Tahir Elçi'nin son konuşması üzerine

"Tarihsel değerlerine sahip çıkmayan toplumlar, doğru ve güvenilir bir gelecek de kuramazlar." Bu sözler, 10 yıl önce bugün Diyarbakır'daki Dört Ayaklı Minare Camii'nin önünde başına isabet eden bir kurşunla hayatını kaybeden Tahir Elçi'ye ait. Elçi'nin birçok insanın hayatını kaybettiği bir çatışma bölgesinde zarar gören tarihî anıtlardan bahsetmesi, kentlerin belleğinden toplumların belleğine uzanan yolu bir kere daha düşünmeye çağırıyor.
Yazı: Deniz Kaynak
"Yıllar önce Afganistan'da Taliban güçlerinin Buda heykelini bombalama görüntülerini hep birlikte dehşet içinde izlerdik. Yine son birkaç yıl içinde IŞİD denilen o barbar grupların Palmira'da, Musul'da, Ezidi yurdu Şengal'de o insanlığın tarihî birikimlerine yönelik suikastlarını, bombalamalarını hep endişe ve kederle izlerdik. Türkiye toplumu olarak hep şunu derdik: 'Aman bunlar bizden uzak olsun.'
Ne yazık ki çok kısa bir süre içerisinde bizim de tarihî eserlerimize ve değerlerimize yönelik benzer girişimler söz konusu oldu. Değerli arkadaşlar, şu anda içinde bulunduğumuz Diyarbakır'ın tarihî Sur ilçesi bölgesi, 9 bin yıllık geçmişe sahip. Bu alan içerisinde surlar, camiler, kiliseler ve daha başka tarihî yapılar bulunmaktadır.
Hemen yanı başımızda bulunan, Diyarbakır deyince zihinlerimizde en çok canlanan ve sembol olan Dört Ayaklı Minare'yi ne yazık ki iki gün önce şu anda gördüğünüz gibi ayağından vurdular. Arkadaşlarımızın elindeki dövizlerden göründüğü gibi, şunu diyoruz. Tarihî dört ayaklı minare, insanlığa sesleniyor: 'Beni ayağımdan vurdular. Ne savaşlar, ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim' diyor bize.
Bu yapı, Anadolu'da örneği tek olan eserdir. Dünyada bunun bir örneği yoktur. Diyarbakır salnameleri ve buradaki yazılamalara göre, İslam'dan önce inşa edilmiş; tahminen bir çan kulesi gibi tasarlanmış, ancak İslamiyet'ten sonra Akkoyunlu hükümdarlığı döneminde Sultan Kasım tarafından inşa edilmiş ve bugüne kadar birçok felaketten sağ kurtulmuştur eser.
Tarihî değerlerimize ve eserlerimize, bin yıllık insanlığın emeğine, birikimine, bu kadim şehre sahip çıkalım. Operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz ve bu amaçla bugün arkadaşlarımla birlikte demokratik tepkimizi ifade etmek için buradayız. Bu davranışı, tarihe yönelik bu şiddet eylemini, tarihî bir değere yönelik bu suikastı ve saygısızlığı kınıyoruz. Tarihsel değerlerine sahip çıkmayan toplumlar, doğru ve güvenilir bir gelecek de kuramazlar. Bu nedenle, tarihimize, değerlerimize, tarihî ve kültürel miraslarımıza sahip çıkalım diyoruz."
Bu sözler, tam 10 yıl önce Hendek operasyonları sırasında zarar gören Diyarbakır'daki tarihî Dört Ayaklı Minare'nin önünde yaptığı basın açıklaması sırasında başına isabet eden bir kurşunla öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin son konuşmasından.
1966'da Cizre'de doğan Elçi, Kasım 2012'de ilk kez Diyarbakır Barosu Başkanı seçilmiş; 2014 olağan genel kurulunda yeniden aynı göreve getirilmişti. Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyeliği görevlerini de yürütüyordu.
- 14 Ekim 2015 tarihinde CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın hazırlayıp sunduğu "Tarafsız Bölge" programında sarf ettiği "PKK, terör örgütü değildir. Silahlı, siyasal bir harekettir" sözleri nedeniyle, vurulduğu günden 8 gün önce, 20 Kasım 2015'te Diyarbakır'da gözaltına alınarak İstanbul'a getirilmiş ancak Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak hakkında, “terör örgütü propagandası” iddiasıyla 7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış ve yurt dışına çıkış yasağı konulmuştu. CNN Türk'e de 700 bin lira para cezası verilmişti.
Gazeteci Burcu Karakaş'ın geçen ay İletişim Yayınları'ndan çıkan Hakikatin Peşinde: Tahir Elçi kitabına göre Elçi, Diyarbakır'a döndükten sonra erkek kardeşine "Beni de Hrant Dink gibi vurabilirler" demesine rağmen çatışmaların tarihî eserler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çeken bu basın açıklamasını yapmaktan geri durmamıştı.
Kentlerin belleğinde savaşın izleri
Birçok insanın hayatını kaybettiği çatışma bölgelerinde, zarar gören tarihî anıtlardan bahsetmek, hele ki bunu hayatının risk altında olduğunu düşünen bir kişinin ağzından duymak, kentlerin belleğinden toplumların belleğine uzanan yolu da bir kere daha düşünmeyi gerektiriyor. Zira bu anıtların üzerinde kalan savaşın izleri, bireysel hafızanın insan ömrüyle sınırlı limitlerini aşıp, bu izleri görerek büyüyen gelecek kuşaklara da geçmişin acılarını ilk günkü tazeliğiyle miras bırakıyor.
Diyarbakır'ın Dört Ayaklı Minare Camii, 10 yıl önce kentte yaşanan çatışmalardan etkilenen tek yapı olmadı. Çatışmalar, Diyarbakır'da Bizans'tan Mervanilere, Büyük Selçuklu Devleti'nden Artuklulara, İnaloğullarından Akkoyunlulara birçok medeniyetin; orada yaşamış Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Çerkes, Boşnak tüm halkların beraberce sahip çıktığı mirasına ait eserlerinde derin izler bıraktı.
Dicle Nehri’nin kenarında, Karacadağ’ın lavları üzerine kurulu Sur ilçesi, çatışmalardan en çok etkilenen yerlerin başında geliyordu. Beş yıl içerisinde 334'ü tescilli olmak üzere 3.569 yapı yıkıldı; Suriçi'yle özdeşleşen, nesiller boyunca orada yürüyenleri sıcaktan koruyan dar sokakların yerini geniş bulvarlar aldı. Bugün Sur yeniden inşa edildi ancak şehirde yaşayan pek çok kişiye göre eskinin ancak gölgesi var yerinde.
Tahribata uğrayan tescilli 300'ün üzerinde tescilli Diyarbakır evinin restorasyonu ise aradan geçen 10 yıla rağmen halen tamamlanmadı. Bu evlerin restorasyonun ardından turizme açılması bekleniyor.
Kültürel mirası korumak, barış çabasının bir parçası olabilir mi?
Theodor Adorno, "Auschwitz'den sonra şiir yazmak barbarlıktır" demişti, ancak bugün savaşlarla, çatışmalarla geçen son yıllarımıza geri dönüp baktığımızda kültürel mirasımızın, insanlık olarak hepimizi birleştiren ortak kimliğimizin çok önemli bir parçası olduğunu belki biraz daha net bir şekilde görüyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şiddetle mücadele mekanizmaları, kadın olmanın namevcut verileri, 11. Yargı Paketi'nde af, küresel ölçekte üç gelişme, 10. yılında Tahir Elçi'nin son konuşması ve barış çabalarında kültürel mirasın rolü.
28 Kas 2025

İLGİLİ OKUMALAR


