Ukrayna'nın işgali, küresel iklim değişikliği mücadelesini nasıl etkiledi?

Ukrayna'nın işgali, küresel iklim değişikliği mücadelesini nasıl etkiledi?

26 Ağustos - Getwallet
Getwallet ile birlikte

Yenilikçi kripto cüzdan: Getwallet

Getcoin ön satışları çok yakında Herhangi bir kullanıcının telefonuna sadece birkaç dokunuşla kripto para transferi gerçekleştirmeyi mümkün kılmaya hazırlanan Getwallet ’la değişim başlıyor. Getcoin ön satışları ise çok yakında .

Daha fazlasını öğren →

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İklim değişikliğiyle mücadele alanında küresel bir iş birliği oluşturmak ve gezegenin ortak problemi olan küresel ısınmaya karşı ortak hedefler belirlenmesi amacıyla hayata geçirilen “Paris İklim Anlaşması”, 2015 yılında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansında (COP21) üye ülkeler tarafından kabul edildi. Paris Anlaşmasının en göze çarpan hedefi ise “Küresel ısınmanın 1.5 santigrat derecede sınırlandırılabilmesi için 2030 yılında kadar küresel karbon emisyonunun %45 oranında azaltılması ve 2050 yılına kadar da ‘sıfır karbon’ seviyesine ulaşılması” olarak özetlenebilir. Bu hedef doğrultusunda, başta AB ülkeleri tarafından olmak üzere fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerjiye geçilmesi yönünde politikalar hayata geçirilmeye başlansa da 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle birlikte tüm dünyada siyasi, ekonomik ve jeopolitik dengeler sarsıldı. İşgalin siyasi ve ekonomik sonuçları tüm dünyada hissedilse de enerji piyasaları ve enerji arzı konularında yaşanan krizler hem insanların gündelik hayatını hem de iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını olumsuz etkilediği için enerji politikaları konusunda yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

AB'nin enerjide alternatif arayışları

AB'nin en büyük doğal gaz ve petrol tedarikçisi olan Rusya’ya, işgalin başlamasıyla birlikte ABD ve AB tarafından ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Ukrayna’da devam eden savaşa doğrudan müdahil olmak istemeyen Batılı ülkeler, yaptırımlar yoluyla Rusya ekonomisini zayıflatmak ve işgalin finansmanını önlemek gibi dolaylı bir yöntem benimsediler. Bu hedef doğrultusunda, dünyanın en büyük doğal gaz ihracatçısı olan Rusya’ya yönelik uygulanan finansal yaptırımlara ek olarak AB üyelerinin büyük bir çoğunluğu Rusya’ya olan enerji bağımlılığının bir güvenlik problemi olduğunu belirterek enerji bağımlılığının kademeli olarak azaltılmasını savundu. Bu anlamda, AB’nin Rusya’dan yaptığı enerji ithalatını azaltma yönünde politikalar hayata geçirildi ve RePowerEU adı altında Birliğin Rusya’ya olan bağımlılığının 2030 yılına kadar bitirilmesi ve yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması planı kabul edildi. RePowerEU çerçevesinde, yeni doğal haz boru hatlarının inşa edilmesi ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ithalatı için gerekli altyapının kurulması amacıyla 12 milyar avroluk bir kaynak ayırıldı.

AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma politikası yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırarak iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine olumlu katkı yapma amacı taşısa da tarihi rekorlar kıran enerji fiyatları ve enerji arzında yaşanan sorunlar kısa vadede geçici çözümler üretilmesini bir zorunluluk haline getirdi. Bir yandan, Rusya’dan ithal edilen doğal gaza alternatif olarak Almanya Katar ile İtalya da Cezayir’le LNG ithalatı konusunda anlaşmalar yaparken, ABD de Rus petrolüne alternatif olarak başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleriyle diplomatik temaslarını artırdı. ABD Başkanı Joe Biden’ın Ortadoğu turunda Suudi Arabistan’ı da ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile görüşmesi temelde küresel enerji krizine çözüm bulunmasını amaçlıyordu. Söz konusu ziyaret, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle değişen jeopolitik dengelerin hem iklim kriziyle mücadeleye hem de idealist dış politika doktrinine karşı zaferinin somut göstergesiydi.

Fosil yakıtlara artan talep

Bir yandan yaptırımlarla Rus ekonomisinin zayıflatılması hedeflenirken diğer yandan bunun yaratacağı enerji krizinin sonuçlarıyla nasıl mücadele edileceği tüm Batı dünyası için büyük bir ikilem yarattı. Güvenlik endişeleri ve enerji bağımsızlığı konularının çok daha hayati unsurlar olarak görülmesiyse uzun vadede karbon emisyonlarının azaltılması hedeflerini geri plana iterek enerji arzının güvenliğini temel hedef haline getirdi. Bir diğer ifadeyle, mevcut enerji ihtiyacı geleceğin iklim krizine karşı galip geldi. Rusya’ya olan enerji bağımlılığının azaltılması politikası çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak kısa vadede enerji sorununu çözemeyeceği için tüm dünyada fosil yakıtlara yeniden dönüş yapıldı. Özellikle, kömürle çalışan termik santralleri 2030 yılına kadar tamamen kapatma hedefinden vazgeçilerek bu alandaki yatırımlara hız verildi. Almanya, kapatılması planlanan termik santrallerin kullanım süresini uzattı, Hollanda’daki termik santraller %100 kapasiteye yükseltildi, İtalya’da kömür enerjisi kullanılan santrallerin üretim artışına izin verildi ve Avusturya kapatılan santralleri tekrar aktif hale getirdi. Almanya ek olarak, 12 LNG terminalinin inşa edilmesine onay vererek Katar ve Senegal gibi ülkelerle LNG ithalatını artırma politikaları izledi.

İşgalin etkisiyle tarihi seviyelere yükselen enerji fiyatları Asya ülkeleri için de bir enerji krizine neden oldu. Dünyanın en kalabalık 2 ülkesi olan ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kritik öneme sahip Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan, artan enerji fiyatları ve enerji arzındaki sorunlar nedeniyle alternatif kaynaklara yönelerek kömür enerjisine büyük yatırımlar yapmaya başladılar. Yaklaşık 18 trilyon dolar GSYH’siyle dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, sanayi üretiminin devamı için hayati öneme sahip enerji akışını devam ettirmek amacıyla termik santrallerin kapasitelerini artırma kararı aldı. Rusya, Batılı ülkelerin yaptırımları nedeniyle petrol ve doğal gaz ihracatını Avrupa’dan Asya’ya kaydırdı ve Çin Rusya’nın en büyük enerji ithalatçısı konumuna yükseldi. Dolayısıyla, AB pazarından uzaklaşan Rus enerjisi Asya’ya kayarken fosil yakıtların tüketim hacminde kayda değer bir azalma da yaşanmadı.

Geri dönülemez bir ısınmaya doğru

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, 2. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’nın gördüğü en büyük göç dalgasını yaratması ile büyük bir insani krize neden olurken iklim kriziyle mücadeleye de büyük bir darbe vurdu. İklim değişikliğiyle mücadele politikalarını takip eden ve bu alanda bilimsel çalışmalar yayınlayan “Climate Action Tracker” (CAT) işgalin iklim değişikliği üzerindeki etkilerini ele alan bir rapor yayımladı. 

Raporda, Ukrayna’nın işgali nedeniyle yaşanan enerji krizinin ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmesi gerekirken aslında fosil yakıtlara yeniden dönülerek bu alanda büyük yatırımlar yapılmasına neden olduğu belirtiliyor. Fosil yakıtlara yapılan “hücumun”, küresel çapta “geri dönülemez bir ısınmaya” neden olabileceği de aktarılıyor.

CAT araştırmacısı ve uluslararası iklim politikaları alanında çalışan Prof. Dr. Niklas Höhne, fosil yakıtlara yapılan yatırımların artmasının iklim kriziyle mücadeleye etkisini şu sözlerle ifade ediyor:

“LNG ve fosil yakıtlara yapılan altyapı yatırımlarının kısa vadede enerji tedariğine faydalı olacağı düşünülüyor ancak bu yatırımlar uzun yıllar yerinde kalacak ve biz karbon emisyonlarını azaltma hedeflerimizi kesinlikle kaçıracağız.”


İklim krizini siyaset, teknoloji, spor ve sanat gibi farklı perspektiflerden ele aldığımız Odak: Artan Sıcaklıklar sayısı, bu pazar sadece mobil uygulamamızda. Kaçırmamak için iOS uygulamamızı şimdi indirin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem
∙

BÜLTEN SAYISI

📢 Gülşen’e tutuklama, icra borçlarına af

Günaydın. Gülşen, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçundan tutuklandı. Dolar/TL yılın rekorunu kırdı. Bakan Nebati, dar gelirliler için yeni bir destek paketinin yolda olduğunu açıkladı.

26 Ağu 2022

Getwallet ile birlikte
Hakan Akgun/dia images/Getty Images

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta