Avrupa’da nükleer doğalgaza karşı

İklim krizinin derinleşmesi, karbon salınımının azaltılması için verilen uluslararası taahhütler ekonomik bir dönüşümü de tetikledi. Avrupa Birliği 2050’de “Sıfır Karbon” hedefine ulaşmak için Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı devreye sokmuştu. Bu kapsamda Avrupa Komisyonu 2020’de Yeşil Taksonomi Regülasyonu’nu ilan etmişti.
Taksonomi, sınıflandırma demek. Regülasyon, hangi yatırımların yeşil ve sürdürülebilir olarak değerlendirileceğini düzenliyor. “Yeşil” ve “sürdürülebilir” olarak değerlendirilen yatırımlara milyarlarca avroluk fonların kapısı açılıyor. Yani sıkıcı AB jargonu büyük bir bilek güreşini perdeliyor.
Hem nükleer, hem sürdürülebilir mi?
Karbon salınımı hedefine ulaşmak için Taksonomi Regülasyonu’nda nükleer enerjinin “sürdürülebilir” diye sınıflandırılması söz konusu. Almanya, geçen hafta AB’nin bu planını reddettiğini duyurdu.
Almanya’daki iktidar ortağı Yeşiller’in kuruluşu, 1970’li yılların nükleer karşıtı siyasi hareketlere dayanıyor. Bir zamanlar yoğunlukla nükleer enerjiye dayanan Almanya, Yeşiller’in 90’lı yıllarda koalisyon hükümetine girmesiyle beraber, nükleerden santralleri kapatmaya başladı. Angela Merkel liderliğinde sekteye uğrayan bu süreç, Fukushima patlamasıyla beraber tekrar hızla işlemeye başladı. Almanya’da sadece üç aktif nükleer santral var. Onların da bu sene sonunda kapısına kilit vurulacak.
Merkel sonrası Alman hükümetinde, konuyla ilgili neredeyse tüm bakanlıklar Yeşiller’de. Almanya, atık sorununun çözülememesi ve güvenlik sorunlarını ileri sürerek nükleer enerjinin sürdürülebilir olarak nitelendirilip sübvanse edilmesine karşı çıkıyor.
Gelgelelim enerjisinin %70’ini nükleer santrallerden sağlayan Fransa için nükleer enerjiye sürdürülebilirlik vizesinin çıkması hayati önemde.
Çözüm “şimdilik” doğalgaz
Enerji fiyatlarındaki artış sürer ve talep karşılanmakta zorlanırken, Almanya’nın kömür ve nükleere karşı çözümü ise “şimdilik” kaydıyla doğalgaz. Avrupa Komisyonu, kömürün yarısı kadar karbon salan doğalgazı, yeni sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçene kadar bir ara çözüm olarak öneriyor. Hidrojenin zamanla doğalgazın yerini alması amaçlanıyor. Almanya da bu çözümden yana.
Rus doğalgazını doğrudan Almanya’ya aktaracak Nordstream 2 boru hattı henüz işlemediği halde, Avrupa’nın doğalgaz ithalatının %43’ü Rusya’dan. Ukrayna’daki gerginlik sebebiyle NATO ile Rusya arasındaki ilişkilerin kopma derecesine gelmesi de pek uzak görünmüyor. Yani AB Taksonomi Regülasyonu’nun Ukrayna’ya muhtemel bir Rus askeri operasyonunun sonuçlarıyla da bağlantısı var. Doğalgaza bu kadar bağlı bir Avrupa’nın Rusya’ya ne kadar yaptırım uygulayabileceği soru işareti.
İşin bu boyutu dışında, son gelişme AB’nin yeşil ekonomik dönüşümü başarıp başaramayacağı konusunda bir fikir verecek. Dolayısıyla dünyanın geleceği bakımından da önemli sonuçları olacak.
Nükleer Fransa ile doğalgazcı Almanya çatışmasını takip etmekte fayda var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu hafta Almanya ile Fransa arasındaki enerji çekişmesini, Omicron'un bünyeye etkilerini ve Kazakistan'daki protestolarda öne çıkan aktörleri ele alıyoruz.
10 Oca 2022

YAZARLAR

Özgür Mumcu
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


