Sınırları aşan aşırı sağ

Tam bir ay önceki OnYirmiOtuz’da, Nisan’da gerçekleşecek Fransa başkanlık seçimlerinde gazeteci, yazar ve televizyon yorumcusu Eric Zemmour’un aday olma ihtimalinden bahsetmiştim.
Herkesin beklediği gerçekleşti ve Zemmour adaylığını ilan etti. Hatta ilk mitingi olaylı geçti. Sahneye çıkmadan önce toplanan kalabalıktan biri üzerine atılıp boğazını sıktı. Ardından taraftarlarıyla kendisini protestoya gelen ırkçılık karşıtı örgüt SOS Racism’in aktivistleri arasında kavga koptu. Kaşlar açıldı, başlar yarıldı.
Velhasıl, aşırı sağın giderek güçlendiği Fransa’da ortam gergin. İlticayı tamamen yasaklamaktan, mültecileri, yabancıları, çifte vatandaşları gözünün üzerinde kaş var diye yollamaktan, Schengen’den ve NATO’dan çıkmaktan, Müslümanların Fransa ve İslam arasında bir tercih yapmaları gerektiğinden bahseden Zemmour’un ırk ayrımcılığına tahrik ve dini nefrete kışkırtmaktan iki mahkumiyeti var.
Anketlerde henüz beklediği çıkışı yakalayamasa da söylemleri şu anda Fransa’daki siyasi tartışmayı belirliyor. Klasik Fransız merkez sağının söylemleri giderek sertleşiyor.
Aşırı sağın gerçekleşen hayali
Le Monde’da yayımlanan bir değerlendirme, Fransız aşırı sağının hayalini Zemmour’un gerçekleştirdiği tespitinde bulundu. TV tartışma programlarının yıldızını parlattığı yeni adayın artık Reconquête adında bir partisi de var. Yeniden Fetih anlamına gelen isim, İspanya’nın 16. yüzyılda Müslümanları ülkeden sürmesine atıfta bulunuyor.
Le Monde, Reconquête’in kurucularını teker teker inceleyerek cumhuriyetçi merkez sağ ve aşırı sağın bir araya geldiğinin altını çizmiş. Gerçekten de Fransa’da alışılageldik olan, cumhuriyetçi gelenekten gelen sağ partilerin aşırı sağ ile iş birliğinden kaçınmasıydı. Zayıfladığı açık olan bu tabu artık yıkılmışa benziyor. Cumhuriyetçi sağ ile aşırı sağın arasındaki duvarın yıkılması hayali artık somut bir gerçek.
ABD-Fransa hattı
Etkili hitabeti ve ödüllü yazı üslubuyla Zemmour, Trump gibi kaba bir figür değil. Düşünceleri ABD’de de karşılık bulmaya başladı. Amerikalı liberallerin önemli fikir dergilerinden American Prospect, Zemmour’un Amerikan aşırı sağının önümüzdeki on yılını belirleyeceğini ileri sürecek kadar tedirgin.
ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilme stratejisinin mimarı Steve Bannon, Avrupa aşırı sağını birleştirmek için dört beş senedir uğraşıyordu. Fransa’da Marine Le Pen, İtalya’da Matteo Salvini, Macaristan Başbakanı Viktor Orban başta olmak üzere kısmi bir başarı da elde etmişti. Ancak kurduğu Movement platformu, Avrupalı aşırı sağcıların Amerikalı kuzenlerine ısınamaması sebebiyle fazla bir ses getirememişti.
Bu defa aşırı sağ rüzgâr Avrupa’dan ABD’ye doğru esiyor. İslam ve mülteciler konusundaki sert tavrı, kadın hakları konusundaki kısıtlayıcı görüşleri ve küresel kapitalizme karşı söylemi Zemmour’u Amerikan aşırı sağında popülerleştiriyor. Benzer eğilimleri temsil eden The American Conservative dergisinin genel yayın yönetmeni, ateşli bir Zemmour taraftarı kesilmiş durumda.
Steve Bannon da Zemmour’a kayıtsız değil. Tartışma yaratan adayı “çok ilginç bir fenomen” diye tanımlayan Bannon, kendisinin sunduğu, Trumpçıların favori podcast programlarından WarRoom’un Fransız versiyonunun yakında yayında olacağını açıkladı. Amacı podcast programını aşırı sağ için bir platform şeklinde örgütlemek. Amerikan versiyonunun Youtube tarafından yasaklandığını hesaba katarsak, WarRoom’un Fransa’yı daha da tahrik edeceği açık.
Bannon, Avrupa aşırı sağını birleştirme çabasına yeni bir cephe açarken, Zemmour da Amerikan aşırı sağının ideolojisini şekillendiriyor.
Sınırlara bayılan aşırı sağın sınır aşan birlikteliğini yakından izlemekte fayda var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu hafta Fransa'dan ABD'ye doğru esen aşırı sağ rüzgarını, Rusya'nın NATO'ya sunduğu ültimatom benzeri anlaşmayı ve tahliye olmak isteyen hasta mahpusların durumunu ele alıyoruz.
20 Ara 2021

YAZARLAR

Özgür Mumcu
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


