Tasarım Ofisleri için Sürdürülebilir Bir İşleyiş Arayışı

Tüm dünyanın iş yapış biçimi değişirken tasarım stüdyolarının işleyişini sürdürülebilir hale getirmek mümkün mü?
Tasarım Ofisleri için Sürdürülebilir Bir İşleyiş Arayışı

Sürdürülebilirlik denince akla çevre dostu, dürüst malzemeler ve bazen de günlük yaşantımızdan biraz uzak hissettiren, mükemmeliyetçi bir hayat geliyor insanın aklına.  Sürdürülebilirliğin temelde mevcut düzende ve kalitede devam edebilmek olduğunu unutuyoruz sanki, yani ‘sürdürülebilirlik’ toplumdaki beklentinin aksine mükemmele ulaşmayı değil geleceğe taşınabilecek bir sistem oturtmayı hedefliyor.

Tasarlayanlar ekibi olarak sürdürülebilirliği konu olarak seçtiğimizde aklıma ilk gelen COVID-19 ile hayatımıza giren yeni yaşam standardımız ve bunun devamlılığı oldu. Dolayısıyla beklentinin aksine bu yazı bildiğiniz sürdürülebilirlik yazılarından değil. Pandeminin birinci yılına girerken halen hayatın eskiye dönmediğini görüyoruz. Bu durum popüler söylem ile ‘yeni normal’in ne kadar sürdürülebilir olduğunu düşündürmeye başladı. Peki bu yeni düzen tasarımcı ve sanatçıların çalışma halini nasıl etkiliyor?

Fotoğraf Matthew Henry

Çoğunuzla yeni tanışıyoruz, o nedenle kendim hakkında biraz bilgi vereyim. Ben Nur, Tasarlayanlar kurucusu olmanın yanı sıra, Form&Seek tasarım stüdyosunun kurucusu ve direktörüyüm. Bu yazıyı kurgularken Form&Seek’in sıradışı çalışma modeli ve ‘yeni normal’in toplum üzerindeki etkisini, sürdürülebilirliğini düşündüm. Geleneksel modelde ekiplerin 9-6 bir araya geldiği ofis ortamları ve stüdyolar akla geliyor. Bankacılar gibi döpiyes giymeseler de tasarımcılardan da aynı performansla belli saatler arasında yaratıcı olmaları beklenen bir düzen vardı şimdiye kadar. Müşterilerin de çalışanların da nerede bulunduğunun bilinmesi gereken lokasyon odaklı düşüncenin hepimizin eve kapanmasıyla değiştiğini görüyoruz. Artık lokasyon değil de iş odaklı bir döneme geçtiğimizi söyleyebiliriz. İşte tam burada Form&Seek’in şimdilerde normalleşen ama eskiden sıradışı olan çalışma modelinden bahsetme zamanı.

Form&Seek 8 sene evvel Londra’da kurulmuş dinamik bir ekipten oluşan bir tasarım stüdyosu. Kurduğumuz zamandan beri bütün ekip arkadaşlarımızın ülke ve lokasyon değiştirmesi sonucu Form&Seek’in hiçbir zaman sabit bir ofisi olmadı. Başladığımızda Istanbul, Londra ve Amsterdam arasında beraber çalışan ekibimizle, Avrupa’nın çeşitli yerlerinde sergi açmaya odaklanıyorduk. Bize göre beraber üretmek ve değer yaratmak için aynı odada olmamızın bir önemi yoktu. Şimdi Form&Seek tasarım stüdyosunun ekibinin yarısı Istanbul’da yarısı ise Detroit’te. Yaptığımız projeler dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşebilirken ekip arkadaşlarımız ve müşterilerimizin bulunduğu lokasyonlarda yerel zanaat ve üretim kaynaklarını kullanmanın önemini tasarımlarımıza taşıyoruz. Normal bir proje sürecinde ekibimiz, online platformlarda beyin fırtınası yapıp, elde kağıttan prototipleyip, son çizimler üzerinde ortak 3D modeller üzerinden tartışarak projeyi geliştiriyor. Yani normal bir proje sürecinden çok da farklı değil.

Fotoğraf Matthew Henry

Pandemi ile birlikte bu düzeni büyük şirketlerinde benimsediğini goruyoruz. Ford, GM gibi otomotivin önde gelen markaları Amerika’daki ofislerini hybrid yarı zamanlı yapmayı planlarken Twitter gibi bazı şirketlerin ve stüdyoların ofise dönmeyi düşünmediklerini duyuyoruz. Türkiye’de de Koç Holding gibi önde gelen kuruluşlar hybrid çalışma biçimini değerlendiklerini açıkladılar. ATÖLYE gibi ortak çalışma alanları da lokasyon yerine ağ üyeliklerine dönerken lokasyon değil de proje odaklı tasarım stüdyoları daha sürdürülebilir hale gelmeye başladı. Çoğu tasarım stüdyosu için en büyük giderlerden biri olan kira masrafının ortadan kalkması bu tarz küçük iş oluşumlarının sürdürülebilirliğini olumlu yönde etkileyecek gibi görünüyor.

Tasarlayanlar ekibi için de bu durum pek farklı değil Türkiye’nin ve dünyanın değişik noktalarından içerik üretiyoruz. Tasarlayanlar ekibi olarak beraber bir iş başarmanın ve üretmenin 2021’de fiziki olarak beraber olmak demek olmadığını biliyoruz. Bu çalışma biçiminin besleyici ve özgürleştirici olduğunu düşünürken aynı zamanda bu işi yapmanın bizim için en sürdürülebilir şekli olduğunu düşünüyoruz. Hepimizin sürdürülebilir iş/yaşam sistemleri kurabilmemiz dileğiyle. İyi haftalar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Tasarımda Sürdürebilirlik

Bu hafta ‘tasarımda sürdürülebilirlik’ konuşuyoruz.

11 Şub 2021

https://uauproject.com/portfolio/

YAZARLAR

Bilge Nur Saltık

Tasarlayanlar, tasarım alanında tekil, orjinal, kreatif ve gelenekselin dışında işlere yer veren bağımsız online bir magazindir.

İLGİLİ OKUMALAR