

Sürdürülebilir değerlerin yaratıcısı: Mazars Türkiye Vergi, muhasebe, denetim ve danışmanlık şirketi Mazars Türkiye , 2016'da başladığı sürdürülebilirlik raporlaması çalışmalarıyla öncelikle farkındalık yaratmayı ; ardından farkındalığın beraberinde getirdiği sorumlulukların altını çizmeyi ve son olarak kurumların sorumluluklarını yerine getirmeleri için aksiyona geçmelerini sağlamak üzere sürdürülebilirlik yolculuğuna başladı. Sürdürülebilirlik raporlamasının bir adım ötesine geçerek sektöründe üç sene üst üste entegre rapor çıkaran ilk firma olan Mazars Türkiye , entegre bakış açısını kurum kültürü hâline getirip küresel bir dönüşüm için etki alanını genişletiyor. Sürdürülebilirlik alanındaki farkındalığın artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çıktığı sürdürülebilir değer yaratma yolculuğunda tüm paydaşlarıyla daha yakın bir iletişim hâlinde olmayı önemseyen Mazars Türkiye’nin, 2021 yılı Entegre Raporu ’na ulaşmak için burayı ziyaret edebilirsiniz. Dahası: EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru ve Mazars Türkiye Pazarlama ve İletişim Direktörü Barlas Hünalp, 18 Kasım’a kadar her gün saat 11.00'de COP27 gündemini sürpriz konuklarla Şarm El-Şeyh'den canlı yayınla değerlendiriyor. “COP27 Ekspres” yayınını kaçırmamak için burayı takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Yazar: Büşra Uçan
18 Kasım Cuma gününe kadar bir sonuca bağlanması gereken müzâkareler, finansman konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle pazar gününe kadar uzadı. Ukrayna meselesi ve tüketici enflasyonu konuları uluslararası dikkatleri dağıttı. Hindistan dahil olmak üzere bazı ülkeler nihai anlaşmanın kömür yerine tüm fosil yakıt kullanımının azaltılmasına dikkatleri çekti. Bu konuya Afrika’daki fosil yakıt yönünden zengin ülkeler sıcak bakmadı.
COP27’nin en büyük kazancı: Kayıp ve Hasar Fonu
Uzatmalara giden COP27 görüşmelerinde GSYİH'si yüksek ülkeler önce sigorta ve erken uyarı sistemleri gibi alternatiflerden oluşan çözüm setleri sundular. Ancak GSYİH'si düşük ve savunmasız olan ülkeler kayıp ve hasarları için yeni bir fon kazanmakta kararlıydı. Zirvenin son günlerinde, AB’nin ilk adımı atmasının ardından ABD ve Çin’in de kabul etmesi üzerine tüm tarafların fikir birliği ile Kayıp ve Hasar fonunun kurulması onaylandı.
Bu karar COP27’nin en büyük kazancı olarak tarihe geçti. Ancak fona kimin ödeme yapması gerektiği, fondan kimin faydalanacağı gibi en tartışmalı konular gelecek sene düzenlenecek COP28’e bırakıldı. Delegeler, zengin ulusların tarihi karbon emisyonlarının körüklediği felaketlere karşı savunmasız ülkelere yardım etme amacını taşıyan fonu iklim adaleti çerçevesinde değerlendirdi ve bu atılımı memnuniyetle karşıladı.
Azaltım ve 1.5 Derece Hedefi
Küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için 2030’a kadar emisyonları %45 azaltmamız gerekiyor. Hâlihazırda dünya çapında uygulanmakta olan mevcut politikaların, sanayi öncesi seviyelerin yaklaşık 2,7 derece üzerinde ısınmaya yol açacağı tahmin ediliyor. Yeni açıklanan NDC'ler başarıyla uygulanabilirse ısınmayı 2,4 seviyelerinde sınırlayabiliyor. 1,5 derece hedefi için ülkelerin bağlayıcı, uzun vadeli net sıfır hedeflerini iklim eylemi politikalarına dahil etmeleri gerekiyor.
COP27’den çıkan karar metnine göre 1,5 derece hedefi hâlâ korunuyor ancak açıklanan emisyon azaltım planları bunun için yeterli değil. Küresel bazı krizlerin de etkisiyle müzakerelerden çıkan sonuç hedef için çabaların artırılması yerine, mevcut çabalardan geri adım atılmamasını garanti etmek oldu. Özellikle fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılmasında hemfikir olunmaması 1,5 derece hedefini büyük ölçüde riske atıyor.
COP26 Başkanı Alok Sharma ülkelerin geçen sene anlaştıkları taahhütleri korumaya çalışmanın ve bazı ülkelerin elde edilen başarılara saldırmasının neden olduğu stres hakkında konuştu: “Belirlediğimiz çizgiyi koruyabilmek için bıkmadan usanmadan uğraşmamız gerekti. Glasgow’un kazançlarının üstüne koymak için savaştık.” Azaltım konusunda gecikmiş adımların atılması ve fosil yakıtlardan aşamalı çıkışın bir dizi lobici tarafından engellenmesi birçok delege tarafından hayal kırıklığı olarak nitelendirildi. Almanya’nın İklim Özel Elçisi Jennifer Morgan, anlaşmada daha sıkı emisyon azaltımları için bir madde olmamasına rağmen anlaşma metninin son hâlini neden kabul ettiklerini şu sözlerle duyurdu: “Çünkü en savunmasız olan ülkelerin yanında yer almak istedik.”

Kaynak: https://climateactiontracker.org/global/temperatures/
Adaptasyon ve Dayanıklılık
İklim değişikliğinin sebep olduğu felaketlere geçen sene defalarca dünyanın her bir köşesinden gelen haberlerle şahit olduk. Küresel ısınma artmaya devam ettikçe felaketler ne yazık ki katlanarak artmaya devam edecek. Bu yüzden, iklim değişikliğinin etkilerine karşı, özellikle savunmasız ülkelerin adaptasyonu ve dayanıklılaştırılması gerekmektedir.
Adaptasyon konusu, Kayıp ve Hasar başlığından ayrılarak COP27’nin en önemli konularından biri olarak gündemde yerini aldı. Uzmanlar, azaltım hedeflerinin iklim değişikliği ile mücadelede tek başına yeterli olmayacağı konusunda uyarıyor.
COP27’de hükümetler ve iş dünyasına adaptasyon için çağrı yapıldı ve eylemsizlik maliyetinden kaçınmaları vurgulandı. COP27 karar metninde adaptasyona ilişkin küresel bir adım atıldı ve bu konudaki gelişmelerin takibi için bir çerçeve geliştirilmesine ve adaptasyon için gerekli finansmanın iki katına çıkarılmasının takibine karar verildi.
Enerji Geçişi ve Fosil Yakıtlar
COP27 sonuç metni, Hindistan ve diğer bazı delegasyonlar tarafından “tüm fosil yakıtların” kullanımının aşamalı olarak azaltılmasını talep eden referansı içermedi. Bunun yerine ülkeleri, COP26 Glasgow zirvesinde kararlaştırıldığı gibi, “karbon tutma teknolojisine sahip olmayan kömür enerjisinin aşamalı olarak azaltılması ve verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak sonlandırılması” yönünde adımlar atmaya çağırdı.
Kısacası, COP26’daki kömürün aşamalı olarak azaltılması söyleminin ötesine geçilemedi. Metin ayrıca “düşük emisyonlu enerjiye” atıfta bulunurken hem karbondioksit hem de metan emisyonlarına yol açan bir fosil yakıt olan doğalgazın kullanımının artacağı endişesi devam ediyor. Yeşil hidrojenin ise GSYİH'si düşük olan bazı ülkelerin karbonsuzlaşma yolundaki ekonomilere ihraç etmek için fırsat niteliğinde olduğu üzerinde duruldu. Ancak boru hattı geliştirme süreci devam ediyor.
COP27'de ülkeler, "adil ve eşit enerji geçişinin" ulusal kalkınma önceliklerine dayanması ve geçişten etkilenen kömür işçilerine yeniden eğitim programları ve destek sağlamak gibi sosyal koruma ve dayanışma önlemlerini içermesi gerektiği konusunda anlaştılar. Adil geçiş üzerine bir çalışma programı oluşturulmasına ve bu sürecin bir parçası olarak bakanlar düzeyinde yıllık bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmesine karar verildi.
Gelecek yılki COP28 iklim zirvesine ev sahipliği yapacak olan Birleşik Arap Emirlikleri Lideri Şeyh Muhammed bin Zayed el-Nahyan, ülkesinin “dünya ihtiyaç duyduğu sürece” petrol ve gaz sağlamaya devam edeceğini söyledi.
Maldivler İklim Bakanı Aminath Shauna: “COP27’de kaydettiğimiz ilerlemeyi takdir ediyorum. Ancak azaltım konusunda başarısız olduk. Fosil yakıttan aşamalı olarak çıkmalıyız.”
İklim Finansmanı
GSYİH'si yüksek ülkeler, savunmasız ve GSYİH'si düşük olan ülkeler için yıllık 100 milyar dolar sağlama sözünde başarısız olmaya devam etmelerine rağmen, COP27'de (kayıp ve hasar, adaptasyon, kömür geçişi için çok taraflı anlaşmalar dahil) iklim finansmanı konusunda bazı taahhütlerde bulundular.
Kamu finansmanının özel finansmanı tamamlayacak ve önünü açacak şekilde konuşlandırılması gerektiği fikri güçlendi. Artık iklim krizine yanıt vermek için küresel finans kurumlarının (Dünya Bankası, IMF, vb.) reformu için artan bir baskı oluştu.
Adaptasyon için finansman ihtiyacı tartışma konularının merkezindeydi, ancak hâlâ ciddi anlamda finansman açığı mevcut. (2020'de 410-560 milyar dolarlık finansman ihtiyacının yaklaşık %10'u finanse edildi.) Kamu denetimi arttıkça ve net sıfır taahhütlere yönelik tavsiyeler daha katı hâle geldikçe, taahhütlerin uygulanmasına dair planlamalarda kayda değer geçişler olmakta.
Uzmanların yorumlarına göre COP27’de beklenmedik şekilde kurulan Kayıp ve Hasar fonu büyük bir başarı, fona kimlerin katkı sağlayacağı ise muamma. Adaptasyon için finansman eksiği acilen tamamlanmalı, hatta iki katına çıkarılmalı. Bu, gelecekte yaşanacak iklim felaketlerine hazırlıklı olmak için şart. Azaltım için ise atılması gereken adımlar büyük. 1,5 derece hedefi için hâlâ umut var ancak ülkeler ve işletmeler bu umudu güçlü net sıfır politikalarını hayata geçirerek desteklemezse kısa süre sonra bu hedef bir hayal olarak kalabilir.
Birçok uzmana göre doğalgaz dahil tüm fosil yakıtların kullanımının aşamalı olarak bırakılması gerekiyor ancak ufukta böyle bir durum görünmüyor. Şimdi tüm gözler 2023’te Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleşecek COP28’de olacak.
COP27 sürecini bizimle takip ettiğiniz için çok teşekkürler.
Sağlıkla kalın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




