AK Parti ve MHP dış politikaya nasıl bakıyor?

AK Parti ve MHP dış politikaya nasıl bakıyor?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

AK Parti programında dış politika

AK Parti, programında Türkiye’nin konumunun pek çok işbirliği için çekim alanı olduğunu ifade ederken bu potansiyelin kullanılmasının “jeopolitiğin akıllıca kullanılmasına bağlı olduğunu” söylüyor. Türkiye’nin güç merkezleri ile ilişkilerini “alternatifli, esnek ve çok eksenli” şekilde yeniden düzenlemesi gerektiği ifade edilirken, bugün özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşananlarla, özellikle NATO’nun rolünün artmasıyla tam tersi doğrulansa da “askeri ittifakların ve blokların, uluslararası ilişkilerin belirleyici unsuru olma niteliğinin önemli ölçüde azaldığı” iddia ediliyor.

Hükümet partisi, “karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, gerçekçi bir dış politika” vaadinde bulunuyor. Dış politikada karar verme ve uygulama süreçlerini sadece bürokrasiyle yürütmenin yerine parlamentonun ve toplumun katılımının da amaçlandığı söyleniyor. “Demokrasisi, ekonomisi ve insan haklarına saygılı tutumuyla bölgesel istikrar unsuru” Türkiye’nin kriz bölgelerinde çözüm için daha fazla inisiyatif alacağı, komşularıyla diyaloga dayalı iyi ilişkiler sürdürme çabasını artıracağı söyleniyor.

Avrupa ülkeleriyle ve Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler kurulacağından, “AB üyeliği için şartların bir an önce sağlanacağından ve gündemin yapay sorunlarla meşgul edilmesinin önleneceğinden” söz ediliyor. ABD ile savunma ağırlıklı işbirliğinin süreceği ve ekonomi, yatırım, bilim ve teknoloji alanında daha fazla işbirliği yapılacağı, Rusya ile de “rekabete değil işbirliğine dayanan dostça ilişkiler” kurulacağı belirtiliyor. “Türk dış politikasının geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında, Avrasya eksenli bir politikanın da geliştirilmesi yolundaki çabaların süreceği” belirtiliyor. Çin ve Asya’daki dinamik ekonomilerle daha sıkı ilişkiler kurulacağı söyleniyor.

Erdoğan Avrasya liderleriyle

Daily Sabah 

Yunanistan ile de “ekonomik çıkarlara dayanan ilişkilerin artarak süreceği, bu ilişkilerin oluşturacağı güven ortamı sayesinde, daha karmaşık olan siyasi sorunların çözümü için zemin hazırlanacağı” ifade ediliyor. Kıbrıs’ta çözümün iki devletin varacağı uzlaşmaya dayanması gerektiği savunuluyor.

AK Parti, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin geliştirilmesini savunuyor. İslam ülkeleriyle ilişkilere “özel önem verildiği”, İslam Konferansı Örgütü’nün uluslararası alanda daha saygın yer edinebilmesi için çalışılacağı ifade ediliyor.

Soğuk Savaş’ın bitişiyle Karadeniz ve Kafkasya’da yeni işbirliği alanlarının ortaya çıktığı aktarılıyor. Türkiye’nin yeraltı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan Kafkasya’nın Orta Doğu ve Balkanlar’la ekonomik bütünleşmesine katkı vermeye çalışacağı söyleniyor.

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının haklarının daha fazla korunması için çaba sarf edileceği de aktarılıyor.

Pratikteki farklar 

AK Parti her ne kadar realist bir dış politika vizyonu olduğunu ifade etse de, özellikle Arap Baharı ile başlayan süreçte Türkiye’nin ulusal çıkarlarını maksimize etmemek pahasına realizm karşıtı idealist bir dış politika izledi. Bu “ümmetçi” idealizm, Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetimini deviren darbenin kalıcı bir hükümete dönüşmesi ve Suriye’de Esad rejiminin yıkılmaması sonucunda sürdürülemez bir hale geldi. Türkiye, AK Parti’nin gerçeklerden kopuk idealist dış politikası sebebiyle bölgesinde izole edilen bir ülke oldu. Özellikle Doğu Akdeniz’deki haklarını ve çıkarlarını koruması oldukça zorlaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce ağır sözlerle eleştirdiği ve tüm diplomatik ilişkileri kestiği Beşar Esad ya da geçtiğimiz günlerde el sıkıştığı Abdülfettah el Sisi ile görüşme talep etmesi ya da Ukrayna’nın işgali konusunda batı ülkelerinden ayrışarak arabulucu rolünü üstlenmesi ve kendi çıkarlarını riske atmayan bir politika izlemesi, idealizmden realizme dönüşün en net göstergeleri olarak değerlendirilebilir. 

BBC

BBC

Türkiye, AK Parti iktidarında Avrupa’nın açık ara en fazla enflasyon oranına sahip ülkesi haline geldi. Göteborg Üniversitesi Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü'nün son Demokrasi Raporu’nda 179 ülke arasında 147’inci sırada yer aldı. 2021’de insan hakları ihlali gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuruların toplamının %22’si Türkiye ile ilgiliydi. Haliyle Türkiye, AK Parti programında belirtilen “Demokrasisi, ekonomisi ve insan haklarına saygılı tutumuyla bölgesel istikrar unsuru” olma ve bu niteliğiyle bölgesel krizlerde inisiyatif alma iddiasından oldukça uzaklaştı.

Ak Parti’nin Rusya’ya, Kafkasya’ya ve Avrasya’ya yönelik söylemlerine yönelik dış politikasının uygulamada tutarlı olduğunu söylemek mümkün olsa da, AB üyelik şartlarının tamamlanmasına yönelik bir çabadan söz etmek imkansız. Aksine, AB ile Türkiye ilişkileri tarihin en soğuk dönemlerinden birini yaşıyor. Programın aksine, ABD ve Yunanistan ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik de bir çabadan söz etmek zor. Öte yandan, AB, ABD ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı tutumlarını göz önüne alınca bu durumu yalnızca AK Parti’nin politikalarıyla açıklamak da iktidar partisine haksızlık olacaktır.

Bu bölümü bitirmeden, Abdullah Esin’in AK Parti’nin 20 yıllık iktidarında dış politikada yaşadığı savrulmaları, "komşularla sıfır sorundan değerli yalnızlığa, AB ile müzakerelerden Avrasyacılığa ve yeniden denge politikasına değişimleri” özetleyen yazısına göz atmanızı öneririm.

MHP programında dış politika 

MHP programında da Türkiye’nin jeostratejik konumunun önemine vurgu yapılıyor. “Gerçekçi, karşılıklı menfaate dayanan milli bir stratejiye dayanan Türkiye merkezli ve çok yönlü bir dış politika” savunuluyor.

Dış politika konusunu programında AK Parti’den daha detaylı şekilde ele alan MHP, dış politikasının hedefini “Türkiye’nin milli güvenliğini ve milli çıkarlarını korumak ve geliştirmek; çevremizde barış, istikrar ve güvenlik kuşağı oluşturmak; başta komşularımız olmak üzere, bütün ülkelerle karşılıklı saygı ve yarara dayalı ilişkiler kurmak; mevcut sorunları Türkiye’nin hak ve çıkarları korunarak uluslararası hukuk çerçevesinde adil ve kalıcı çözümlere kavuşturmak” olarak tanımlıyor.

Türkiye’nin güçlü, itibarlı, güvenilen, sözü dinlenen ve dostluğu aranan bir ülke olması hedeflenirken “milli kültüre, toprak bütünlüğüne ve üniter devlet yapısına saygının” kırmızı çizgi olduğu vurgulanıyor. Diğer devletlerin iç işlerine karışmama prensibinin altı çiziliyor, “sadece ticari değil, tarihî ve kültürel boyutları da dikkate alan şahsiyetli bir dış politika belirlenmesi” talep ediliyor.

MHP de tıpkı AK Parti gibi Türkiye’nin Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu arasındaki işbirliğinin artmasına liderlik etmesini savunurken “bölgeyi istikrarsızlaştıran, kan ve gözyaşı getiren küresel projelere” karşı çıkıyor. Bu projelerin ne olduğuysa programda açıklanmıyor.

Parti, “Türkiye’ye karşı tarihten gelen husumetleri bugüne taşıyan ve Türkiye’nin milli çıkarlarını hedef alan ülkelere karşı” meşruiyet çerçevesinde caydırıcı dış politika uygulanmasını savunuyor. Öte yandan ne Türkiye’ye husumet besleyen ülkelerin hangileri olduğu, ne de caydırıcı dış politikanın ne anlama geldiği açıklanmıyor.

Dış politikanın öncelikli ilgi alanı Türk dünyası olarak tarif edilirken Kıbrıs, Kafkasya, Orta-Asya Türk Cumhuriyetleri ve Balkan ülkeleriyle ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi hedefleniyor.

bahçeli

Türkgün

MHP, AK Parti’nin aksine Kıbrıs’ı, Türkiye’nin “en önemli milli davası” olarak niteliyor. Adada tek gerçekçi çözümün iki milletli ve iki devletli bir yapı olduğu savunuluyor ve federasyon fikrine kapılar kapanıyor.

Parti, AB ile ilişkilerin yeniden tanımlanmasını gerekli görürken konunun Türkiye için “kimlik ve kader sorunu” olarak değerlendirilmesine karşı çıkıyor. Türkiye’nin “AB yörüngesinde sürüklenmeye muhtaç olmadığının” altı çiziliyor. Ancak AB’nin Türkiye’nin milli birliğine, terör, bölücülük, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan konularındaki hassasiyetlerini gözetmesi halinde ortaklık müzakerelerinin sürdürülmesinin makul olacağı belirtiliyor.

ABD ile ilişkilerin “ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla her iki tarafın karşılıklı çıkarlarına hizmet edecek şekilde, eşitlik ve karşılıklılık temelinde yürütülmesi”, Rusya, İran, Balkan ve Orta Doğu ülkeleriyle barış, istikrar ve bölgesel işbirliği temelinde ortak ekonomik projeler üretilmesi, Afrika, Uzak Doğu ve Güney Doğu Asya ülkeleriyle dinamik bir ekonomik işbirliği ortamının yaratılması savunuluyor. MHP, bu yaklaşıma “çok yönlü dış politika” adını veriyor.

Irak’ın toprak bütünlüğüne özel olarak vurgu yapılırken “Irak’taki Türkmen varlığının haklarının korunmasının ve Irak topraklarının Türkiye için güvenlik tehdidi oluşturmamasının” öneminin altı çiziliyor. Irak topraklarından Türkiye’ye yönelen terör tehdidi karşısında “terör unsurlarının tasfiyesi için Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanacağı” ifade ediliyor.

MHP’nin belirleyici etkisi

Dış politikayı programında kapsamlı şekilde ele alan MHP’nin iktidar ortağı olmasının Türkiye’nin dış politikasında değişikliklere yol açtığı, iki partinin programlarına bakınca da belli oluyor. “Gerçekçi” dış politikaya vurgu yapan MHP’nin, iktidarın yeniden realist bir çizgiye gelmesinde etkili olduğu söylenebilir.

bahçeli erdoğan

İHA

Dahası, Kıbrıs konusundaki hassasiyeti programına da yansıyan MHP’nin, bir dönem Annan planı ile Kıbrıs’ta federatif bir yapı kurulmasını destekleyen AK Parti’nin iki devletli çözümde ısrarcı bir noktaya gelmesinde rol oynadığı yorumu da yapılabilir. AK Parti’nin sınır ötesi harekatlarla Orta Doğu’da caydırıcı bir dış politika izlemesinde, AB üyelik müzakerelerini ilerletmeye çalışmamasında, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşta Azerbaycan'a verdiği büyük destekte de MHP’nin etkisinden söz edilebilir.

Son olarak, Türkiye’nin ulusal güvenliğini yakından ilgilendiren Suriye politikasına ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını ilgilendiren Libya politikasına iki partinin de programlarında yer vermemiş olmasını önemli bir eksiklik olarak not etmek gerekiyor.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Pusula: Cumhur İttifakı ve dış politika

AK Parti ve MHP programlarında dış politika, programlarla pratikler arasındaki çelişkiler, MHP'nin belirleyici etkisi

08 Ara 2022

Foreign Policy

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak