
Eylül kelimesinin kökeninin hasat festivalinden geldiğini söylesem? Bu ayın üzümle bir ilişkisi olduğuna inanmamak neredeyse imkansız. Zira kadim zamanlardan, eski uygarlıklardan gelen bir ses var. Sevgili Nişanyan Sözlük der ki:
Arapça aylūl أيلول “Rumi takvimin yedinci ayı” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice ˀelūl אלול “Arami/Süryani takviminin altıncı ayı” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Akatça elūlu veya elūnu “hasat festivali, bu festivalin yapıldığı ay” sözcüğü ile eş kökenlidir.
Bu bilgiye istinaden bu sayıya başlığı atıverdim: Eylül ayı, hasat ayı.
Hasat bir festival, fikren de fiilen de.
Bağ bozumu nedir, oradan başlayalım. Bağ bozumu üzümün bağdaki son vakti, şarabın ise bir nevi doğum günü. Üzümün bağdaki son vakti; çünkü üzümlerin olgunlaşıp dalından kesildiği zamana -yani hasat zamanına- bağ bozumu deniyor. Bu zamanlar iklim değişikliği sebebiyle kaysa da Kuzey Yarımkürede ortalama Ağustos ortası-Eylül gibi üzümler kesilmeye başlanıyor.
Bağ bozumu, şarabın bir nevi doğum günü. Çünkü üzümlerin bağdan sonraki durağı şaraphane, üretim sürecinin başladığı yer. Bana bağ bozumu hem bitişi hem başlangıcı; hem ölümü hem doğumu anımsatır hep. Bağdan üzümün ayrılması bir bitiş gibi; asmanın yeşilden kahverengiye geçişi de ölüm gibi. (Asma kışın ölmüyor tabii ki, âdeta uyuyor.) Bağdan ayrılan üzümün şaraphaneye girmesi bir başlangıç gibi; üzümlerin şaraba dönüşümü de doğum gibi. Zaten hasadın yapıldığı sene, üretilen şarabın rekoltesi oluyor. Yani hasat senesi = bağ bozumu senesi = rekolte = vintage. Şarap şişesinin etiketinin önünde yazan yıl o şarabın rekoltesi oluyor ve “Bu şişedeki üzümlerin hasadı bu yıldı” diyor, yani “Şarap bu sene doğdu.”
Fiilen
Bu dönem çok büyülü. Sanki koca bir yılın emeği o kestiğin salkımlarda saklı. Asma koca bir yıl bağda dönüşüm halinde. İlk haber ve ilk renk baharda geliyor. Tarih Kuzey Yarımkürede Mart-Nisan aralığını gösterince, bahar habercisi gibi bir tomurcuklanma başlıyor. Bu süreci büyüme döneminin başlangıcı olarak düşünebiliriz. Tomurcuklar ortaya çıkıyor, yeşil renkler beliriyor. Sonra bu tomurcuklar şişiyor, şişiyor, patlıyor. Bu patlayan tomurcuklar yeni ve genç sürgünlere dönüşüyor. Mayıs Haziran'a göz kırpana kadar bu genç sürgünler büyümeye devam ediyor. Yapraklar gelişiyor, bağda yeşil renk artıyor. Ve Haziran gibi çiçek oluşumu (çiçeklenme) başlıyor. Sonra çiçekler üzüme dönüşüyor, üzüm taneleri oluşuyor; artık salkımı seçebiliyoruz.
Sonra yaz geliyor ve başlıyor sihirli dönem: véraison. Üzüm tanelerinin renk değiştirdiği ve benek benek olduğu dönem. Bu yayına adını veren bu dönem hakkında daha detaylı bilgi ve görseller bu yazımda.
Sonraki adım artık üzümlerin olgunlaşması ve hasat edilmesi. Bütün sene emek emek büyütülen üzümler, bağdaki onca çalışmanın sonucu, şu an içinde bulunduğumuz 1-2 ayda çıkan hasatta saklı. Gerekli olgunluğa ulaşmış üzümler hasat makası ile kesiliyor. Kesilen üzüm salkımları kasalara dolduruluyor. Kasalardan römorklara, oradan da şaraphaneye doğru yola çıkıyor.
Aşağıda Kuzubağ'da katıldığım hasattan fotoğraflar paylaşıyorum, pek keyifliydi. Ne güzel insanlar tanıdım! Hikâyesi ilerleyen satırlarda.






Her sene hava koşulları; yağmur, rüzgar, güneş, su üzümlerin nasıl olacağını belirliyor. O sene yerde gökte her ne olduysa üzümlerde etkisini görüyoruz. Bu yüzden de her sene ayrı bir hikâye; her hikâye de ayrı bir hasadı getiriyor.
Fikren
Tarih boyunca üzüme yüklenen bir kutsallık var. Asmanın kışın yeşillerini bırakması, sonra baharda yeniden yeşermesi, çiçeklenmesi pek büyülü. Şaraba atfedilen kutsallık da bence bu büyülü döngüden geliyor. Sonsuz bir döngü gibi, bitmeyen. Zaman kavramı düşüyor yeniden aklıma. Üzümler oluşuyor, olgunlaşıyor, hasat ediliyor; sonra yeniden. Zaman geçiyor, dönüşüm oluyor, ama hiç bir şey yok olmuyor. Sürekli dönen bir kum saati canlanıyor gözümde.

Burada bereket kelimesini kullanmak istiyorum. Bağda toprağa bastığımda en çok hissettiğim şey bereketti. O kadar çok üzüm tanesi var ki etrafta; aylar önce hiçbiri yoktu, ve her biri yerini sonrakilere bırakacak. Bu döngü çok stabil, çok kararlı. İnsanlar değişiyor, iklimler değişiyor, yapılar değişiyor ama bu döngü hep aynı. Toprak hep veriyor. Her sene, her seferinde veriyor. Sonsuzluk gibi. Sanırım bereketi bu yüzden hissettim.

Bağ bozumu beraber ve birlikte yapılan bir süreç. Festival havası da buradan geliyor. O üzümler birlikte kesiliyor ve beraber kutlanıyor. Kutlanan şey emek ve bereket; insanın emeği ve toprağın bereketi. Dolayısıyla hasat sadece üzüm kesmek değil; emeğin sonuçlarına ve toprağın verdiklerine bir merhaba. Bu sebeple de birçok yerde şenlikler ile kutlanıyor. Biten döneme hoşça kal, başlayacak olan yeni döneme de merhaba deniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Selin Osmanoğlu
Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

Veraison
Kadehindeki şarabı keşfederken, sonraki yudumu hayal eden bir şarap yayını. Şarabın sadece beyaz örtülü masalarda içilmediğine inanıyor, her sofrada yer arıyor. Her hafta duyusal deneyim rotaları çizmek için e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




