COP31 hakkında bilmediklerimiz

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Yazı: Pelin Cengiz

Türkiye’nin bu yıl ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı’nın (UNFCCC) 31. Oturumu (Conference of the Parties - COP31) Antalya’da düzenlenecek. Bu kapsamda Temmuz ayının son günlerinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan düzenlemeyle, 9-20 Kasım 2026 tarihlerindeki COP31 İklim Değişikliği Konferansı'na ilişkin uluslararası anlaşma onaylandı.

  • Düzenleme, konferansın organizasyonu kapsamında Türkiye'nin üstleneceği yükümlülükleri, katılımcılara tanınacak ayrıcalık ve muafiyetlerle organizasyonun çevre yönetimi ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesine ilişkin esasları içeriyor.

Genel Kurul görüşmelerinde verilen bilgilere göre, konferansa 197 ülkeden 100 bini aşkın kişinin katılması bekleniyor. Zirvenin ilk haftasında yaklaşık 100 devlet ve hükümet liderinin katılımıyla üst düzey oturumlar düzenlenmesi planlanıyor.

COP31 ve ilgili BM İklim Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin kabul edilmesiyle birlikte yasaya göre Türkiye, organizasyon kapsamında konferans alanları, altyapı, ekipman, ulaşım, güvenlik, iletişim ve lojistik hizmetleri sağlamakla yükümlü olacak.

TBMM’de kabul edilen uluslararası anlaşmaya göre, konferans için gerekli mekan, ekipman, altyapı, ulaşım, güvenlik ve diğer hizmetler Türkiye tarafından, Birleşmiş Milletler Sekretaryası’na hiçbir maliyet yüklemeden tamamen Türkiye’nin ekonomik imkanlarıyla karşılanacak.

YAZININ DEVAMI



NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🥤 Atık sömürgeciliği, yürümeye övgü

Yakın zamanda Türkiye için kullanılan "atık sömürgeciliği" kavramının tarihsel bağlamını inceledik. Yürümeyi varoluşsal bir eylem olarak ele aldık, yürümenin önemi üzerine düşündük.

22 Ağu 2026

İLGİLİ OKUMALAR