Anadolu’da gezgin bir dişi Gandalf: Josephine Powell

Onunla ilk kez karşılaştığım anı hatırlıyorum. 15 senesi rahat var, İstanbul’da, Kadıköy'ün bir hazine odasındaymış hissini veren sahaflarından birindeydim. Etrafı ufak ufak eşelerken özellikle arkeoloji, antropoloji konularına yer veren ve az bulunan Cornucopia'lara denk gelmiştim. İlgiyle eski sayılara göz gezdirirken bir tanesi özellikle dikkatimi çekti. Kapakta gözlerini uzaklara çevirmiş Batılı bir kadının siyah-beyaz bir fotoğrafı vardı. Hemen yanında kırmızı puntoyla “Queen of The Nomads” (Göçebelerin Kraliçesi) yazıyordu, altında da ismi: “Josephine Powell.”

Başlık da fotoğraf kadar gizemliydi. Sayfaları hızlıca çevirip kapak fotoğrafına konu olan makaleye geldiğimde önümde açılan fotoğraflara çarpıldığımı hatırlıyorum. Karşımda, Türkiye kırsalını ve özellikle kadınların gündelik yaşamını daha önce hiç görmediğim bir şekilde yansıtan fotoğraflar duruyordu. Biri, o kadınlara ve o sırada eyledikleri işe kıymetli bir cevhere bakar gibi bakmıştı.

Süleymanköy'de takılarını ve kınalı ellerini sergileyen yeni evli bir kadın, 1985.| Cornucopia, 47. sayı
Tam sayfa basılmış bir fotoğrafta, çaprazlama iplerle kına yakılmış parmakları ve boynundaki tam altınıyla o genç kadın mesela. Evliliğin bilinmezliği ile bedelinin gözlerindeki yansımasıyla birlikte fotoğraftaydı. İp eğiren kadınlar, kilim dokuyan kadınlar, açık havada ateş yakan kadınlar, konar göçerler, yörükler…
O sahaftan o dergiyi alarak çıktım ve senelerce yanımdan ayırmadım. Ara ara, kafam karıştığında Ursula K. Le Guin'den rastgele bir sayfa açıp iki satır okuyup kapatma ritüelime, o zamanlar Josephine de eklendi. Ara ara hem ona hem de anayurt coğrafyamın kadınlarının fotoğraflarına bakar oldum.
1970’lerde tesadüfen Anadolu’ya gelmiş; sonra da 2007’de Cihangir’deki evinde gözlerini yumana kadar tek başına at üstünde, kimi zaman develerle, bazen de kendi kullandığı cipiyle Anadolu’yu karış karış gezmiş bu özgür ruhlu, gezgin, fotoğrafçı kadınla tanışmam böyle oldu.
Sonra tabii peşine düştüm. Kimdi bu kadın? Josephine'in 1919’da New York’da doğduğunu öğrendim. Dönemin havalı üniversitelerinden Cornell’de edebiyat okumuş; o yıllarda üstüne bir de yüksek lisans yapmıştı. Varlıklı ailesi, Josephine genç bir kadınken öldüğünde büyük bir mirasa sahip olmuştu.
Anladığım kadarıyla o noktadan sonra da bir daha arkasına bakmamıştı. IRRODP’da (International Refugee and Resettlement Organization for Displaced Persons) çalışmak üzere bir gemiyle ABD'den ayrılması da bu döneme denk geliyordu. Bir süre Tanganika ve Tanzanya’da kalmış; sonra Münih’e geçmiş; oradan da Roma’ya... Roma’da mimari fotoğrafçılık yaparken İstanbul’daki Bizans mozaiklerini fotoğraflaması için bir teklif almış; böylelikle ilk kez 1955’te Türkiye’ye gelmiş.

Andrew Finkel’in, 2003'te Cornucopia’nın 30. sayısı için kaleme aldığı yazı şöyle başlıyordu:
“Bu bir şiir dizesi değildir, onun hayatından herhangi bir cümledir: Josephine Powell bir zamanlar kestane rengi bir kısrağa binip muhteşem Jam Minaresi'ne gitmişti.”
Finkel şöyle devam ediyordu:
"Josephine Powell diğer insanlara benzemiyor. Bunun tek nedeni o dönemlerde bir kadının asla seyahat etmediği yerlere gitmiş olması, o ikonik aksanı veya onu Gertrude Bell ile Clint Eastwood'un alışılmadık bir birleşimine benzeten, sürekli dudaklarından sarkan sarma sigaraları değil. Onun benzersizliği, biraz da nereden geldiğiyle ve hayatını nasıl yaşadığıyla ilgili. 1919'da beşiğinin etrafında dolanan bir kumarbaz, onun ileride hayatını New York Central Park West'te bir yerlerde sürdüreceğine, evinde misafirleri için görkemli akşam yemekleri düzenleyeceğine bahse girerdi. Ben onu ilk gördüğümde ise İstanbul'daki evinin mutfağı, doğal yün boyalarının üretiminde kullanılan bitkiler ve böceklerle doluydu. Benim oynayacağım bahis, o mutfağa yumurta haşlamak için girilmediği yönünde olurdu."
Bu konuya, Koç Üniversitesi arşivindeki biyografi yazısında, Powell’ın başlattığı dokumacalık ve kooperatifçilik çalışmalarından bahsedilirken de değiniliyor:
"1980’lerin ortasında Powell ve arkadaşlarının başlattığı DOBAG Projesi (Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Projesi) Türkiye’nin batısında yer alan köylerde doğal boya kullanımını tekrar canlandırma amacını taşımaktadır. Bu girişim aynı zamanda sadece kadınlar tarafından ortak girişimle kurulan çeşitli kooperatifler aracılığı ile kaliteli kilimlerin satışına yardımcı oluyordu. Hatta bazı ilk boyama deneyleri, Josephine’in mutfağında gerçekleştirilmişti. Powell ayrıca İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin Etnografya bölümünün kurulmasında da rol aldı."

Josephine Powell'ın objektifinden Kahramanmaraş'ta dokudukları kilimlerle iki kadın | Suna Kıraç Koleksiyonu.
Josephine, 1970’lerden başlayarak başta Anadolu olmak üzere Ortadoğu’nun birçok bölgesini tek başına gezmiş ve fotoğraflamış. Bu esnada o zamanlar (ve hatta bugün dahi) birçok Batılı seyyahın yaptığını yapmamış; gezdiği ücra bölgelerdeki tarihî ve kültürel değeri yüksek nesneleri Batı'daki müzelere satmak üzere toplamaya meyletmemiş. Finkel, bu konuya da değiniyor:
"Dünyanın dört bir yanındaki çeşitli koleksiyonlarda yer alan pek çok kilim, tıpkı hazine avcılarının yerden paraları söküp çıkarması gibi, bağışlandıkları camilerden yağmalanmıştır. Josephine'i çoğu koleksiyoncudan ayıran ise bağlamla ilgilenmesidir."
Josephine, mimari fotoğraflarından oluşan arşivini ölümünden 5 sene önce 2002 yılında Harvard Üniversitesi’ne; kendi koleksiyonundaki nesneleri ve dia arşivini de Koç Üniversitesi’ne bağışlamış.
- Anadolu’da doğayla şekillenen yaşamlar süren insanların, günlük yaşamlarında veya tarım işlerinde kullandığı her türlü nesne ve aleti toplayarak oluşturduğu 400 dokuma işi ve 1.000'in üzerinde ahşap ve metal eserden oluşan koleksiyonu hâlihazırda Büyükdere’de bulunan Sadberk Hanım Müzesi’nde görülebiliyor.
Anadolu toplumundaki ani değişimlerden dolayı, artık Powell’ın belgelediği yörük (göçebe) hayat tarzına rastlamak mümkün değil. Ama belgelediği fotoğraflara Koç Üniversitesi’nin dijital koleksiyonlar sitesinden ulaşmak mümkün. Josephine Powell Dia Koleksiyonu, Powell’ın 1974-1994 yılları arasındaki gezilerinde köy ve yörük kültürüne odaklandığı 30.000'in üzerinde görsele dijital olarak erişim sağlıyor. Bu görsellerin 6.000 kadarı dokuma (halı, kilim, cicim, vb.) örneklerinden, geri kalanı ise bu dokuma örnekleriyle ilişkili köy ve yörük hayatına dair temalardan oluşuyor.
Koç Üniversitesi dialar dışında saha notlarını da şu notla birlikte araştırmacılarla paylaşıyor:
“Bu gezilerin belgelenmesinde tutulan 30 ciltten oluşan saha notları da yine koleksiyonun önemli bir parçasıdır. Fotoğrafçının dokuma üzerine olan ilgisi üzerine şekillenen fotoğraf ve gezi notlarından oluşan kapsamlı arşivi özellikle etnografik perspektiften değerlendirildiğinde bu alanda çalışan araştırmacılar için önemli bir kaynak teşkil eder.”
Sonuç olarak 20. yüzyılın başlarında kadın haklarında yaşanan toplumsal gelişmelerle dünyayı ve kendini keşfetmeye çıkan Josephine Powell, bu yolculuklarından bize, kendi gözüyle gördüğü dünyaya dair çok önemli bir miras bıraktı.
Odisseus gibi ama İthaka kralı olarak değil, kral ya da kraliçe olmakla ilgilenmeyen bir büyücü, dişi bir Gandalf gibi... Hem zaten ne der Ursula:
“Krallara gücü diğer adamlar verir, büyücülerinse gücü kendindedir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Afrika'nın ışıltılı gökyüzü manzaralarıyla öne çıkan astroturizm destinasyonlarını listeledik. Anadolu geleneklerinin kaydını tutan seyyah Josephine Powell'ın yaşamına göz attık.
29 Ara 2024

YAZARLAR

İrem Çağıl
1981 yılında Ankara'da doğdu. Ortaokul ve lisede Fransızca eğitim aldı. Mimarlık ve görsel tasarım üzerine Ankara ve Milano'da lisans/yüksek lisans yaptı. Bir süre İstanbul'da mimar/tasarımcı olarak çalıştıktan sonra kurumsal hayatı bıraktı. Avrupa ve Asya'yı bisikletle ve yürüyerek katettiği çok sayıda geziden sonra Sinek Sekiz adında küçük ve bağımsız bir yayınevi kurdu. Burada yayın yönetmenliği ve editörlük yaptığı 15 sene boyunca ekoloji, cinsiyet eşitsizliği, alternatif eğitim gibi konularda, literatürün temel kitapların Türkçe'ye çevrilmesi, dağıtılması yanında yoğun bir şekilde kırsal kalkınma alanında çalıştı. 10 sene güney Ege'nin küçük bir köyünde yaşadıktan sonra 2024 yılında kızıyla birlikte İspanya'ya taşındı. Valencia'da yaşıyor.

Aposto Seyahat
Aposto Seyahat, her hafta dünyanın sunduğu tüm hediyeleri keşfetmek, yola çıkmaya değecek deneyimlerin peşine düşmek için e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



