Çay Bayramı

Anadolu'da çayın tarihi çok da uzak bir geçmişe dayanmıyor. Bugünlerde sosyal hayatımızın her yerinde bulunan çay, bir zamanlar insanların smokinle katıldığı bir davetin öznesi ya da çiftçiler için mahsul sonrası bayramın konusu oluyordu.
1920'li yıllarda ya da 30'lu yılların başında "Çay ziyafeti" "çay daveti" gibi birçok haber bulunuyor. Mesela, bir dönem Almanya'nın en ünlü gazetecilerinden biri olan Emil Ludwig'in İstanbul ziyareti, çay ziyafeti ayrıntısı ise haberleştiriliyor.

27 Kasım 1929 tarihli Vakit gazetesi
Türkiye’de ilk yaş çay yaprağı hasadı ve büyük çaplı kuru çay üretimi 1938 yılında başladı. Aynı yıl Yeni Asır gazetesinde yer alan "Çay nasıl demlendirilir?" başlıklı yazı, ilerleyen yıllarda sosyal hayatımızı işgal edecek olan bu içeceğe o yıllarda ne kadar da yabancı olduğumuzu gösteriyor. Muhabir çayı "ağız tadı ile içmek için" mikrofonu "meşhur İngiliz çay uzmanı Elizabeth Krey"e uzatıyor.

1938 tarihli Yeni Asır gazetesi
Uzmana kulak verelim, özet geçerek:
- Su göz göz kaynamamış ise çay yaprakları tam açılmaz, çay lezzetsiz olur.
- Çay soğuk çaydanlıkta haşlanırsa donuk ve cansız olur.
- Çay hava almaz bir kapta saklanmalı.
- Çay koyu kahverengi çaydanlıkta demlenmeli.
- Madeni kaplarda yapılan çaylar istenilen tatlarda olmaz.
Bu döneme kadar kahvehanelerin en popüler sıcak içeceği ıhlamurdu, tabii kahveden sonra. Çay ise pahalı bir sıcak içecekti ve yurt dışından ithal ediliyordu. İşte menüsüne çay eklemeyi başarabilmiş bir otel. "Çayın yanında ne iyi gider?" sorusuna "dans" cevabını veriyor.

1932 tarihli bir bir otel ilanında Danslı Çay detayı dikkati çekiyor.
1930'ların başında Rize'de çay üretimi vardır ama çok azdır. Rizelilerin çay yetiştirmesi ne kadar ilginç ve yenidir ki 16 Haziran 1933 tarihli Son Posta Gazetesi'ne haber olur.

16 Haziran 1933 tarihli Son Posta gazetesi
Bu haberdeki ilginç detaylardan biri ise çay yetişmeyeceğini açıklayanlar da oluyor. Haber şu satırlarla son buluyor: "Biz babamızdan ne gördükse onu yaparız diyerek yine mısır ve buğday ekimine devam etmektedir. Fakat bir tecrübe ile çayın kendilerine çok para kazandırdığını görünce şüphesiz işi çaycılığa dökecektir."
Çayın popülerliği 1935'i takip eden yıllarda artıyor. Haber gazetesinde yayımlanan Şehirde Gezintiler serisi 10 Nisan 1935 tarihli nüshasında "Çay ve Çay Meraklıları"na yer veriyor. "Yeni İstanbul'un çay meraklıları arasında Hakkı Süha, Refik Ahmed, Abidin Daver, Salahaddin Enis, Gelenbevi Müdürü Cafer Sadık, edebiyat hocalarından Küçük Abdulbaki şimdi en başta gelenlerdir" diye başlıyor haber. Sıralanan bu isimler dönemin önde gelen gazeteci, yazar ve siyasetçileridir. Bu kişiler çayı şöyle tanımlıyor:
Beş duyguya hitap eder. 1. Çay rengi ile göze 2. Kokusu ile burna 3. Harareti ile ele 4. Semaverde kaynarken çıkardığı kulkule ile kulağa 5. Ağza verdiği çeşni ile damağa...
1930'lu yılların ikinci yarısından itibaren Karadeniz'de çay ve mandalina üretimi için girişimler ciddiyet kazanır. Büyük çaplı kuru çay üretimi 1938'yi bulur. İlk çay fabrikası 1947'de açılır. 1965 yılında kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar ve çay ihracatı başlar.

14 Haziran 1939 tarihli Ulus gazetesinde yer alan haber
1939 tarihli bu haber, birkaç sene içinde ülkenin bütün çay ihtiyacını Rize'nin karşılayacağını iddia ediyor. Bu noktaya gelinmesi yaklaşık 30 yıl sürse de bunun sebeplerinden biri de aynı yıllar içinde çayın çok sevilmesi, ülkedeki çay tüketiminin hızlı bir şekilde artması.

6 Haziran 1939 tarihli Cumhuriyet gazetesi
Büyük ihtimal Türkiye'de üretilen ilk çay ambalaj tasarımı 1939'da yayımlandı. Yıllar içinde çayı bardağı ile anlatmaya başlayacağız. Ancak ilk yıllarında çay, yaprağı ve çiçeği ile paketlerde yerini alıyor.
Haberde Rizelilerin 21 Mart tarihini çay bayramı olarak kabul ettiği yazıyor. Haberdeki bir diğer detay da "baharın ilk yaprak mahsulünden 45 kilo kuru çay elde edilmiştir. Bu ilk mahsul, hakikaten nefistir" sözleri...

Çay Bayramı, 1939 tarihli başka bir habere göre 31 Mayıs'ta kutlanıyor. Haberde "Rizeliler her sene 21 Mayıs'ı çay bayramı olarak tesis edecektir" yazıyor.

1941'de de bu "Çay Bayramı"nın devam ettiğine tanık oluyoruz. 14 Haziran 1941 tarihli İkdam gazetesinde yer alan haber, "Yeni çay mahsulünün idraki münasebetiyle Rize'de bayram yapıldı" diye başlıyor. Bayrama köylü, memur ve esnaf katılıyor. Fidanlık müdürünün nutuğuyla başlayan bayram, en iyi 10 çay bahçesi sahibine verilen ödüllerle devam ediyor. Ödül töreni sonrası çaylar içiliyor. Halkevi'nin düzenlediği bayramda cazbandı ile sabahlara kadar eğleniliyor.
Eski gazetelerde çay bayramı ile ilgili üç farklı tarih mevcut: 21 Mart, 21 Mayıs veya haziran ayı... Tarih bir netlik kazanmamış. Büyük ihtimal çay bayramı bu sebeple toplumsal olarak çok da rağbet görmediği için terk edildi.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR




