Türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşı: Sabiha Bengütaş

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Sabiha Bengütaş'ın hayatını sizden dinlemek isteriz. Heykeltıraşlık tarihimizin önemli şahsiyetlerinden Sabiha Hanım kimdir?
Sanâyi-i Nefîse Mektebi Heykel Bölümü'nün ilk mezunu olan ve cumhuriyet yıllarındaki evliliği ile Bengütaş soyadını alan Sabiha Ziya Hanım (1904-1992) Eyüp Sultan Reşadiye Numune Mektebi'nde başladığı ilköğrenimini, babasının Şam’da görevlendirilmesiyle kentteki Fransız Katolik Mektebi’nde devam ettirmiş. Şam’dan döndükten sonra Köprülü Fuat Paşa Okulu’ndan mezun olan sanatçı, liseyi bitirmeden 1920 yılında İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’ne girmiş ve Feyhaman Duran’ın öğrencisi olmuş. Öğrencilik yıllarında kopya ettiği antik büstün heykeltıraş İhsan Özsoy tarafından çok beğenilmesi üzerine Heykel Bölümü’ne geçmiş. Yalnızca kız öğrencilere mahsus olan İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Sanâyi-i Nefîse Mektebi’yle birleştirilince Sabiha Ziya Hanım, İhsan Özsoy’un öğrencisi olarak eğitimine devam etmiş. Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın yapım sürecinde İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya asiste etmek üzere İtalya’ya gönderilmiş, bir müddet Canonica’nın yanında çalıştıktan sonra Roma Güzel Sanatlar Akademisi’ne yazılarak Ermenegildo Luppi’nin atölyesine başlamış. Heykel eğitimini yurt dışında pekiştiren sanatçı, Atatürk ve İsmet İnönü’ye ait anıt heykeller hazırladığı gibi, Hasan Âli Yücel, Abdülhak Hâmid, Ahmet Hâşim, Hikmet Onat, Namık İsmail, Bedia Muvahhit gibi birçok tanınmış kişinin büstünü yapmış. Abdülhak Hâmid’in torunu Şakir Emin Bengütaş ile 1933 yılında evlenen Sabiha Hanım, diplomat eşinin görevi nedeniyle yurt dışında yaşadığı dönemlerde de heykel çalışmalarını sürdürmüş. Türkiye’de heykel sanatının gelişmesindeki katkılarından dolayı kendisine vefatından yaklaşık bir yıl önce, 1991 yılında Plastik Sanatlar Derneği tarafından onur belgesi verilmiş.

Kaynak: www.sabihabengutas.com
Bengütaş’ın öğrencilik döneminde Türkiye nasıl bir yerdi?
Cumhuriyet öncesi sanat ortamına baktığımızda, dinî nedenlerle heykel sanatının resme oranla oldukça atıl kaldığını görüyoruz. 1883 yılında kurulan Sanâyi-i Nefîse Mektebi erkek öğrencilere tahsis edilmiş bir kurum olarak faaliyetini sürdürürken İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Ekim 1914 tarihinde kız öğrenciler için ve yalnızca Resim ve Heykel bölümlerini kapsayacak şekilde eğitime başlar. Kurulduğu tarihten itibaren Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin müdürü olan Osman Hamdi Bey’in 24 Şubat 1910’da vefat etmesi üzerine müdürlüğü kardeşi Halil Edhem Bey üstlenir. Halil Edhem Bey döneminde kurulan İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde, ilk kadın ressamlarımızdan Mihri Hanım, Ömer Adil ve Feyhaman Duran müdürlük yapar. Sabiha Zeki Hanım da iki yıl Feyhaman Duran’ın öğrencisi olur. İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin özelliği, Türkiye’de ilk kez bir kadın modeli atölyeye getirmiş olmasıdır. Müdürlük ve atölye hocalığını birlikte yürüten Mihri (Müşfik) Hanım’ın girişimleri sayesinde, genellikle gayrimüslim kadınlar arasından seçilen kadın modellerden yararlanabilen İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde, erkek model için bellerine peştemal bağlanmış torsolar kullanılmıştır.
Yüksek dereceli bir okul olarak kurulan Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında 1924 tarihli yönetmeliği uyarınca bu özelliğini korumayı sürdürürken, 1926-1927 yılı Resim, Heykel ve Tezyinî Sanatlar Bölümü mezunları orta dereceli okul mezunu sayılmışlardır, bunun tek istisnası Mimarlık Bölümü öğrencileridir. Yüksek dereceli okul statüsünde olan Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin diğer mezunlarının orta dereceli okul mezunları sayılması kararı, 1936-1937 yıllarındaki Akademi reformu sırasında ortadan kaldırılır. Okul, Burhan Toprak’ın müdürlüğü sırasında (10 Nisan 1936 - 19 Temmuz 1948) orta ve yüksek dereceli bir sanat eğitimi kurumu hâline dönüştürülür.
Bengütaş'ın yurt dışındaki öğrenim döneminden bahsedebilir misiniz?
Bengütaş, 1925 yılında Sanâyi-i Nefîse Mektebi heykeltıraşlık öğrencileri arasında Avrupa’ya gönderilecek öğrencinin belirlenmesi için yapılan sınavda birinci olmasına rağmen yurt dışına gönderilmez. Ancak 1926 yılında, dünyanın birçok ülkesinden anıt siparişleri alan İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya yaptırılacak olan Taksim Cumhuriyet Anıtı için sanatçının yanında çalışacak heykeltıraşın belirlenmesi için yapılan sınavda da birinci olunca İtalya’ya gönderilir. Kısa bir süre Canonica’nın yanında çalıştıktan sonra, Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde Ermenegildo Luppi’nin atölyesinde eğitimini pekiştirir.

Roma’da bir büst çalışması, Kaynak: www.sabihabengutas.com
Peki Sabiha Hanım heykeltıraşlığa nasıl yönelmiş?
Bengütaş, İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde iki sene kadar Resim Bölümü’nde Feyhaman Duran’ın öğrencisi olur. Feyhaman Duran, Osmanlı resmine anıtsal figürü ithal eden Osman Hamdi Bey ve Halil Paşa’dan sonra meşrutiyet döneminde figür resminin yaygınlaşmasında katkıları olan 1914 kuşağı ressamlarındandır. Bir kısmı Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nden 1908-1910 yıllarında mezun olan, resim eğitimlerini Paris’te, Fernand Cormon’un atölyesinde pekiştiren 1914 kuşağı ressamları, 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla İstanbul’a dönmek zorunda kalır ve isimlerini dönüş yıllarından alır. Sabiha Hanım’ın resim eğitimi alırken antik heykellerden kopyalar yapmaya başladığı bilinmektedir. Okuldaki ikinci senesinde modelaj dersinde antik bir büstün desenini yapması gerekirken onu kopya etmeye başlar. Bu büstün, hocası İhsan Özsoy tarafından beğenilmesi üzerine Heykel Bölümü’ne geçmeye karar verir. Okulun Sanâyi-i Nefîse Mektebi ile birleştirilmesinin sonra İhsan Özsoy’un öğrencisi olarak heykel eğitimini sürdürür. İhsan Özsoy, Sanâyi-i Nefîse Mektebi Heykel Bölümü’nden birincilikle mezun olduktan sonra Paris’e gönderilir. Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a dönen İhsan Özsoy, hem Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde hem de İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde resim hocalığı yapmıştır.
Türkiye’ye dönüş sürecine geçelim. Döndüğünde nerede görev aldı, ne gibi çalışmaları oldu?
Döndükten sonra Türkiye'de ve eşinin diplomat olmasından dolayı yurt dışında bulunduğu yıllarda heykel çalışmalarını sürdüren Bengütaş; Abdülhak Hâmid, Namık İsmail, Bedia Muvahhit, Hasan Âli Yücel, Ahmet Haşim, Hikmet Onat gibi döneminin ünlü şahıslarının büstlerini yapar. Ayrıca, cumhuriyet döneminde heykel sanatının gelişimine hizmet eden anıt heykel çalışmalarında da bulunur ve bu bağlamda açılan yarışmaları kazanarak Atatürk ve İsmet İnönü anıtlarına imzasını atar. Anıtların maketlerini Türkiye’de, asıllarını ise İtalya’da hazırlar. Mudanya Mütarekesi’ne ithafen yapılan İnönü anıtının bronz dökümü İtalya’da yapıldıktan sonra heykel, 1946 yılında İstanbul’a getirilir. Sanatçının İtalya’da Carrara mermerinden hazırladığı Atatürk anıtı da Çankaya Köşkü’nün bahçesine konur.

Atatürk heykelini hazırlarken, Kaynak: www.sabihabengutas.com
Bengütaş'ın kendi alanında Türkiye’ye sağladığı katkıları nasıl özetleyebiliriz?
Kadın heykeltıraşlar arasında anıt heykel yapan ilk ve tek sanatçı olması nedeniyle Bengütaş, cumhuriyet dönemi heykel sanatında ayrı bir öneme sahiptir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında heykel sanatı, aydın bir ulusun gelişmesini sağlayan etmenlerden biri olarak kabul edilir ve ulusal bilincin güçlendirilmesine yönelik olarak kentlerin meydanlarına dikilen anıtlar, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve cumhuriyet ideallerini belleklerde canlı tutmayı amaçlar. Anıt heykellerde formdan ziyade ideolojik içerik önem kazanır. İdeolojiyi görselleştirildiği oranda heykel; estetik açıdan değil, ilettiği mesaj açısından önem kazanır. Açık alanlara dikilen anıtlar heykele karşı olan bakışın değişmesine yardımcı olduğu gibi, heykel sanatının canlanmasında da etkin rol oynar. Anıt heykellerinin yanı sıra hazırladığı büstler ile de heykel sanatının gelişimine hizmet eden Bengütaş, kadın sanatçıların heykel sanatına yönelmelerinde de öncü konumdadır.

Hakkı Şinasi Paşa ile bir prova esnasında, Kaynak: www.sabihabengutas.com
Sabiha Hanım, Türkiye dışında da tanınıyor mu?
Eşinin görevi sebebiyle Moskova’da bulunduğu 1938 yılında, Moskova Şark Eserleri Müzesi’nde açılan bir sergiye katıldığı biliniyor. Sergiye kabul edilmesiyle tanınması arasında bir bağlantı kurulabilir. Ayrıca İtalya’da yaşadığı yıllarda da heykel yapmayı sürdürmüştür. Canonica’nın yardımcısı olarak Ali Hadi Bara ile birlikte görevlendirilmesi de ses getirmiş olmalı.
Günümüzde Bengütaş ekolünü takip eden sanatçılarımız var mı?
Günümüzün sanat ortamının erken cumhuriyet yıllarının sanat ortamından çok farklı olduğu aşikar. Zaman içinde değişiklik arz eden toplumsal ve sosyal şartlar, iletişim olanakları günümüz sanatçılarına çok yönlü imkanlar sağlıyor. Erken cumhuriyet döneminin ilk heykeltıraşları ise yurt dışına gitmelerine rağmen “yeni”ye değil, akademik sanat anlayışına bağlı kalmışlardı. Bunun temelinde, Batı’daki yeni sanatsal gelişmeleri hazırlayan sosyolojik bağlardan kopuk olmaları yatıyor. Ayrıca devletin resmî görüşünün akademik anlayış doğrultusunda olması da etkili. Ancak bu son derece doğal.
Osmanlı döneminde resme oranla hiç gelişmeyen heykel sanatı, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren canlanmaya başlar ve heykel sanatının kaynağı Batı olur. Yurt dışında eğitimini pekiştiren ilk heykeltıraşlarımız akademik anlayışı benimseyerek klasik tarzda eserler üretirler. Hatta heykeltıraşlarımız yetişinceye kadar anıt heykeller için devlet tarafından yabancı sanatçılar görevlendirilir. Anıtlarda yer alan figürlerde akademik anlayış hâkimdir ki bu biçim anlayışı o dönem Avrupa'da da yaygındır. Klasik biçim anlayışı 1950’lere kadar devam eder. 1950’lerden itibaren heykel alanında klasik anlayış giderek önemini kaybeder ve heykeltıraşlar çağın çizgisini yakalamaya başlar.
Sabiha Bengütaş’ın çalışmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
Sabiha Hanım, figüratif bir anlayışla çalışmış ve genellikle yalın biçimleriyle dikkati çekmiştir. Klasik tarzda çalışan sanatçının Abdülhak Hâmid’in büstünde olduğu gibi ifadeye odaklandığı eserleri de mevcuttur. Anıt heykelleri de diğer örneklerde olduğu gibi ideal heykel anlayışının ideolojik içerikle birleştirilmesidir. İdeolojiyi görselleştiren sanat bağlamında anlatım dilinin açık-seçik olması istemi figüratif anlayışı ön plana çıkarttığı gibi, ulusal bellek oluşturma işlevini yüklenen yapıt klasik-akademik anlatım tarzına yönelir. Sabiha Bengütaş da bu doğrultuda anıt heykellerine form vermiştir.

Sabiha Hanım'ın evinden bir köşe, Kaynak: www.sabihabengutas.com
Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?
Sabiha Bengütaş; Galatasaray Resim Sergileri, Ankara Resim Sergileri, Devlet Resim ve Heykel Sergileri gibi birçok sergiye katılmış; sergilerde büstlerin yanı sıra kabartmalarını da teşhir etmiştir. Çeşitli resim çalışmaları da bulunan Bengütaş, Cumhuriyet’in modernleşme projesinin temeline oturtulmuş ve ilerleme ile eşdeğer tutulmuş olan modern kadın imgesinin en yetkin temsilcilerinden biridir; bir “Cumhuriyet Kadını”dır.
Nilüfer Öndin kimdir?
Nilüfer Öndin; TED Ankara Koleji’ni bitirdikten sonra, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden, 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı’nda tamamladı. 2003 yılında yardımcı doçent, 2006 yılında doçent, 2013 yılında profesör oldu ve 1998 yılından beri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde görev yapmakta.
Daha fazla bilgi için:
- Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri projesi
- Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği
- 24 Kasım'da başlattığımız "Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri" dizisinin ilk röportajında Prof. Dr. Selçuk Şirin cumhuriyetin eğitim vizyonunu, yurt dışına gönderilen öğrencileri ve dönüşlerinde Türkiye'nin her alanda büyük bir atılımlara imza atmasına nasıl yardımcı olduklarını anlatmıştı. Prof. Dr. Dursun Koçer'in hocası Nüzhet Gökdoğan'ın Türkiye'de astronomiye katkısını anlattığı röportaja buradan, Dr. Orhan Veli Özbayrak'ın "Türk Beşleri"ni anlattığı söyleşiye buradan, dünyanın ilk doktoralı bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı'nın hikayesine buradan ulaşabilirsiniz. Dizinin son yazısında Bülent Eczacıbaşı'yla babası Nejat Eczacıbaşı üzerine konuştuğumuz söyleşiye ise buradan ulaşılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
anıt
heykel
Heykeltıraş
Sanâyi-i Nefîse Mektebi
Sabiha
Eyüp Sultan Reşadiye Numune Mektebi
Fransız Katolik Mektebi
İnas
Feyhaman Duran
İhsan Özsoy
Taksim
Canonica
İtalya
Roma Güzel Sanatlar Akademisi
Ermenegildo Luppi
İsmet İnönü
Hasan Âli Yücel
Abdülhak Hâmid
Ahmet Hâşim
Hikmet Onat
Namık İsmail
Bedia Muvahhit
Şakir Emin Bengütaş
Türkiye
Plastik
Heykel
YAZARLAR

Dr. Emir Öngüner (Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri)
Makine mühendisi.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





