Dünya nüfusunun geleceğine dair öngörüler

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Dünya nüfusunun artış hızı endişeleri artırırken geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir makalede bu gidişatın değişeceği öngörülüyor. Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın fonladığı University of Washington’ın Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü araştırması, bizlere 2064 yılında doygunluğa ulaşacak 9,7 milyarlık nüfusun 2100 yılında 8,8 milyara düşeceğini; en yüksek nüfusa sahip ülkelerin ise Hindistan, Nijerya, Çin ve ABD olacağını söylüyor. Peki, bunların sonucunda bizi neler bekliyor?
- Projeksiyon: Japonya, Portekiz, Güney Kore, İspanya’nın dâhil olduğu 23 ülkenin 2100’e kadar nüfuslarının yarıdan fazla azalması bekleniyor. Bunun sebeplerinin başında ise eğitimin artmasıyla beraber kadınların güçlenmesi geliyor. Nüfus artışını sürdürmek için sınır olan 2,1 doğurganlık hızının 183 ülkede bu değerin altında kalacağı tahmin edilirken 2100 yılındaki yaş aralıklarındaki değişim de dikkat çekici. Hesaplara göre beş yaşından küçük çocukların nüfusu (2017’deki verilere göre) 681 milyondan 401 milyona düşecek. Ortalama yaş ise 32,6’dan 46,2’ye çıkacak. 80 yaşın üzerindeki kişilerin sayısı ise yine 2017’deki verilerle karşılaştırılınca 141 milyondan 866 milyona artacak. Daha önce paylaşılan projeksiyon verileri 2100 yılında dünyanın 10 ila 12 milyarlık popülasyonu olacağını işaret ediyordu.
- Nüfusun yaşlanması: Birleşmiş Milletler'e göre de 2050 yılında her altı kişiden biri 65 yaşın üstünde olacak. 80 yaşın üstündeki kişiler için beklenen 426 milyonluk sayı, karşılaştırma yapmak isteyenler için, 2019’undaki sayının neredeyse üç katına denk geliyor. Kısacası nüfusun her durumda yaşlandığı kesin. Fakat bu, dünyanın “layıkıyla” var olabilmesi için önemli. Lund Üniversitesi’nde yapılan hesaplara göre uçağa binmemek yıllık 1,6 metrik ton, bitkisel besinler tüketmek 0,8 metrik ton, çocuk yapmamak ise yıllık 60 metrik ton azalmaya sebep olabilir. Eğer araştırma tahminleri de tutarsa nüfusun yaşlanması söz konusu olacak. Bu da bir dizi hizmet anlayışının değişeceğini gösteriyor. Sağlık hizmetlerinin artması ve üretime dayalı sanayinin azalması bunun akla gelen ilk örnekleri. Peki, yaşlanmak kötü mü? Buna bir örnekle cevap verelim.
- The Tromsø Study: Norveç’teki Tromsø çalışması, ülkedeki yüksek kardiyovasküler hastalık oranları sebebiyle 1974 yılında başlatıldı. Şimdiye kadar 45 binden fazla kişiyle görüşülen araştırmanın sonuçları bize şu an 80’lerinde olan birinin ilk çalışmalardaki 75 yaşındaki bireylere denk geldiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu ve bunun gibi sayısı artan çalışmalar bize, yaşlansak da durumumuzun eskiye göre daha iyi olduğunu gösteriyor. Yeni trendler de bizi bunu aşılarken kötü ve iyi dediğimiz haberlerin tanımı da değişiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın, bugün 17 Temmuz Cuma. Pandemi döneminde pizza satışları arttı. Bilim insanları güneşi yakından fotoğrafladı.
17 Tem 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.





