108 Milyon Kişinin Kişisel Verileri Çalındı İddiası

Kişisel verilerin korunması, sadece bireylerin mahremiyetini değil, aynı zamanda toplumsal güvenliği de ilgilendiren kritik bir konu. Bugün yaşanan bu sızıntı, Türkiye’de dijital hakların korunması konusunda yapılması gereken reformların aciliyetini bir kez daha hatırlatıyor.
108 Milyon Kişinin Kişisel Verileri Çalındı İddiası

Türkiye, son yılların en büyük veri sızıntılarından biriyle sarsıldı. Web of Turkey haberine göre resmî kurumlarda kaydı bulunan 108 milyon vatandaşın, kimlik numaralarından adreslerine, telefon numaralarına kadar tüm kişisel verileri çalındı. Bilgisayar korsanları, çaldıkları bu verileri beş farklı Google Drive dosyasında depolayarak, kamuoyunda büyük bir endişe yarattı. Bu sızıntı, yalnızca Türk vatandaşlarını değil, Türkiye'de oturum izni bulunan yabancıları ve göçmenleri de kapsıyor. Web of Turkey, olayın patlak vermesinin ardından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) verilerin korunamaması sebebiyle Google'dan yardım istediğini iddia etti.[6]

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu bu sızıntının Covid-19 pandemisi döneminde yaşandığını belirtti. Uraloğlu, “O süreçte bazı bilgilerin maalesef belli şekliyle elde edildiği doğru. O maalesef önlenemedi,” diyerek bu durumun devletin veri güvenliği zafiyetlerini bir kez daha gündeme taşıdığını kabul etti. Pandemi sürecinde yaşanan bu sızıntının nasıl ve ne kadar geniş çaplı olduğuna dair sorular halen yanıtsız kalırken, bu yeni iddiaya dair henüz tatmin edici cevaplar verilmiş değil.

Siber güvenlik uzmanları, bu tür bir veri sızıntısının uzun vadeli etkilerine dikkat çekiyor. Siber suçlar uzmanı Doç. Dr. Salih Bıçakçı'ya göre, devletin bu konuda şeffaf davranmaması ve verilerin güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almaması, Türkiye'de dijital güvenlik algısını derinden sarsıyor. Bıçakçı, verilerin şifrelenmeden tutulmasının büyük bir hata olduğunu belirterek, böylesi bir ihmalin büyük dolandırıcılık olaylarına kapı aralayacağını vurguluyor.[7]

Kişisel verilerin güvenliğine dair hukukî ve siyasî hesap sorma girişimlerinin ne denli sonuç getireceği de meçhul. Nitekim Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) 108 milyon kişinin verilerinin çalınmasını Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Hatırlanacağı gibi, verilerin çalınmasıyla ilgili olarak geçtiğimiz yıl da MLSA İçişleri Bakanlığı'na karşı dava açmıştı. Davanın “verilerin çalındığı anlaşılsa da idarenin sorumluluğu yoktur” gerekçesiyle Aralık 2023’te reddedilmesi üzerine Haziran 2024’te Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. İdarenin bu ihmali ile vatandaşların özel hayatın gizliliğini, ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri süren MLSA’nın bu başvurusu nasıl sonuçlanacak bu süreci takip edeceğiz.[8] Bu son gelişmeyle ilgili olarak da DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın TBMM’de verdiği soru önergesinde Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin (USOM) bu durumu önlemek için yeterince önlem almadığını ve verilerin güvenliğini sağlama görevini yerine getiremediğini vurguladı. Bu soru önergesinin de idarenin sorumluluğu kabul edip bu gelişmeyi şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşmasına yol açacağı konusunda şüphelerimiz var.

Verilerin çalınması konusuyla ilk defa karşılaşmıyoruz. 2016 yılında da 50 milyon kişinin verilerinin çalındığı bir başka büyük skandal ile karşılaşmıştık.[9] O zamandan bu yana, dijital güvenlik alanında ciddi reformlar yapılmadığı açıkça görülüyor. Bakan Uraloğlu’nun pandemi sürecinde meydana geldiğini iddia ettiği bu yeni sızıntı, devletin siber güvenlik altyapısındaki zaafların sürdüğünü ve hükümetin dijital hakların korunması konusunda yeterli adımlar atmadığını gösteriyor.

Kişisel verilerin korunması, sadece bireylerin mahremiyetini değil, aynı zamanda toplumsal güvenliği de ilgilendiren kritik bir konu. Bugün yaşanan bu sızıntı, Türkiye’de dijital hakların korunması konusunda yapılması gereken reformların aciliyetini bir kez daha hatırlatıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye

Türkiye'nin En Büyük Veri Sızıntısı İddiası: 108 Milyon Kişinin Kişisel Verileri Çalındı, İthalatta Korumacılık ve İşsizlik İlişkisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye.

23 Eyl 2024

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR