Yaz Geliyor, Yine Kıyılara Koşacağız! Peki Kıyılara Ne Olacak?

Yaza az kaldı. Bu yaz da Ege ve Akdeniz kıyıları şehirden kaçan tatilcilerle dolup taşacak; yerli-yabancı tatilciler denizin, kıyıların keyfini doya doya çıkaracaklar. Peki bu gidip keyfini çıkarttığımız kıyılar aslında kime ait? Buralar bizim dilediğimiz gibi kullanabileceğimiz, tesisler yapabileceğimiz eğlence mekânları mı? Rekreasyon alanları mı? Bir bakalım…
Kıyı, suyla karanın buluştuğu daracık bir alanın adı. Böyle tanımlayınca alelade bir yerin adı gibi görünmekle beraber, aslında kıyılar çok özel, çok önemli doğa parçaları: Dünyada kara yüzeyinin %20’si kıyı bölgesi olarak tanımlanır. Okyanuslar, denizler, göller ve akarsular bu dar ama biyolojik çeşitlilik ve çevre sağlığı açısından çok önemli alanda birbirine temas eder. Kıyı, suyla karanın buluştuğu yer olmasına rağmen aslında ne sudur ne de kara. Birbirinden çok farklı iki ekosistemin bir araya gelmesi her ikisinden de bambaşka, ikisinden de zengin ve dinamik, farklı bir ekosistem, farklı bir dünya oluşmasına neden olur. Her iki ekosistemin etkilerine açık olan bu alanlar tamamen kendine has bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yaparak dünyanın en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip ve genellikle de en güzel doğal alanlarını oluştururlar. Kıyıların bu benzersiz özellikleri ve zenginlikleri nedeniyle kıyı ekosistemleri dünyanın en hassas ve en kolay bozulabilen doğal alanları olarak kabul edilirler. Kısacası kıyıyı tahrip etmek çok kolay, kıza zamanda eski haline getirmek, geri kazanmak ise imkânsıza yakındır.
İnsanlar bugün olduğu gibi tarih boyunca da kıyılarda yaşamaya çalışmış, besin, ulaşım ve ticaret olanakları nedeniyle büyük medeniyetlerin çoğu kıyılarda kurulup gelişmiştir. Dünya kara yüzeyinin %20’sini oluşturan kıyı bölgeleri, insan nüfusunun %40’ına ev sahipliği yapar. Nüfusun kıyılarda yoğunlaşması zaten hassas ekosistemleri barındıran bu bölgelerin baskı altında kalması, hatta çoğu zaman tahrip edilmesiyle sonuçlanmaktadır. Dünyanın en büyük 17 metropolünün 14’ü kıyılarda bulunmakta, milyonlarca insan bu alanlarda yaşamakta, bu alanların nimetlerinden yararlanmaktadır. Bu devasa nüfusun, yapılaşmanın, sanayi, ticaret ve turizm gibi insan etkinliklerinin kıyılar üzerinde oluşturduğu baskı ve tahribat son yıllarda katlanarak artmış ve dünyanın kıyılarının önemli bölümü ya tahrip edilmiş ya da doğal özelliklerini kaybetmişlerdir.
Kıyılar, aynı zamanda karada oluşturduğumuz tüm atıkların eninde sonunda denizlere karıştığı, denize attığımız atıkların da iklim olayları nedeniyle yeniden karaya vurduğu alanlardır. Bu nedenle dünyanın çöp sorunu ile genellikle en çok kıyılarda karşılaşılır. Ya da çöp sorunumuz en açık şekilde kıyılarda yüzümüze çarpar. Okyanuslardan, kıyılardan binlerce km uzaktaki yerlerde çevreye atılan çöplerin kıyı ve okyanuslarda bulunması bir tesadüf değil, doğadaki milyarlarca yıllık birikimin sonucudur.
Gelelim insanın kıyıya duyduğu yakınlığın diğer bir boyutuna: Yaz tatili…
Dünyanın her yerinde, özellikle sıcak ve ılıman kıyı bölgelerinde her yıl milyonlarca insan birkaç günlüğüne de olsa kıyılara, kumsallara, buralarda bulunan tesislere koşup denizin, güneşin ve bu bölgelerdeki diğer aktivitelerin tadını çıkarıyor. Bunu yaparken de çoğunlukla kıyıların, denizin tadını kaçırıyor.
Ne kadar hassas olduklarından özellikle bahsettiğimiz bu doğal alanlar artık dev bir endüstriye dönüşmüş olan yaz turizmi nedeniyle otellerle, eğlence merkezleriyle ve güya doğayla uyumlu günübirlik tesislerle dolduruluyor. Bu kıyılar, buralara gelen insanların “ihtiyaçları” göz önünde bulundurularak tüketim kültürünün her türlü nimeti ve bunun sonucunda da atıklarıyla donatılarak kirleniyor, doğallıklarını tamamen kaybediyorlar. Buralarda yaşayan, üreyen hayvan ve bitki türleri bir daha dönmemek üzere buraları terk ediyorlar.
Oysa kıyı alanlarının tadını kaçırmak yerine tadını çıkarmak, bu alanlarda doğayla barışık olarak bulunmak mümkün. Bunun için bu alanlarda yalnızca ziyaretçi olduğumuzu unutmamak, buraların asıl sahiplerinin yaşam hakkına saygı duyacak şekilde davranmak yeterli. Elbette devasa turizm endüstrisinin, kitle turizminin bu alanlara verdiği zararı bireysel olarak bir çırpıda değiştirmemiz mümkün değil. Ancak en azından bu alanlara gittiğimizde beklenti ve taleplerimizi sınırlayarak buralardaki tüketimi ve buna bağlı atık oluşumunu azaltmamız, her güzel kıyı parçasını “tesislerle” donatmak yerine doğal haliyle keyfine varmamız, bu alanlardaki tüketimi ve dolayısıyla da atık üretimini azaltacak alışkanlıklar edinmemiz gayet kolay.
Yapmamız gereken en temel şey doğanın, kıyıların bizim eğlence ve tatil mekânımız olmaktan ibaret olmadığını, milyonlarca canlının yaşam alanı olduğunu unutmamak. Buralara gittiğimizde amacımızın sadece ziyaretçi olmak, yapmamız gerekenin de geriye bir şey bırakmadan getirdiğimizi yanımızda geri götürmek olduğunu unutmamalı.
Sadece kıyılar değil, tüm dünya her geçen gün daha çok çöple doluyor, zamanımız giderek daralıyor. Umutsuzluğa kapılmanın bir anlamı yok, çünkü sorunun kaynağı gibi çözümün kaynağı da biziz. Hepimiz…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Yaza az kaldı. Bu yaz da Ege ve Akdeniz kıyıları şehirden kaçan tatilcilerle dolup taşacak, yerli-yabancı yazcılar denizin, kıyıların keyfini doya doya çıkaracaklar. Peki bu gidip keyfini çıkarttığımız kıyılar aslında kime ait?
01 May 2023

YAZARLAR

Emrah Bilge
Author @ Çöpüne Sahip Çık

Çöpüne Sahip Çık
Çöpsüz bir yaşama adım atmak ve “azalt-yeniden kullan-geri dönüştür” prensibini benimsemek için gereken tüm bilgileri burada bulabilirsiniz.
İLGİLİ OKUMALAR


