Vatandaşa küfür

İYİ Partili milletvekili Lütfü Türkkan'ın bir şehit yakınına küfür etmesi siyasetin gündeminde..
Vatandaşa küfür

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Türkiye’de ekonomik kriz, terör tehdidi, insan hakları problemleri gibi yaşamsal meselelerin ağırlığı, siyasetçilerin üslubunu tartışma konusu hâline getirmeyi lükse dönüştürüyor. Tüm bu ağır meselelerin ortasında liderlerin birbirlerine karşı daha saygılı ve nezaketli olmasını talep eden sesler oldukça cılız kalıyor ve dikkate alınmıyor. 

Her ne kadar siyasetteki kutuplaşmanın toplumsal hayata yansımadığı, farklı toplumsal grupların bir arada barış içinde yaşadığı söylense de liderlerin sert sözleri politize kitleleri birbirlerine karşı bileyebiliyor. Liderlerin en sert sözleri, kendi kitlelerinden en çok alkışı alıyor.

Bu durum da toplumsal huzuru tehdit eden noktalara varabiliyor. İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Rize'de tehlikeli bir sözlü saldırıya uğramasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha neler olacak, neler. Bunlar iyi günler.” açıklamasını herhâlde hepimiz hatırlıyoruz. Hükümetin sürekli ağır sözlerle yüklendiği CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’da katıldığı bir şehit cenazesinde saldırıya uğramasını, sığındığı evin önünde toplanan kalabalığın içinden duyulan “Yakın!” çığlıklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha sonra bu görüntüleri parti toplantısında izletmesini de…

Yine de, özellikle başka ülkelerdeki benzer söylemleri de gördükçe rakip siyasetçilerin birbirleri hakkındaki sert söylemlerini olağan karşılayabiliyor, siyasetin içinde böyle gerginliklerin olduğu kabulü ile yaşayabiliyoruz. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın sık sık rakibi Joe Biden’a “bunak” demesi, ya da Hillary Clinton’ı tutuklamaktan bahsetmesi akla ilk gelen örnekler. Siyasetçilerin diğer siyasetçilere karşı üslubu öncelikli meselemiz değil.

Ancak iş, siyasetçilerin vatandaşlara karşı kullandığı üsluba geldiğinde bunu önceliklendirmek, toplumun çıkarı için uygunsuz örnekleri daima gündemde tutmak gerekiyor. Bir milletvekilinin halkı temsil görevinde olduğunu unutup bir vatandaşa ağza alınmayacak sözler söylemesi kabul edilebilir bir olay değil. Parti ve siyasetçi ayırt etmeden samimiyetle bu konunun üzerine eğilmek gerekiyor.

Örneğin, 2006’da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini “Anamız ağladı” diyerek protesto eden bir çiftçiye “Ananı da al git” demesini ya da 2013’te dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ilaçlarının sigorta kapsamına sokulmasını isteyen kanser hastası Dilek’in eline para sıkıştırmasını yıllar boyunca haklı olarak eleştiren kimselerin, bugün muhalif bir siyasetçi bir vatandaşa çok daha ağır sözler söylediğinde sessiz kalmasını samimiyet çerçevesinde açıklamak mümkün olmuyor.

Son günlerde en çok konuşulan meselelerden biri, İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli milletvekili Lütfü Türkkan’ın, kendisine tepki gösteren bir şehit yakınına ağır şekilde küfretmesi oldu. Türkkan’ın tartışma sırasında karşısındaki kişinin şehit yakını olduğunu bildiğini sanmıyorum. Bunun bilincinde olsa daha sakin kalacağını tahmin ediyorum. Yine de bir siyasetçinin bir vatandaşa bu kadar kaba ve agresif davranmasını mantıkla açıklayamıyorum.

Tepkiler

Olayı başta inkâr etmeye çalışan Türkkan, tepkilerin dinmemesi ve küfrettiği anların görüntülerin yayılmasının ardından bir özür videosu yayınladı, Genel Başkan Akşener’in talimatıyla Grup Başkanvekilliği görevinden istifa ettiğini açıkladı. Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu da “böyle bir kusurun görmezden gelinemeyeceğini” söyledi. İYİ Parti, Türkkan’ın yerine Samsun milletvekili Erhan Usta’yı getirdi.

Pek çok şehirde Türkkan’ın sözleri protestolara sebep olurken İYİ Parti Teşkilat Başkanı Koray Aydın “valiliklerin koruculara İYİ Parti’ye karşı protesto eylemi, şehit ailelerine de basın açıklaması yapmaları için talimat verdiğini” iddia etti. Bu iddia teyide muhtaç ancak doğruysa, parti devleti anlayışının tehlikeli bir boyuta vardığının da göstergesi..

Oyları artış trendindeki İYİ Parti, bu krizle AK Parti ve MHP’ye, milliyetçi muhafazakâr oyların geçişini engelleyebilecekleri bir fırsat yarattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkkan’ın görevden alınmasının yetmeyeceğini, milletvekilliğine de son verilmesi gerektiğini" söyledi. Bu yazıyı yazdığım anlarda MHP lideri Devlet Bahçeli konuya ilişkin bir açıklama yapmamıştı ancak oldukça sert konuşması kimse için bir sürpriz olmayacak.

İYİ Parti lideri Akşener ise “tasvip edilemez” bulduğu olay hakkında partililerine “Vatandaşla diyaloglarınızda soğukkanlılığınızı koruyun, öfkenize mağlup olmayın. Gündemi değiştirmelerine müsaade etmeyeceğiz. Bizi sahadan çekmek istiyorlar. Vatandaşın gündemini konuşmaya devam edeceğiz.” cümlelerini kurdu. 

Ne olacak?

İYİ Parti’nin kriz yönetimi sınavı henüz bitmedi. Parti, hedeflediği seçmen grubuyla arasına kendi kendine bir duvar koymuş oldu ve bu duvarın yıkılması bundan sonra sürecin nasıl yönetileceğiyle alakalı. Bu olay yaşanmamışçasına Türkkan'ın faaliyetlerine devam etmesi seçmenleri partiden soğutabilir. Halkla en çok temas eden parti gibi gözüken İYİ Parti, sokakta bundan sonra daha sık protesto edilebilir. İYİ Parti'nin oy artışını durdurmayı amaçlayanlar bu olayı kullanarak provokatif eylemlere imza atabilir. 

Hadisenin tek faydası, henüz iktidar gücüne erişmeden dahi vatandaşları küçük gören, protestolara tahammülsüzlük gösteren karakterlerin kendini belli etmesi olacak. Kendisine yakın görüşteki siyasetçinin böyle bir ayıbını örtmeye çabalayanlarla ilkeli siyaseti savunanlar da ayrışacak. 

Siyasetle uğraşan herkes, siyaseti kendisi için değil; vatandaşların refahı, özgürlüğü ve güvenliği için yaptığının bilinciyle hareket etmek, provokasyonlara gelmemek ve protestolara anlayış göstermek zorunda. 

Siyasetçiler halkı temsil eder ve halka hesap verir. Halk da kendisine küfreden bir insanı kolay kolay unutmaz ve affetmez. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Eğitimde fırsat eşitsizliği, vatandaşa küfür

Bugün, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini ve hükümetin imam hatip dayatmasının sonuçları ile İYİ Partili Lütfü Türkkan'ın bir vatandaşa küfür etmesini ele aldık.

09 Kas 2021

Koren Shadmi - NYT

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak