Bir siyasetçi kendi reytingini MasterChef ile kıyaslarsa ortaya nasıl bir yemek çıkar?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Ayaküstü sorulan bir soruya yanıt verilmiş gibi duran bir videoda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel son derece kendinden emin konuşmuş. Anlıyoruz ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisiyle ilgili bir yorumuna değiniyor:
“(…) bir de açıklamasında, ‘Özgür Özel’i gören kanal değiştiriyor’ diyor. Somera diye bir araştırma var bütün reklamcıların, bütün televizyonların kabul ettiği bir raporlama. Çıktığımız Halk TV yayını, o gece en çok izlenen ATV’nin dizi filminden üç kat fazla izlendi. Yine bir önceki çıktığımız Sözcü TV yayını, MasterChef Türkiye’nin iki buçuk katı fazla izlendi. Türkiye, kimi izleyeceğine, kimi zaplayacağına çoktan karar verdi. Tayyip Erdoğan’ın da bizi izlediğini biliyoruz. Zaten o dahi bizi izlemese bu kadar reyting rekorları gelmez.”
Bu açıklama iktidar partisi yanlısı medyada dalga konusu olmuş. İlgili haberlerde, “Özgür Özel, kendini MasterChef ile kıyasladı, ATV dizileriyle aynı kulvara koydu” gibi başlıklar ve alaycı ifadeler yer almış. Muhalefet blokuna yakın medyada, nedense pek ilgi çekmemiş. Çok altını çizmemişler bu açıklamanın.
Bir defa, Özgür Özel’in verisine kaynak gösterdiği Somera, televizyon izlenme reytinglerini ölçen bir kuruluş değil. Somera, “Sosyal Medya Monitoring” yapan bir sosyal medya analiz şirketi. Yani Özgür Özel’in çıktığı televizyon yayınının reytingini değil, onun sosyal medyada aldığı etkileşimi ölçer. Oradaki etkileşim üzerinden de bir “popülerlik” ya da “ilgi” puanı belirler.
Dolayısıyla, Özgür Özel’in açıklaması, muhtemelen eksik bilgilendirme nedeniyle yanıltıcı bir tespit içeriyor. Hazırlıksız, ayaküstü verilen bir röportajda geçtiği için “retorik abartı” parantezinde değerlendirilebilir. Bunu, Özgür Özel ile dalga geçme yarışına giren bir kısım medyanın bile sorgulamadan kabul etmesi bir özensiz habercilik ölçütü. Fakat bu yazının asıl meselesi bu yanlışı düzeltmek değil.
'Enfokrasi Çağı'na uygun bir lider refleksi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu açıklamasında, kendisini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programının reytingiyle değil de, MasterChef ve ATV dizisiyle kıyaslamasının önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.
Burada, asıl rakibini daha fazla dikkat çeken herhangi bir şey olarak belirleme farkı var. Dikkat ekonomisi çağında bu çok kritik bir nüans. Özgür Özel bu açıklamayı hazırlıksız yapmış olabilir ama bu gerçeği içselleştirdiğini gösteren bir nüans bu. Ancak enfokrasi çağında yani ayrı ayrı ilgi ve dikkat merkezlerine dayalı pek çok kamusal alanın olduğu çağda yaşadığımızı anlamış biri yapar bunu.
Öyle biri, 7-8 kanalı ortak yayına geçirip dikkati kendi üzerinde toplayamayacağını da bilir aynı nedenle. Sırf bu kıyaslama biçimi nedeniyle bile, Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ayrı çağın insanları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
'Geleneksel siyasi sermaye' yerine 'dikkat sermayesi'
CHP lideri Özgür Özel’in belki üzerine bile düşünmeden yaptığı çıkış yeni bir iletişim paradigmasını da ortaya koyuyor. Geleneksel siyasi sermayenin yerini, stratejik olarak “dikkat sermayesi” alıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi çağının ezberiyle rakibini önemsizleştirme yolunu seçerken, Özgür Özel burada “Özgür Özel meşru bir siyasi rakip mi?” sorusunu, “Özgür Özel ana akım eğlence programlarından daha fazla dikkat çekiyor mu?” sorusuna çeviriyor.
Bu manevrayı “Politainment” kavramı üzerinden ele almak daha doğru olabilir.
Politainment nedir?
Alman Siyaset Bilimci Andreas Dörner’in kavramsallaştırmasıyla Politainment, politics (politika) ve entertainment (eğlence) olgularının iç içe geçtiği yeni bir politik anlayıştır.
Eğlencelik siyaset ya da siyasi eğlence diye çevrilebilir. Burada aslında, politikanın giderek parti programlarından, halkın gerçek meselelerinden uzaklaşarak bir “eğlence” hâline döndüğü eleştirel olarak ifade edilse de sosyal medya ve onun algoritmalarıyla başlayan enfokrasi çağında referans çerçevesini genişletmek gerekiyor.
Halihazırda Donald Trump bunun en acı verici örneği olarak karşımızda duruyor. Trump’ın siyaseti baştan sona “politainment” üzerinden yükseliyor. Trump, geleneksel medyayı baypas etmek için sosyal medyayı sürekli sansasyon ve çatışma aracı olarak kullandı ve bunda kendi ölçütleriyle başarılı oldu. Mitinglerini birer rock konseri atmosferinde düzenlemesi, kendisini kâh Elvis Presley ile kâh Al Capone ile Rahibe Terasa’dan Mona Lisa’ya çok tuhaf isimlerle kıyaslaması, mimikleri, jestleri… Hepsi politainment kavramının sağlaması ya da doğru tabirle uygulaması gibi.
Trump’tan önce Obama vardı
Trump örneği biraz ağır kaçmış olabilir. Öyleyse, biraz daha geriye gidelim. Donald Trump ile ne siyasi bakış ne de üslup bakımından benzerlik taşıyan önceki ABD Başkanlarından Barack Obama da aslında bir politainment figürü.
- Obama da Oprah Winfrey gibi döneminin yani televizyon çağının devasa etkiye sahip ünlülerinin desteğini ardına alarak ve gece yarısı talk show’larına bile katılmaktan kaçınmayarak yükselmişti. Trump’tan farklı olarak hem havalı hem entelektüel hem de ilginç bir şekilde halktan biri imajını çizebilmişti.
Bu, özellikle genç ve siyasete mesafeli seçmen kitlelerini harekete geçirebilmek açısından kritikti. Özgür Özel’in de bu potansiyeli var. Belediye başkanlarının ve özellikle Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu olduğu olağanüstü koşullarda elbette bu potansiyelin tamamen açığa çıkması beklenemez. İmamoğlu’nun önüne geçmemek için kendini bilinçli olarak biraz geride tutması da yadsınamaz.
Ancak Özgür Özel’in 19 Mart sonrası özellikle gençleri ve kitleleri tüketimden gelen güce ikna edebilmesi gibi bazı öznel durumlar, kriz zamanlarını iyi yönettiğini gösteren örnekler olarak öne çıktı. Özgür Özel’in asıl başarısı, durumu normalleştirmeden, normal zamanların eğlencesini hatırlatmakta olacak zannımca. MasterChef’e verilen referansta bunun nüvesi var.
Mitinglerdeki hava önemli ama eksik
CHP’nin bu dönemde ara vermeksizin yaptığı mitingler önemli. Bu mitingler nedeniyle kendisine yapılan “Ankara siyasetine dönme çağrısı” da zaten başarısını gösterir gibi. Miting konuşmaları da fazla uzatmadığı sürece bir noktaya kadar dikkat çekici olabiliyor ama özellikle mitinglere giden gençlerle yaptığım görüşmeler veya paylaşımlarını incelediğimde bu konuda eleştiriler de dikkatimi çekiyor.
Miting ortamının eski CHP’yi hatırlatan mitolojisi, o 80’lerden, 70’lerden kalan ve tekrar tekrar çalınarak—ne kadar sevsek de bıktıran—sol popüler kültür şarkıları ve bunların yarattığı kapsayıcılık sorunları önemli. Özellikle genç kuşak daha kapsayıcı, daha hedefe odaklı ve daha az dikkat dağıtıcı bir etkinlik beklentisinde. Şu koşullarda rock ya da rap konseri gibi bir ambiyanstan söz etmiyorum elbette ama ortamın kemik CHP kitlesini aşan ve belli bir yaşın altına inme potansiyeli taşıyan bir kapsayıcılıkla yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
- Tekrarlıyorum, bu zorlayıcı koşullarda bu kadarı bile çok çok önemli ama kapsayıcılık çerçevesinin biraz daha özenli çizilmesi gerekiyor.
Özgür Özel oldukça dinamik ve enerjik bir figür. Neredeyse hiperaktiviteye yakın bir durumu var. Ancak bu durum, alıcı kitlede bir yorgunluk yaratmaya da aday. Bu dikkat dağınıklığı çağında aynı anda tek top atmak önemli. Bir anda tüm topları üzerine boca ettiğinizde insanlar hiçbirini yakalayamayabilir. Bu anlamda, politainment çağına uyum için biraz daha sadeleşmesi gerekiyor.
Ezcümle, Özgür Özel’in Erdoğan’a cevap verme telaşıyla da olsa kendi reytingini MasterChef ile karşılaştırmasını anlık ve sıradan bir yorum olarak görmüyorum. Biz genellikle sadece Türkiye gündemine odaklı olsak da bu olay, daha büyük ve küresel bir eğilimin de belirtisi.
Geleneksel kurumlara (medya ve siyasi partiler dahil) güvenin giderek azaldığı ve aşındığı bir ortamda, dikkat ekonomisi ve kültür arenası siyasi mücadele için eskisinden daha önemli. Dikkatler giderek dağılırken ve haberden kaçınma artarken, dikkat ekonomisi içinde rekabet edemeyen siyasetçilerin bir geleceği de yok gibi.
Evet, oldukça riskli bir alan ve Özgür Özel de aceleciliği nedeniyle hataya açık bir izlenim veriyor. Fakat kriz döneminde gösterdiği performans oldukça dikkat çekici. Krizden krize koştuğumuz günlerde yükselme konusunda bir sorun yaşamıyor ama daha normal zamanlar için de bir oyun planı olmalı.
Kendi dikkat çekme oranını, rakibiyle değil de MasterChef’le kıyaslamasını bu konuda bir adım olarak görüyorum. Mesele, MasterChef izleyenlerin de popüler dizileri izleyenlerin de baktığı tarafta olabilmekte. Oradan iyi ve lezzetli bir yemek çıkabilir işte.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Ümit Alan
Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


