

Yenilikçi kripto cüzdan: Getwallet Getcoin ön satışları çok yakında Herhangi bir kullanıcının telefonuna sadece birkaç dokunuşla kripto para transferi gerçekleştirmeyi mümkün kılmaya hazırlanan Getwallet ’la değişim başlıyor. Getcoin ön satışları ise çok yakında . Nedir? Şimdiye kadar gördüğümüz kripto cüzdanlara kıyasla mobil öncelikli bir app olarak kullanıcı karşısına çıkacak olan Getwallet , karmaşık cüzdan kimliklerini ortadan kaldırarak, hiç kripto deneyimi olmayanlardan kripto meraklılarına kadar herkes için kullanışlı bir kripto dünyasının kapılarını aralamaya hazırlanıyor. Hızlı işlem imkânı ve düşük işlem ücreti fırsatıyla kullanıcıların token transfer süreçlerini mesaj atmak kadar kolay hâle getirmeyi planlayan Getwallet , kullanıcılara kripto ekosistemindeki karmaşık arayüzleri kullanmadan; tokenları kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde aktarabilecekleri bir uygulama sunacak. Heyecan verici: Resmî token’ı Getcoin 'i duyuran Getwallet, tüm dünyada 300 milyon kullanıcıya sahip bir arayan kimliği ve spam engelleme uygulaması olan Getcontact ’la gerçekleştirdiği işbirliğinin heyecanını paylaşıyor. Getcontact'ın 300 milyon kullanıcısı için tercih ettiği token olan Getcoin’le ekosisteme 120 milyonun üzerinde aktif kullanıcı kazandırılacağı öngörülüyor. Kullanıcılar, telefon numaralarını cüzdan adresleriyle senkronize ederek mobil kimliklerini kripto cüzdan adresi olarak kullanabilecek ve kolayca kripto para transfer edebilecekler. Aman dikkat: Çok yakında gerçekleşecek ön satışla Getcoin'e avantajlı fiyatlarla sahip olunabilecek. Bu fırsatı kaçırmamak için Getwallet'ın topluluklarını takip edebilirsiniz. Kripto transferinin yeni yolu Gewallet’ı yakından takip etmek ve topluluklarına katılmak üzere Twitter , Discord ve Telegram hesaplarına buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İklim değişikliğiyle mücadele alanında küresel bir iş birliği oluşturmak ve gezegenin ortak problemi olan küresel ısınmaya karşı ortak hedefler belirlenmesi amacıyla hayata geçirilen “Paris İklim Anlaşması”, 2015 yılında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansında (COP21) üye ülkeler tarafından kabul edildi. Paris Anlaşmasının en göze çarpan hedefi ise “Küresel ısınmanın 1.5 santigrat derecede sınırlandırılabilmesi için 2030 yılında kadar küresel karbon emisyonunun %45 oranında azaltılması ve 2050 yılına kadar da ‘sıfır karbon’ seviyesine ulaşılması” olarak özetlenebilir. Bu hedef doğrultusunda, başta AB ülkeleri tarafından olmak üzere fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerjiye geçilmesi yönünde politikalar hayata geçirilmeye başlansa da 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle birlikte tüm dünyada siyasi, ekonomik ve jeopolitik dengeler sarsıldı. İşgalin siyasi ve ekonomik sonuçları tüm dünyada hissedilse de enerji piyasaları ve enerji arzı konularında yaşanan krizler hem insanların gündelik hayatını hem de iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını olumsuz etkilediği için enerji politikaları konusunda yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
AB'nin enerjide alternatif arayışları
AB'nin en büyük doğal gaz ve petrol tedarikçisi olan Rusya’ya, işgalin başlamasıyla birlikte ABD ve AB tarafından ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Ukrayna’da devam eden savaşa doğrudan müdahil olmak istemeyen Batılı ülkeler, yaptırımlar yoluyla Rusya ekonomisini zayıflatmak ve işgalin finansmanını önlemek gibi dolaylı bir yöntem benimsediler. Bu hedef doğrultusunda, dünyanın en büyük doğal gaz ihracatçısı olan Rusya’ya yönelik uygulanan finansal yaptırımlara ek olarak AB üyelerinin büyük bir çoğunluğu Rusya’ya olan enerji bağımlılığının bir güvenlik problemi olduğunu belirterek enerji bağımlılığının kademeli olarak azaltılmasını savundu. Bu anlamda, AB’nin Rusya’dan yaptığı enerji ithalatını azaltma yönünde politikalar hayata geçirildi ve RePowerEU adı altında Birliğin Rusya’ya olan bağımlılığının 2030 yılına kadar bitirilmesi ve yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması planı kabul edildi. RePowerEU çerçevesinde, yeni doğal haz boru hatlarının inşa edilmesi ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ithalatı için gerekli altyapının kurulması amacıyla 12 milyar avroluk bir kaynak ayırıldı.

AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma politikası yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırarak iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine olumlu katkı yapma amacı taşısa da tarihi rekorlar kıran enerji fiyatları ve enerji arzında yaşanan sorunlar kısa vadede geçici çözümler üretilmesini bir zorunluluk haline getirdi. Bir yandan, Rusya’dan ithal edilen doğal gaza alternatif olarak Almanya Katar ile İtalya da Cezayir’le LNG ithalatı konusunda anlaşmalar yaparken, ABD de Rus petrolüne alternatif olarak başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleriyle diplomatik temaslarını artırdı. ABD Başkanı Joe Biden’ın Ortadoğu turunda Suudi Arabistan’ı da ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile görüşmesi temelde küresel enerji krizine çözüm bulunmasını amaçlıyordu. Söz konusu ziyaret, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle değişen jeopolitik dengelerin hem iklim kriziyle mücadeleye hem de idealist dış politika doktrinine karşı zaferinin somut göstergesiydi.
Fosil yakıtlara artan talep
Bir yandan yaptırımlarla Rus ekonomisinin zayıflatılması hedeflenirken diğer yandan bunun yaratacağı enerji krizinin sonuçlarıyla nasıl mücadele edileceği tüm Batı dünyası için büyük bir ikilem yarattı. Güvenlik endişeleri ve enerji bağımsızlığı konularının çok daha hayati unsurlar olarak görülmesiyse uzun vadede karbon emisyonlarının azaltılması hedeflerini geri plana iterek enerji arzının güvenliğini temel hedef haline getirdi. Bir diğer ifadeyle, mevcut enerji ihtiyacı geleceğin iklim krizine karşı galip geldi. Rusya’ya olan enerji bağımlılığının azaltılması politikası çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak kısa vadede enerji sorununu çözemeyeceği için tüm dünyada fosil yakıtlara yeniden dönüş yapıldı. Özellikle, kömürle çalışan termik santralleri 2030 yılına kadar tamamen kapatma hedefinden vazgeçilerek bu alandaki yatırımlara hız verildi. Almanya, kapatılması planlanan termik santrallerin kullanım süresini uzattı, Hollanda’daki termik santraller %100 kapasiteye yükseltildi, İtalya’da kömür enerjisi kullanılan santrallerin üretim artışına izin verildi ve Avusturya kapatılan santralleri tekrar aktif hale getirdi. Almanya ek olarak, 12 LNG terminalinin inşa edilmesine onay vererek Katar ve Senegal gibi ülkelerle LNG ithalatını artırma politikaları izledi.
İşgalin etkisiyle tarihi seviyelere yükselen enerji fiyatları Asya ülkeleri için de bir enerji krizine neden oldu. Dünyanın en kalabalık 2 ülkesi olan ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kritik öneme sahip Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan, artan enerji fiyatları ve enerji arzındaki sorunlar nedeniyle alternatif kaynaklara yönelerek kömür enerjisine büyük yatırımlar yapmaya başladılar. Yaklaşık 18 trilyon dolar GSYH’siyle dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, sanayi üretiminin devamı için hayati öneme sahip enerji akışını devam ettirmek amacıyla termik santrallerin kapasitelerini artırma kararı aldı. Rusya, Batılı ülkelerin yaptırımları nedeniyle petrol ve doğal gaz ihracatını Avrupa’dan Asya’ya kaydırdı ve Çin Rusya’nın en büyük enerji ithalatçısı konumuna yükseldi. Dolayısıyla, AB pazarından uzaklaşan Rus enerjisi Asya’ya kayarken fosil yakıtların tüketim hacminde kayda değer bir azalma da yaşanmadı.
Geri dönülemez bir ısınmaya doğru
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, 2. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’nın gördüğü en büyük göç dalgasını yaratması ile büyük bir insani krize neden olurken iklim kriziyle mücadeleye de büyük bir darbe vurdu. İklim değişikliğiyle mücadele politikalarını takip eden ve bu alanda bilimsel çalışmalar yayınlayan “Climate Action Tracker” (CAT) işgalin iklim değişikliği üzerindeki etkilerini ele alan bir rapor yayımladı.
Raporda, Ukrayna’nın işgali nedeniyle yaşanan enerji krizinin ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmesi gerekirken aslında fosil yakıtlara yeniden dönülerek bu alanda büyük yatırımlar yapılmasına neden olduğu belirtiliyor. Fosil yakıtlara yapılan “hücumun”, küresel çapta “geri dönülemez bir ısınmaya” neden olabileceği de aktarılıyor.
CAT araştırmacısı ve uluslararası iklim politikaları alanında çalışan Prof. Dr. Niklas Höhne, fosil yakıtlara yapılan yatırımların artmasının iklim kriziyle mücadeleye etkisini şu sözlerle ifade ediyor:
“LNG ve fosil yakıtlara yapılan altyapı yatırımlarının kısa vadede enerji tedariğine faydalı olacağı düşünülüyor ancak bu yatırımlar uzun yıllar yerinde kalacak ve biz karbon emisyonlarını azaltma hedeflerimizi kesinlikle kaçıracağız.”
İklim krizini siyaset, teknoloji, spor ve sanat gibi farklı perspektiflerden ele aldığımız Odak: Artan Sıcaklıklar sayısı, bu pazar sadece mobil uygulamamızda. Kaçırmamak için iOS uygulamamızı şimdi indirin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın. Gülşen, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçundan tutuklandı. Dolar/TL yılın rekorunu kırdı. Bakan Nebati, dar gelirliler için yeni bir destek paketinin yolda olduğunu açıkladı.
26 Ağu 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





