ki artık bu alanda profesyonelleşen bazı kişiler kariyer seçeneklerine sahip olabiliyor. Oluşan bu yeni kariyer alanına ise espor deniyor. Espor oyuncularının klasik oyunculardan belli farkları bulunuyor. Espor oyuncuları eğlenmek ya da rahatlamak için oynamıyor. Rekabet için oynuyorlar ve oyun dünyasında kendilerini geliştirmeyi amaçlıyorlar. Yaptıkları aktivite gerçek dünyadaki spora alternatif bir spor türü olarak ortaya çıkıyor. 

Bu kişilerin oyun oynama motivasyonları 3 farklı boyut ile şekilleniyor. İlki başarı elde etme oluyor. Kazanmayı ve rekabeti deneyimlemeyi istiyorlar. İkincisi sosyal motivasyon oluyor. Oyun ile sosyalleşmek, takım çalışması yapmak ve ilişkiler kurmak istiyorlar. Üçüncüsü ise bu dünyanın içine girme ve derinleşme isteği oluyor. Oyun dünyasını keşfetmek, gerçek dünyadan kaçmak ve orayı bireyselleştirmek istiyorlar. 

Peki espor oyuncularının nasıl kişilik özellikleri oluyor? Bu kişiler genellikle bu alanda çok fazla bilgiye sahip olan, stratejik düşünebilen, hızlı ve akıllıca kararlar alabilen, geçmişi düşünmeden gelecek için motive olabilen, günlük hayatı sanal dünyadan kolaylıkla ayırabilen ve uzun süre odaklanabilen kişiler oluyor. Kendi becerilerine güvenen ve takım arkadaşlarıyla iyi iletişim kurabilen kişiler bu alanda daha başarılı oluyorlar. Fakat elbette başarılarının önünde duran bazı engeller de bulunuyor. Kişinin kendine az güvenmesi, kaygıyla baş etme becerilerinin düşük olması, oyunda yapmış olduğu geçmiş hataların varlığıyla baş edememesi ve takım arkadaşlarıyla olan iletişimdeki eksiklik, başarının önündeki bariyerler olarak ortaya çıkıyor.

Gökçenay Kaplan

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

öz saygı

agresyon

ımlılığı

depresyon

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

🎮 Kendini Kaybedercesine Oyun Oynamak: Video Oyunları ile İlişkimiz

Yayın & Yazar

Yakın İlişkiler

İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!

;