Tayvan, müdafaa etmeye değer mi?

Çin liderleri uzun zamandır Tayvan'a kafayı takmış durumdalar; çünkü Tayvan'ın gelişen bir liberal demokrasi olarak varlığı, Çin'in otoriter rejiminin temel önermesini çürütüyor.
Tayvan, müdafaa etmeye değer mi?

16 Nisan - Citroën
Citroën ile birlikte

Citroën C3 ELLE Türkiye’de Yeni Citroën C3 ELLE 77 yıldır modaya ve kültüre yön veren ELLE ile iş birliğini sürdüren Citroën, sınırlı sayıda üretilen yeni Citroën C3 ELLE ile hayata modern ve konforlu bir dokunuşta bulunuyor. İkonik moda dergisi ELLE ’in 21 Kasım 1945 tarihli ilk sayısından ilhâmla yaratılan Citroën C3 ELLE , B Segmenti’nin en verimli ve konforlu seçenekleri arasında yer alıyor. Neler var? ELLE logosunun renklerine selam veren, beyaz veya siyah olmak üzere iki tavan rengi; kum, kutup beyazı, çelik gri, platin gri veya parlak siyah gövde renkleriyle kombinlenebiliyor. Airbump® ekleri, ızgaradaki far ekleri ve tavan etiketinin çevresini kaplayan renkli vurgular, Citroën C3 ELLE ’in yeni renkleriyle uyum sağlıyor. İki renkli Advanced Comfort koltuklarda ana döşeme olarak açık Prusya grisi kumaş kullanılırken sırtlıkların üst kısımlarında koyu mavi-gri tonlarında rüzgâr grisi Alcantara kullanılıyor. Marka logosu baskılı dekoratif şerit, mavimsi saten vurgularla sırtlığın üst kısmını koltuğun geri kalanından ayırıyor. Dahası: Citroën C3 ’teki benzersiz ELLE dokunuşu, aracın içinde ve dışında yer alan “1945’ten beri ve sonsuza dek” imzasıyla taçlanıyor. Yeni Citroën C3 ELLE ile tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Ian Buruma

Çin'in Tayvan'ı işgal etmesi durumunda ABD'nin nasıl bir tepki vereceğini kimse bilmiyor gibi görünüyor. On yıllar boyunca ABD liderleri bu sorudan kaçınmak için ellerinden geleni yaptılar. Geçen yılın Eylül ayında Başkan Joe Biden, "emsalsiz bir saldırı" durumunda ABD askerlerinin adayı savunacağını söyleyerek Washington'un "stratejik belirsizlik" politikasına son vermiş gibi göründü. Ancak Biden'ın konuşmasının hemen ardından Beyaz Saray yetkilileri geri adım atarak ABD'nin Tayvan politikasının değişmediği konusunda ısrar etti.

1960 tarihli ABD-Japonya Güvenlik Antlaşması, Japonya topraklarına saldırılması hâlinde Amerika'nın savaşa girmesini zorunlu kılarken, ABD'nin Tayvan ile böyle bir anlaşması bulunmuyor. Çin adaya saldırmaya karar verirse, ABD'nin nasıl karşılık vereceğini tahmin etmek zorunda kalacaktır. Ancak stratejik belirsizliğin caydırıcı olması amaçlansa da asıl soru bunun artık yeterli olup olmadığı. Ne de olsa Çin, 1958 Tayvan Boğazı Krizi sırasında Quemoy ve Matsu adalarını bombalayarak Tayvan'ı Chiang Kai-shek'in Milliyetçilerinden "kurtarmaya" çalıştığı zamankinden çok daha güçlü. O dönemde ABD'nin Tayvan ile hâlâ karşılıklı savunma anlaşması vardı ve Amerikalı askerî liderler anakaraya nükleer saldırı düzenlenmesi için bastırdı.

Bugün Çin, personel sayısı bakımından dünyanın en büyük ordusuna ve önemli bir nükleer cephaneliğe sahip. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD'nin nükleer bir savaşı göze alamayacağını biliyor, bu yüzden Ukrayna'ya doğrudan müdahale etmedi ve bu onu cesaretlendiriyor. Sonuçta, ABD çok daha zayıf olan Rusya ile savaşmak istemiyorsa, Çin'e karşı kesinlikle savaşa girmeyecektir.

2024'teki ABD başkanlık seçimlerinde yaşanacak bir siyasi değişim, Çin'in Tayvan'ı zorla ele geçirme umutlarını güçlendirebilir. Cumhuriyetçi bir başkan, eski Başkan Donald Trump ya da benzer düşünen bir figür, ABD'yi uzak ülkelerdeki kavgalardan izole etmeyi seçebilir. Bu da Tayvan'a yönelik güvenlik taahhüdünü şimdiden yerine getirmek için iyi bir neden.

Ancak Tayvan, yıkıcı bir savaş riski olsa bile gerçekten savunulmaya değer mi? Ben öyle olduğuna inanıyorum. Tayvan'a yapılacak bir saldırı aynı zamanda Japonya ve Güney Kore'ye de yapılmış olacaktır. Güney ve Doğu Çin Denizlerine hakim olmasına izin verilirse, Çin her iki ülkenin ekonomisi üzerinde boğucu bir güce sahip olacaktır. Japonya ve Güney Kore, Amerika'nın kendi güvenliklerini koruma kabiliyetine ya da taahhüdüne olan güvenlerini yitirirlerse, ya Çin hakimiyetine boyun eğmek zorunda kalacaklar ya da hızla nükleer silah edinmeye başlayacaklardır. Her iki seçenek de feci sonuçlar doğurabilir.

Bir de dünyanın gelişmiş yarı iletkenlerinin %90'ından fazlasını üreten Tayvan'ın stratejik önemi meselesi var. Çin'in Tayvan'ı ve çip endüstrisini ele geçirmesi, küresel güç dengesinin Çin lehine değişmesine yardımcı olacak ve geniş kapsamlı ekonomik ve stratejik sonuçlar doğuracaktır.

Çin liberal bir demokrasi ya da en azından görece açık bir toplum olsaydı bunların hiçbiri ciddi bir sorun teşkil etmezdi. Ne yazık ki öyle değil ve Tayvan'ı savunmak için belki de en önemli neden bu.

İronik bir şekilde, ABD 1950'lerde Tayvan'ı savunmak zorunda kaldığında, ada hâlâ baskıcı otokratik bir rejimle yönetiliyordu, bugün olduğu gibi bir demokrasiyle değil. Ancak o dönemde Amerika'nın Chiang Kai-shek'i desteklemesi anlamlıydı: Mao Zedong'un Çin'i çok daha kötüydü. Neyse ki Maoizm, çoğunlukla sömürge sonrası yoksul ülkelerde ve Batı üniversite kampüslerinde devrimciler arasında bir süre popüler olsa da, Mao'nun kanlı taktiklerinin küresel çekiciliği çok azdı.

Mevcut Çin modeli bugünlerde çok daha fazla inandırıcılığa sahip. Sovyetler Birliği'nin aksine Çin Komünist Partisi, Leninist bir diktatörlüğü sürdürürken kayda değer bir ekonomik başarı elde ederek liberal beklentileri şaşırtmayı başardı. Liberaller daha önce büyüyen bir orta sınıf ve serbest piyasa ekonomisinin birleşiminin kaçınılmaz olarak demokrasiyle sonuçlanacağını varsayıyordu. Güney Kore ve Tayvan'ın askerî diktatörlüklerden liberal demokrasilere dönüşmesi bu tezi destekliyor gibi görünüyordu. Ancak artık kapitalizmin "Çin özellikleri taşıyan sosyalizm" altında gelişebileceğini biliyoruz.

Çin'in başarısı, gelişmekte olan ülkelerdeki pek çok otokrata ilham verdi; Çin'in altyapıya yaptığı büyük yatırımlar, rejimin genellikle dağınık ve işgüzar olan Batı demokrasilerinden daha verimli, daha güçlü ve daha güvenilir bir ortak olduğu imajını güçlendirdi. Bu tehlikeli bir eğilim, özellikle de liberal demokrasilerin içeride radikal popülistlerin saldırısı altında olduğu bir dönemde. 2024'te bir Trump zaferi, Xi de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki diktatörleri ve otoriterleri harekete geçirecektir.

Zararlı bir kültürel propaganda biçimi uzun zamandır Çin'de ve Asya'nın diğer bölgelerinde diktatör yönetimlerini destekliyor. Singapur'un kurucusu ve uzun süre başbakanlık yapmış olan Lee Kuan Yew tarafından etkin bir şekilde desteklenen bu propagandanın ana fikri, "Asya değerlerinin" demokratik yönetimle bağdaşmadığı. Konfüçyüsçü toplumlarda bireysel çıkarların kolektif çıkarlara tabi olması gerektiği, otoriteye itaatin kutsal olduğu ve toplumsal düzenin özgürlükten üstün olduğu savunulmakta.

Çin'in giderek zenginleşen orta sınıfının üyeleri genellikle bu görüşü benimsemekte. Pekin ve Şangay'daki bazı çevreler sıradan Çinlilerin henüz demokratik yönetime hazır olmadıklarını ve onları hizada tutmak için hâlâ otoritenin sert eline ihtiyaç duyduklarını söylüyor.

İşte bu yüzden Tayvan önemli. Çin'i yönetenlerin Tayvan'a takıntılı görünmelerinin nedeni, milliyetçi öfkeleri bir yana, Tayvan'ın varlığının otoriter Çin modelinin önermelerini çürütmesi. Tayvan demokrasisi Çinlilere "yanlış" fikirler verebileceği için Çin, Hong Kong'da yaptığı gibi onu ezmek istiyor. Biden defalarca otokrasi tehdidine karşı demokrasiyi koruma sözü verdi. Eğer ciddiyse, Tayvan'ın özgür kalmasını sağlamalı.


Ian Buruma son olarak The Churchill Complex: The Curse of Being Special, From Winston and FDR to Trump and Brexit (Penguin, 2020) kitabının yazarıdır.

© Project Syndicate, 2023.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🐲 Odak | Yeni kutup: Çin

Çin'in Orta Doğu satrancı, küresel para birimi hamlesi ve BRICS ortaklığı, Tayvan ve demokrasisine karşı oluşturduğu tehdit…

16 Nis 2023

Citroën ile birlikte
Behance

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta