Düşman BAE'den yatırımcı BAE'ye

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
15 Temmuz darbe girişimine yardım etmekle suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Türkiye’de yatırıma atağına hazırlanıyor, peki bu nasıl oldu?
Arap Baharı ile bölgede birçok meselede karşı karşıya gelen iki ülke ilişkileri, 15 Temmuz sonrası "finansörlük" suçlamasıyla daha da gerilmişti.
Ancak ağustos ayında başlayan görüşmelerle "dönüş"ün ilk işaretleri verilmeye başlandı. Geçtiğimiz hafta Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed Bin Zayed El Nahyan'ın Ankara’da üst düzey ağırlanmasıyla da fotoğraf artık ortaya çıktı.
Görüşmeye dair akılda kalan genelde BAE’nin 10 milyar dolarlık yatırım atağı oldu. Bu yatırımın karşılığında Türkiye’nin ne verdiğini düşünmek gerek. Zira Mısır’da, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de BAE’yle karşıt pozisyonlara rağmen Erdoğan ve el Nahyan görüşmesinde dış politikaya dair kayda değer hiçbir söz sarf edilmedi.
"Türkiye, siyasi açıdan çok sıkıştı"
Bölgeyi yakından takip eden gazeteci Hediye Levent, Türkiye’nin pozisyonunu şöyle özetledi: "Türkiye bölgedeki neredeyse bütün krizlere ve süreçlere dâhil olma çabasındaydı. Aynı zamanda Akdeniz'deki enerji için verilen mücadeleye de taraf. Ancak gerek bölgedeki şartların Arap ayaklanmaları, Biden’la birlikte ABD politikasının değişmesi ve gerekse Rusya ile İran güçlerinin yanı sıra BAE gibi ülkelerin de aktör olarak ortaya çıkışı Türkiye'nin hedeflerini doğrudan etkiledi. Fakat Türkiye'nin siyasi açıdan çok sıkıştığı, bölgede müttefik olarak nitelendirilebilecek ilişkilerinin ciddi ölçüde aşındığı da gerçek."
"BAE, Türkiye’yi politika değişikliğine zorlayacaktır"
Levent’e göre Türkiye - BAE yakınlaşmasının iki önemli sebebi var: "İlki, ülke içindeki ekonomik krizler nedeniyle BAE'nin kapısını açması umulan Körfez sermayesi ve yatırımları. İkinci sebep de -yine ekonomik getirileri olması da umulan- dış politikadaki sıkışmışlığı aşmak için yeni kanallar açmak. BAE, Akdeniz meselesinin yanı sıra Suriye, Libya, Müslüman Kardeşler'e destek gibi konularda Türkiye'yi politika değişikliğine zorlayacaktır."
"Türkiye esner, BAE de saldırgan bir yol izlemez"
Levent, Türkiye’nin politika değişikliğine gitmese de esneyeceğini ve bu konuda BAE’nin de saldırgan bir yol izlemeyeceğini düşünüyor: "BAE ile ilişkilerin rayına girmesi zaman gerektiriyor. BAE'nin Suudi Arabistan ve Mısır gibi Türkiye'nin hâlâ kriz hâlinde olduğu ülkeler için girişimlerde bulunması beklenebilir ancak bu zaman ve sert müzakereler gerektirecektir."
Türkiye’nin iç politika endeksli şekilde BAE’ye suçlamalarda bulunmasına rağmen bunları hiçbir zaman resmî şekilde iletmediğinin altını çizen Levent, bu açıdan iktidara yakın medyanın öne sürdüğü gibi BAE’nin geri adım atmasının söz konusu olmadığı görüşünde:
"Türkiye kendi kendine BAE'yi düşman ilan edip kendi kendine öfkelendi diyebiliriz. BAE'nin sadece Türkiye değil, Suriye gibi ayaklanmayı açıktan desteklediği ülkelerle bile diplomasi kanallarını açma gayesi olduğu biliniyor. BAE, herkesle sıfır sorun politikası çerçevesinde bölgedeki krizlerde etkili olmak için herkese açık kapı politikası izliyor. Türkiye, hâlâ bölgenin en güçlü ülkelerinden biri ve Avrupa'ya açılıyor."
"Başka ülkelerle ilgili de gelişmeler olabilir"
Türkiye’nin bölge ülkelerine yönelik politikalarıyla kendisini manevra yapamaz hâle getirecek kadar dar alanlara sıkıştırdığını belirten Levent, önümüzdeki süreçte Suudi Arabistan, Mısır ve hatta Suriye’yle ilgili de gelişmelerin olmasını mümkün görüyor:
"Türkiye’nin gücünü akılda tutan bölge ülkelerinin iyi ilişkiler kurmak istediği aşikâr. Ancak Mısır eski Mısır değil. Türkiye’yle iyi ilişkiler ihtiyaç da olsa müzakere edecek kadar güç de var. Keza Suudi Arabistan, İsrail ve Suriye gibi ülkeler için de Türkiye çok önemli bir ülke ancak 'acilen iyi ilişkiler geliştirilmesi gereken ve bu ilişkiler için tavizler verilebilecek' seviyede görülmüyor. Birçok faktör her bir ülkenin Türkiye ile müzakere sürecini uzatacak gibi görünüyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta odağımıza Türkiye - BAE yakınlaşmasını alıyor, yazımızda bölgeyi yakından takip eden gazeteci Hediye Levent'in görüşlerine yer veriyoruz.
03 Ara 2021

YAZARLAR

Anıl Tuncer
Yazar - Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




