Yüzde 50+1 Tartışması

Cumhurbaşkanının plüralist yöntemle seçilmesi durumunda yürütme erkinin meşruiyet sorunu yaşayacağını, bunun Türk demokrasisine zarar vereceğini öngörmek gerekiyor. Zira bu kadar geniş yetkilerle donatılmış cumhurbaşkanının, yarışacak aday sayısına göre yüzde 20, 30 veya 40 oyla seçilmesi yönetimde meşruiyet krizine yol açacaktır. Unutmamak gerekir ki, demokrasilerde prensip olarak yürütme erkinin yüzde 50+1 desteğe sahip olması beklenir.
Yüzde 50+1 Tartışması

Almanya gezisi dönüşünde gazetecilerin sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil” diyerek cumhurbaşkanının salt çoğunlukla seçilmesi kuralını tartışmaya açtı. Bunun üzerine MHP lideri Devlet Bahçeli bu konuyla ilgili olarak “(Cumhurbaşkanının) 50+1’le seçilmesi demokrasiye örnektir. Dikkat edin muhtar seçmiyoruz. Milletvekili değil cumhurbaşkanı seçiyoruz. MHP olarak dün ne dediysek bugün de aynı görüşteyiz” ifadelerini kullandı.[4] Cumhur İttifakı’nın mensubu olan iki parti arasında cereyan eden gerginlik üzerine iki liderin görüşmesi planlanmış fakat bu görüşme iki kez ertelenmişti. En nihayetinde, bu değerlendirmenin kaleme alındığı gün liderler arasında ikili görüşme gerçekleşti ve sistem değişikliği ile ilgili tartışmalara değinilmeden Cumhur İttifakı’nın yerel seçimde birlikte çalışacağı açıklaması yapıldı.[5]

Bu açıklamayla birlikte, şimdilik, en azından yerel seçimlere kadar yüzde 50+1’in kaldırılması önerisinin gündemden düştüğünü söyleyebiliriz. Ne var ki, önümüzdeki yıllarda bu konunun Erdoğan tarafından tekrar gündeme getirileceğini tahmin ediyoruz. Bu nedenle, Erdoğan’ın motivasyonunu ve bu önerisinin Türk demokrasisine sakıncalarına göz atmak yararlı olacaktır. 

İlk olarak, Erdoğan’ın yüzde 50+1 ile ilgili eleştirilerini sürpriz bir gelişme olarak görmemek gerekiyor. Erdoğan kendisini seçim öncesinde ittifaka ve seçim sonrasında koalisyona mahkûm etmeyecek bir sistem arıyor. Bu nedenle başkanlık sisteminden feragat etmeden en yüksek oy alanın kazandığı bir başkanlık sistemi istiyor. Nitekim, ‘’Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’’ne geçildiğinden beri Erdoğan başta MHP olmak üzere küçük partilerle ittifak yapmak zorunda kalmış olmasından memnun değil. AKP’nin oylarının yüzde 35’lere düşmesi ve geçtiğimiz iki genel seçimde de TBMM’de sandalye çoğunluğunu bulamaması da Erdoğan’ı Cumhur İttifakı’nı genişletmeye zorluyor. İttifak ortaklarına yürütme erkinden herhangi bir pay vermiyor olsa da cumhurbaşkanının yüzde 50+1 ile seçilmesi Erdoğan’ı ittifaktaki parti sayısını artırmaya zorluyor ve hareket alanını daraltıyor. Üstelik Erdoğan kendisinin cumhurbaşkanlığına destek karşılığında herhangi bir seçim bölgesinde seçilme ihtimali olmayan bazı küçük partilere de Meclis’te koltuk vermek zorunda kalmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kuralının dayattığı bu “mekanik etki”den rahatsız. Hatırlayacak olursanız Erdoğan daha önceki yıllarda da dar-bölge seçim sisteminin getirilmesi gerektiğini savunmuş, o zaman da buna ittifak ortağı MHP karşı çıkmıştı. Bu bağlamda, Erdoğan’ın bu tür çıkışlarını, hem parlamento seçimlerinde hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin ve kendisinin “en az oyla en fazla temsili” elde etmeye yönelik girişimler olarak okumak gerekiyor.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öteden beri sistem değişikliği veya anayasa değişikliğinden muradı kendi gücünü hem siyasi muarızlarına hem de müttefiklerine karşı artırmak olmuştur. Dolayısıyla, Erdoğan’ın seçim sistemi, hükümet sistemi, anayasa değişikliği vb. olarak dile getirdiği taleplerini “daha iyi bir kurumsal tasarım” olarak değil de “gücünü daim kılmayı tasarlayan kurumsal bir erozyon” girişimi olarak görmek gerekiyor. 

Erdoğan’ın hükümet sistemi değişikliğini kastedip kastetmediğini, bu konuyla ilgili parti kurmaylarının herhangi bir çalışması olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Elbette parlamenter sistemin Erdoğan’ın gündeminde olmadığını biliyoruz. Şimdiye kadar söylediklerine bakıldığında başkanlık sisteminin değişmemesini fakat plüralist seçim kuralını istediğini görüyoruz. Yine de yarı-başkanlık benzeri bir hükümet sisteminin AKP kulislerinde konuşulduğu da söyleniyor. En çok oyu alanın kazandığı bir yarı-başkanlık sistemi cumhurbaşkanının ve büyük partilerin küçük partilere olan mahkumiyetini azaltacak olsa da kabinenin hem cumhurbaşkanına hem de TBMM’ye karşı sorumlu olduğu bu sistemde Erdoğan’ın MHP ve diğer ittifak ortaklarına olan bağımlılığını daha da artıracaktır. Parlamentonun kabineyi onaylamama yetkisinin olduğu bir yarı başkanlık sisteminde küçük partiler veto gücüne sahip olur ve Erdoğan yürütme erkinde de güç paylaşmaya zorlanırdı. Dolayısıyla, Erdoğan’ın istediği şeyin hükümet sistemi değişikliği olmadığı, başkanlık sistemi altında onu diğer partilerle ittifaka zorlamayan bir seçim yöntemi olduğu çıkarımını yapabiliriz.

Son olarak, cumhurbaşkanının plüralist yöntemle seçilmesi durumunda yürütme erkinin meşruiyet sorunu yaşayacağını, bunun Türk demokrasisine zarar vereceğini öngörmek gerekiyor. Zira bu kadar geniş yetkilerle donatılmış cumhurbaşkanının, yarışacak aday sayısına göre yüzde 20, 30 veya 40 oyla seçilmesi yönetimde meşruiyet krizine yol açacaktır. Unutmamak gerekir ki, demokrasilerde prensip olarak yürütme erkinin yüzde 50+1 desteğe sahip olması beklenir. Bu, parlamenter sistemler için de başkanlık sistemleri içinde geçerli bir prensiptir. Bu prensibin Erdoğan’ın kolay seçilebilmesi, tekrar aday olabilmesi, ittifak ortaklarının baskısından kurtulması gibi herhangi bir gerekçe ile siyasi ikbali için zedelenmesi Türkiye’nin siyasal sistemine verilebilecek en büyük zararlardan biridir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Yüzde 50+1 Tartışması

AYM Dezenformasyon Düzenlemesini İptal Talebini Reddetti, Avrupa Parlamentosu'nun Yaptırım Denetimi ve Türkiye'nin Rolü Üzerine Değerlendirmeleri, Yüzde 50+1 Tartışması.

04 Ara 2023

Yüzde 50+1 Tartışması

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR