Sokak yemekleri 3.1

Sokak yemeklerinin gurme dönüşümü
Sokak yemekleri 3.1

Germirli Yeni #n
Germirli Yeni ile birlikte

Montlar, kabanlar, yelekler, gömlekler: Germirli Kış Koleksiyonu Kasım ayının sonlarına yaklaşırken yazlıkların ve mevsimliklerin yerini kışlık giysiler almaya başladı. Kışlık giysiler denince bizim aklımıza başlıktakiler geliyor: Hem sıcak tutan hem de bütünlüklü bir tarz oluşturmayı mümkün kılan montlar, kabanlar, yelekler, gömlekler… Bugünün bülteninde dünyaca ünlü markaların lüks, şık, konforlu ve özel ürünlerini ve kendi markasıyla ürettiği kaliteli gömlekleri Aposto! okurlarına özel avantajlı fiyatlarla sunan Germirli’nin kış mevsimi için erkek giyim önerilerine yer veriyoruz. Germirli: İyi kumaşa tutkulu bir marka olan Germirli, 1974'ten bu yana lüks erkek modasında trendleri belirliyor. İstanbul'da Nişantaşı, Teşvikiye ve Palladium Alışveriş Merkezi'ndeki mağazalarıyla hem kendi markasıyla ısmarlama kalitesindeki gömlekleri hem de dünyaca ünlü markaların yeni sezon ürünlerini müşterileriyle buluşturan Germirli; gerek üretimde gerek mağazacılıkta yılların deneyimi ve ustalığıyla sunduğu hizmetiyle müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutuyor. Saf, ince, çift kat doğal elyaflardan dokunan kumaşların tercih edildiği gömlek koleksiyonunun yanı sıra lüks ve premium markaların koleksiyonlarıyla Germirli iş seyahatinden akşam yemeğine, günlük kullanımdan hafta sonu aktivitesine; erkek şıklığı için hizmet veriyor. Germirli Mont / Kaban Koleksiyonu: Germirli'nin mont ve kaban koleksiyonunda öne çıkan markalardan biri olan Schneiders , Germirli'nin mont ve kaban koleksiyonunda öne çıkan markalardan biri olan Salzburg merkezli Schneiders, yün, harris tweed ve kaliteli kaşmirden ürettiği kabanlarıyla ve kaz tüyü su tutmaz yelekleriyle öne çıkıyor. 1946’dan bu yana doğru kumaşları, kaliteli işçiliği ve estetik tasarımları bir araya getiren Schneiders’in kaban ve montları; su ve rüzgâr geçirmez özellikleriyle hem outdoor hem de şehir yaşantısı için uygun alternatifler sunuyor. Germirli kış koleksiyonunda öne çıkan bir diğer marka olan Carl Gross ise çağdaş tasarımları, kaliteli kumaşları ve geleneksel işçiliği bugünün gereksinimlerine uygun yeni bir klasiğe dönüştürüyor. Avusturya Alpleri’nin ruhunu taşıyan yün, kaşmir, kaz tüyü gibi malzemelerin kullanıldığı birinci sınıf montlar, kabanlar, pardesüler ve şişme yelekler Germirli sayesinde Türkiye'deki kullanıcılarla buluşuyor. Germirli Traveller Koleksiyonu: Germirli'nin kendi markasıyla, ısmarlama kalitesinde ürettiği gömlek koleksiyonlarından olan Traveller koleksiyonu; Non-Iron özellikleriyle her daim şık ve ütülü görünmeyi başarıyor. Yoğun iş ve seyahat temposuna uygun, özel kumaşlardan özenle üretilen Traveller koleksiyonu; bakım gerektirmeyen, ütüsüz giyilmeye imkân tanıyan, zor kırışan ve her saat ve ortamda giyilebilen bir alternatif vadediyor. Saf mısır pamuğu ve nadir bulunan Normandiya keteni kull ki anılarak üretilmiş Journey kumaşlardan, İtalya merkezli kumaş üreticisi Albini’nin ekstra uzun pamuk liflerinden dokuduğu buruşmaz Zero-24 kumaşlardan ve en zorlu şartlarda dahi kuru kalmanın ferahlığını yaşatan termoregülasyonlu X-Thermotech kumaşlardan üretilen Traveller koleksiyonu; kış ayları için de oldukça kullanışlı bir gömlek deneyimi sunuyor. Germirli, kış koleksiyonun öne çıkan parçalarını Aposto! okurlarına özel tüm indirimlere ek %10 indirim avantajıyla sunuyor. Koleksiyonları yakından incelemek ve Aposto10 kodunu sepette kullanarak indirimden yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz .

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

“Çok ama çok acelemizin” olmadığı, rezervasyonsuz ve “amuse-bouche’süz” bir dönemde dışarıda yemek yemek; şehre imzasını atan mimarlar dışında herhangi bir tasarımcı imzası taşımayan, genellikle masasız sandalyesiz bir ortamda; “sokakta” yenen pratik ve ucuz yemekler demekti. Yani sokak yemekleri. 

Bugün baktığımızda sokak yemekleri, “hızlı” servis edilebilmesi “ucuz” ve “pratik” olmasıyla bir modern dönem icadı gibi görünebilir; fakat ortaya çıkışıyla ilgili konuşulan tarihler, günümüzden pek uzak.1940’larda Güney Afrika’da Hindistan'dan gelen göçmen işçilerin lokantalara girmesinin yasaklanmasının ardından, seyyar yemek arabalarının ortaya çıkışını başlangıç olarak alan da var, Antik Yunan ve Antik Roma’da da seyyar sokak yemeklerinin varlığına dair araştırmaları öne süren ve çok daha eski bir tarihi olduğunu savunan da. Çıkış tarihi ve yeri neresi olursa olsun ortak noktada buluşulan, sokak yemeklerinin bütün dünyaya yayılmasını sağlayan ve hâlâ geçerliliğini koruyan birkaç özelliği var: Ulaşılabilir, pratik ve hızlı olması. Nitekim günümüz fast food zincirlerinin sokak yemeklerinden bu anlamda ilham aldığı aşikâr; fakat atladıkları bir konu olacak; o da yemeğin sosyokültürel mesajları. Ve bu mesajları es geçmeyen bir grup; şefler.

Sosyokültürel mesajlar: Sokak yemekleri, yıllar içinde tüm dünyaya hızla yayılmasını sosyoekonomik sebeplere ve yemeğin “kültürün en mobil hâli” olmasına borçlu. Özellikle yıllardır göçmenler tarafından kültürün bir yansıması ve bir geçim kaynağı olarak görülen sokak yemekleri, bir ülkenin kültürel dokusunu aktaran en filtresiz araç. Yerel mutfakları deneyimlemenin en ulaşılabilir hâli olmasıyla da hem yerel halkın hem de turistlerin kültürle etkileşime geçebildikleri bir alan. Yani bugün bir hikâyesi olsun diye bir dolu para harcanan o “otantik yemek deneyimi”ni, sokak yemekleri doğası gereği sunuyor. 

Yeni kulvarlar: Tabii sokak yemekleri doğası gereği böyle bir cevhere sahip olunca, günümüzde farklı sosyoekonomik denklemlerde, farklı dinamiklerle karşımıza çıkıyor. Ekonomik anlamda çok gelişmemiş ülkelerde ulaşılabilir ve pratik oluşuyla tercih edilirken gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler, “otantik bir deneyim” olarak sokak yemeklerinin kaymağını yiyor denebilir. Güney Amerika ve Asya’daki birçok ülkede işi doğasına bırakarak hem yerel halka hem de meraklı ve deneyime aç turistlere hitap eden sokak yemekleri, bugün bazı ülkelerde yepyeni bir sektöre dönüşmüş durumda. 2000’li yılların başında Anthony Bourdain’in No Reservations programından alınan ilhamlar, ardından 2008’de Roy Choi’nin Los Angeles’taki Kogi Food Truck isimli gurme sokak yemeği girişiminin, gözleri sokak yemeklerine çevirmesiyle yeni bir akım başladı. Özellikle Avrupa, ABD ve son yıllarda Türkiye’de sokak yemekleri yeni bir kulvarda anılmaya başlandı. Örneğin, sokak yemeklerinin az biraz yerleşik hâli olan seyyar yemek arabaları (food trucks) bu gelişmelerin akabinde ABD’de 2014 yılında yaklaşık 803 milyon dolar değerinde bir sektöre dönüştü. 2020 verilerine göre de yaklaşık 996 milyon değerinde, devamlı büyüyen bir sektör. Peki sokak yemekleri bu kulvar değişimini kime borçlu? Şeflere, şeflerimize ve misyonlarına. 

sokak yemekleri

Misyonlar: Ülke mutfaklarının çeşitliliğini ve zenginliğini, ulaşılabilirliği açısından çok daha fazla görünür kılan sokak yemeklerinin, şef mutfaklarına girmesinde başta ekonomik sebepler ağır basıyor gibi görünebilir. Fakat şeflerin sokak yemeklerini baş tacı etmelerinin arkasında aslında başka motivasyonlar da yatıyor. Anthony Bourdain’in iştahından ve Roy Choi’nin girişimciliğinden ilhamla bir grup şef, kariyerlerinin dişe gelir yıllarında, yıllardır üzerinde durulmayan lezzetleri sahneye çıkarıp kültürlerini tanıtmayı kendine misyon edindi. Kimisi daha füzyon bir yol seçerek farklı kültürlerin lezzetlerini bir araya getirirken (bakınız tarhana ekmeğiyle hazırlanan hamburger) kimisi yöresel klasikleri en iyi malzemeyle, en iddialı reçeteyle ve layığıyla servis etmeyi tercih etti. Böylece şefler, kıyıda köşede kalmış geleneklerin, ürünlerin ve reçetelerin peşine düşerek ve bulduklarını ekmek arası rahatlığında sunarak, yöresel lezzetlerin gelişmesine ve bilinmesine katkı sağladı.

Domino etkisi: Sokak yemeklerinin şef mutfaklarına girmesi, kültürel anlamda birçok lezzetin tanıtılmasının yanında, üretim alanına da yeni standartlar getirdi. Sokak yemekleri, eskiden daha çok karın doyurmak için tercih edilen bir ürün iken şeflerin dokunuşu ve malzeme konusundaki titizliği, sokak yemeklerine olan birtakım ön yargıları kırdı. Şeflerin iyi ve kaliteli ürün talebi, hem tüketicinin bu standartları anlamasını sağladı hem de üreticiler, talebe göre üretim kalitesini yükseltmek durumunda kaldı. Yöresel ürünlere talep artınca, ürünlerin yapıldığı ve yetiştirildiği bölgede ekonomiye can suyu verildi: Ve domino etkisi. 

Özetlemek gerekirse; hemen hemen herkes için ulaşılabilir olması, hikâye anlatıcılığının yalnızca beyaz masa örtüleri üzerinde yapılmadığını, hızlı olanın her zaman kalitesiz ve besleyici olmayan anlamına gelmediği göstermesi, sokak yemeklerinin gurme dönüşümünü son 20 yıldır konuşuyor olmamızın önemli sebeplerinden. Şeflerin bir misyon ve kültürel aktarım peşinde sokak yemeklerine yönelmesi, hem kültürel bağlamda hem de ekonomik anlamda hâlâ değerli. 

Misyonu kültür elçiliği olan ve domino etkisi yaratanlara ithafen... Sözümüz, sözde hamburgerciler ve lokmacılar meclisinden dışarı.

İllüstrasyon: Cenk Güngör 

Bu yazı 25 Kasım 2020 tarihinde Apéro'da yayımlanmıştır. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

Gayriresmî futbol, sokak yemekleri, toplumsal maliyet

Türkiye'de futbolun gayriresmî tarihi neler anlatıyor? Sokak yemekleri, geçirdiği dönüşümü kime borçlu? Hızlı modanın topluma maliyeti nedir? 

28 Kas 2020

Germirli Yeni ile birlikte
Cenk Güngör

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu

İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

Suha Çalkıvik

·

19 Tem 2026

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta