Serçenin "dilini kesmek"

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Sezen Aksu’nun 2017 yılında yayımladığı "Şahane Bir Şey Yaşamak" adlı şarkısında "Binmişiz bir alâmate. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e" sözlerinin yer alması, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemine oturmuştu.
Kadın-erkek ilişkisinin Adem ve Havva metaforuyla anlatıldığı, insanın cehaletinin vurgulandığı ve yaşam için duyulan müteşekkirlikten bahsedilen şarkıda "Dinî değerlere hakaret etmek ve tahrik etmek veya aşağılamak" iddiasıyla Aksu hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. Millî Beka Hareketi, Aksu’nun evinin önüne giderek "İnsanlığın atası olan ilk Peygamber Hz. Adem Aleyhisselam'ın ve Hz. Havva Annemiz Aleyhiselam'ın alenen aşağılanmasına karşılık bu 'Minik Cahile' haddini bildirmek için burada toplanmış bulunmaktayız." açıklamasını yapmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı isim vermeden yaptığı açıklamada "İslam'ın seçkin şahsiyetlerine dair söylenen her cümlede son derece hassas ve dikkatli olunması gerekmektedir." demişti. MHP lideri Devlet Bahçeli ise "Serçeysen serçeliğini bil sakın kuzgunluğa heves etme." ifadelerini kullanmıştı.
Tepkilerin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir camide mikrofonla cemaate yönelik yaptığı konuşmanın görüntüleri sosyal medyada yayıldı. Erdoğan konuşmasında "Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir." ifadelerini kullandı. Gazeteci Nevşin Mengü, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sözlerin medyada yayılmasını istemediği için gazetecilerden talepte bulunduğunu, bu nedenle görüntülerin amatör kamera çekimlerinin yayıldığını öne sürdü.
15 Temmuz Şehitler ve Gaziler Platformu da "şeytanın yolundan gitmekle" itham ettiği Aksu hakkında yayımladıkları açıklamada "Bugünden sonra dinimize, imanımıza dil uzatanlar bilsinler ki artık eski Türkiye yok. Allah ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Bu din Alllah'ındır. Küfür ve iman kıyamete kadar savaşacaktır." Biz de iman tarafındayız." ifadelerini kullandı.
Aksu’nun cevabı
Erdoğan’ın sözlerinin yayılmasının ardından sanatçı Müjde Ar, Halk TV’ye bağlanarak protesto gösterisi olduğu gün arkadaşı Aksu’nun evine gittiğini ve "korkmadıklarını" söyledi. Ar, "sıranın sanatçıların dilinin kopartılmasına mı geldiğini" sordu.
Aksu ise "konunun kendisi değil, memleket olduğunu" belirttiği, "47 yıldır yazdığını ve yazmaya devam edeceğini" söylediği ve kaleme aldığı "Avcı" isimli şiire yer verdiği, "Sezen" imzalı bir paylaşımda bulundu.
"Sen beni üzemezsin
Zaten çok üzgünüm
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Ben avım sen avcı
Vur bakalım….
Sen beni sezemezsin
Dilimi ezemezsin
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Kim yolcu kim hancı
Dur bakalım…
Beni öldüremezsin
Sesim, sazım, sözüm var benim
Ben derken ben herkesim" dizelerinden oluşan şiir, vatandaşlar tarafından onlarca dile çevrildi.
Binlerce vatandaşın yanı sıra Zülfü Livaneli’den Tarkan’a, Genco Erkal’dan Fazıl Say’a onlarca sanatçı, Sezen Aksu’ya sosyal medya paylaşımlarıyla destek verdi. Aralarında Ece Temelkuran, Elif Şafak, Buket Uzuner, Burhan Şeşen, Hayko Cepkin gibi isimlerin de bulunduğu 203 sanatçı, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçı Sezen Aksu’yu hedef gösteren ve ifade özgürlüğünü yok sayan sözlerini büyük bir tepkiyle izlediklerini" belirten bir bildiri yayımladı. "Koparılmak' istenen dil Anadolu’nun kadim halklarının dilidir." denilen bildiri, "Sezen Aksu asla yalnız yürümeyecek ve bizler bir kişi dahi eksilmeyeceğiz!" cümlesiyle son buluyordu.
Kültür savaşları
Anketlerin Cumhur İttifakı’na desteğin azaldığını gösterdiği, halkın ekonomik durumdan giderek daha fazla şikâyetçi olduğu biliniyor. Toplumsal rızayı giderek artan oranda kaybettiği belirtilen iktidar için kültürel kimlikler üzerinden çerçevesi belli tartışmalar üretmenin, destekçilerini konsolide etmenin tek yolu hâline dönüşmesi dikkat çekiyor.
Türkiye elektrik faturalarına gelen fahiş zammı, enflasyonun %50’yi aşması beklentisini, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının henüz ocak ayından asgari ücret düzeyine çıkmasını tartışırken Aksu’nun dört yıl önce yazdığı sözlerin ya da Gülşen'in sahnede giydiği kıyafetlerin tartışılmaya başlanmasını başka türlü açıklamak da zor görünüyor. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerinin yayılmasının engellemeye çalışıldığı iddia edilse de neticede kamuoyu, camide "açız" diye bağıran ve gözaltına alınan kadını değil, Erdoğan'ın "dil kesmenin görev olduğuna" yönelik sözlerini konuştu, konuşuyor.
Kültürel kimlikler üzerinden dönen tartışmalar toplumdaki radikal uçları büyütme, bu tartışmalara kurumsal muhalefetten verilecek cevaplar da siyasi tartışmanın iktidarın belirlediği bir eksende cereyan etmesine yaradığı sürece muhalefetin farklı seçmen gruplarına ulaşmasını engelleme riski taşıyor. Öte yandan, iktidarla aynı kültürel değerleri paylaşmayan toplumsal kesimler için her bir kimlik tartışması, daha çok baskı ve yeni bir taviz anlamına geliyor.
İfade özgürlüğünün sınırı, kutsallığın tanımı, müziğin saat kaçta kapanacağı, alkollü içkinin nerede içileceği, kadınların ne giyeceği gibi her biri temel haklarla alakalı meseleler tartışmaya dönüştükçe bloklar arası oy geçişkenliğinin azalması ihtimalinin yanı sıra, ülkenin ikliminin kalıcı şekilde muhafazakârlaşması endişesi doğuyor.
Sezen Aksu daha önce Hrant Dink’e ve Berkin Elvan’a ağıt yakan, Nevruz’da Diyarbakır’da sahneye çıkan, başörtüsüne özgürlük bildirisini imzalayan, "Türkiye mozaiği" kavramı sebebiyle askerlerden eleştiri alan, çözüm sürecine, Cumartesi Anneleri’ne, Gezi’ye ve Onur Yürüyüşü’ne destek veren, 2010’daki anayasa referandumunda "yetmez ama evet" cephesinde yer alan, yani önemli bulduğu konularda dinleyenlerinin tepkisini de göze alarak siyasi tutumunu açıklayan bir sanatçı oldu. Bugünse Aksu'ya geçmişteki kimi siyasi tutumunu eleştirenlerden de yoğun destek geliyor. Bu hem işin "dil kesmek" boyutuna varmasından, sıranın tek tek herkese gelecek olmasından duyulan endişeden, hem de Aksu'nun Türkiye'nin ruhunu en iyi anlayan ve anlatan insanların başında gelmesinden kaynaklanıyor.
Türkiye’nin Feyruz’u
Kimi sanatçılar, ülkeleriyle özdeşleşir, halklarının ruhunu yansıtır. Örneğin Feyruz’un sesi Lübnanlıların kalbine bir başka dokunur. Beraber memleketlerini düşünürler Li Beyrut’un notalarını duyunca. Feyruz’u dinlemeden tanımak imkânsızdır Lübnan’ı.
Sezen Aksu da sadece bir pop ikonu değil. Murathan Mungan’ın yazdığı gibi, Aksu "Türkiye’ye bir ruh iklimi hediye etti." Türkiye’den ne kadar uzakta olursak olalım, her şarkısı memlekete ziyarettir. Ağıtlar Aksu ile yakılır, düğünler onunla yapılır, hayaller onunla kurulur. Aşklar ve ayrılıklar onunla yaşanır.
Herkes hep bir ağızdan, Avcı şiirinin altındaki imza olan "Sezen'le" anar gençliğini: "Hem utangaç hem hevesli, mektepli sevgililerdik. Pek kırılgan, pek acemi, bir söyler bin gülerdik."
Dostlar Sezen'le hatırlanır: "Ağlarım, ağlarım geceler boyunca. Anılar dalga dalga, sahilime vurunca. Bir selam gelince, sela verilince.. Ağlarım arkadaş şarkısını duyunca."
Umutlar da Sezen'in sesiyle tazelenir: "Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda. İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse."
Başına ne gelirse gelsin burada kalacak, nesillerce yad edilecek, iyi günde ve kötü günde insanlara eşlik edecek olan odur. O yine yazar, insanlar yine söyler, 47 yıldır olduğu gibi. Sartre Fransa ise, Sezen Aksu da Türkiye’dir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sezen Aksu'ya yönelik sözlerini, Aksu'nun cevabını ve kültür savaşı konusunu ele alıyoruz.
24 Oca 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




