Alışverişte İçimizden Çıkan Mağara Dönemi


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Çoğunlukla farkında bile olmadan günlük hayatımızda çeşitli seçimler yapıyoruz. Tüketim seçimlerimiz, günlük aldığımız kararların oldukça büyük bir kısmını oluşturuyor. Kahve makinemizden, ayakkabımıza; kulaklıklarımızdan, bez çantamıza kadar satın alırken yaptığımız seçimler taş devrindeki atalarımızın yaptığı seçimlerden çok daha farklı gözükse de, seçimlerimizin büyük bir kısmı aslında bize evrimsel miras.
Her ne kadar popüler görüşler, atalarımızın çevreye karşı çok daha duyarlı olduğunu ve kapitalist sistemin etkisiyle şu andaki değişimin yaşandığını savunsa da, bilimsel araştırmalara göre, atalarımız da çevreyi ve dünyanın kaynaklarını korumayı pek düşünmüyordu. Doğanın kutsallığına inanmaları, doğaya olan etkilerini azaltmıyordu. Etkinin bugüne göre daha az olmasının başlıca sebepleri, düşük yoğunluklu popülasyon ve teknolojinin gelişmemiş olmasaydı. Atalarımız, yaşadığı bölgede kaynaklar tükenince veya iklim koşulları elverişsiz hale gelince göç ediyorlardı. Bugün ise bizim böyle bir seçeneğimiz kalmadı, dünyanın neresine gidersek gidelim iklim krizinin etkileri kapımızda. Tek çaremiz, davranışımızı değiştirmek. Değişimin en önemli basamaklarından biri ise, davranışımızın temelinde yatan etkenlerin farkında olmak.

Kaynak: https://frankandernest.com
Araştırmalar, tüm yıkıcı sonuçları ile çevre kirliliği ve iklim krizi önümüzde dururken çevreye zarar vermeye devam eden davranışlarımızın temelinde kökleri evrimsel tarihimize dayanan beş uyumsal eğilimimiz bulunduğunu saptıyor:
Kişisel çıkar eğilimi: Doğal seleksiyon bir türün hayatta kalmasını önemsemiyor. Kendi genlerinin devam etmesini, diğer genlerin yok olma pahasına, önde tutuyor. Bu da, insanı kişisel çıkarlarını grup refahının üstünde tutmaya eğilimli yapıyor. İklim krizinin iletişimi yapılırken, krizin ‘topluluklara’ etkisinden çok kendi kanımızdan olan ‘torunlarımıza’ olan etkisini konuşmanın insanlar için daha harekete geçirici olduğu gözlenmiş.
- Göreceli statü arzusu: Evrimsel olarak insan, diğer insanlara göre daha yüksek statüye erişerek üreme fırsatlarını ve hayatta kalma olasılığını arttırmaya eğilimli. Yani evrimsel dürtümüzle satın aldığımız çoğu şeyle, çevreye göre daha yüksek statüde olmak için sinyal veriyoruz. İhtiyacımıza göre değil, vereceğimiz sinyale göre tüketim davranışımızı şekillendiriyoruz.
- Davranışı taklit etme: İçgüdüsel olarak başkalarını taklit etmeye meyilliyiz. Özellikle belirsiz durumlarda kişisel olarak deneyimleyip, hata yapma riskini almaktansa sosyal ortamdan taklit ederek öğreniyoruz ve bu taklit çoğunlukla bilinçsizce, otomatik yaptığımız bir durum. Çoğunluk çevreye bıraktığı ize odaklanmadan tüketirken, ayrışıp bu farkındalığa ulaşmak sandığımız kadar kolay değil. Kitleleri takip ettiğimiz gibi, liderleri de takip etme özelliğimiz evrimsel tarihimizden geliyor. Başarılı ve prestijli bulduğumuz insanlar ne yapıyorsa, onu yapmaya evrimsel olarak yatkınız.
- Şimdiye gelecekten daha fazla değer verme: Doğal seleksiyon gelecekle ilgilenmiyor, şimdiki zamanda ve burada durumumuzu maksimize etmek üzerine kurulu. Avını tuttuğu gün yiyen atalarımızdan, ektiği ürünün sofraya gelmesini bekleyen çiftçi atalarımıza geçiş evrimsel zaman ölçeğinde daha yeni olduğu için bu konuda evrimsel olarak adaptasyonumuzu tamamlayamadık. Hazzı ertelemek bu nedenle hala bizim için zor. Şimdi ve gelecek için seçeneklerimizi değerlendirirken, gelecekteki kendimize bir yabancı muamelesi yapıyoruz. Şu an alacağımız zevki, çıkarı gelecekte daha iyi bir fırsata tercih ediyoruz. İklim krizi ile gelecekte yaşayabileceğimiz bir sürü probleme karşın, günlük tüketme arzumuzu dizginlemekte zorlanabiliyoruz.
- Soyut endişeleri göz ardı etme: Beynimiz de geçmişte yaşamadığı tehlikelere karşı alarma geçmek konusunda evrimleşmedi. Bu nedenle çevresel sorunlar için alarma geçmek konusunda harekete geçmekte zorlanıyoruz. Atalarımız için sorunlar çok daha elle tutulur, gözle görülürdü. Yaşadıkları bölgede avlanacak hayvan kalmadıysa, acıkıyorlardı. Zehirli bir şey yerlerse, kısa sürede hastalanıyor, hatta ölüyorlardı. Günümüzde ise davranışlarımızın çevreyi nasıl etkilediğini çoğunlukla görmüyoruz, koklamıyoruz, hissetmiyoruz veya duymuyoruz. Satın aldığımız gıdanın nasıl yetiştiğine tanıklık etmiyoruz. Davranışlarımız ve çevre arasındaki gözlemleyebildiğimiz bu somut bağ ile doğada geçirdiğimiz vakit de azaldıkça, çoğumuz çevre ve iklim problemlerini daha kolay göz ardı ediyor.
Kaynak: https://tersdergi.com/tas-devrinden-7-adet-karikatur-geldi/
Bu beş evrimsel eğilimimiz yaşadığımız ekolojik krize sebep oluyor ve hızlandırıyor. İnsan davranışını değiştirmeye çalışırken, bu eğilimleri göz ardı ederek uygulayacağımız stratejilerin çoğu başarısız oluyor. Tam tersine bu eğilimleri kullanarak, insanları daha sürdürülebilir tercihlere yönlendirmek mümkün. Bireysel olarak bu evrimsel özelliklerimizin farkında olmak, bazı seçimlerimizi mağara döneminde yaşayan atalarımıza göre daha bilinçli yapmamıza yardımcı olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya Enerji Görünümü Raporu, Alışverişte Mağara Dönemi, Su Elementi, Dünya'nın Yerel Hali
27 Eki 2023

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







