Gübre tedarik zinciri: Savaş sadece petrolü değil, sofraları da vuruyor

Hürmüz Boğazı’nda devam eden savaş nedeniyle durma noktasına gelen deniz trafiği, küresel gübre sevkiyatının üçte birini vururken gıda fiyatları da artışını sürdürüyor. Dünya gıda üretiminin yüzde 50'si azotlu gübrelere bağlıyken, azotlu gübre üretimi doğalgaza dayanıyor. Savaş kısa süre sonra bitse bile tarım ve gıda fiyatlarındaki tırmanışın dalga dalga aylarca sürmesi bekleniyor.
Gübre tedarik zinciri: Savaş sadece petrolü değil, sofraları da vuruyor

Küresel ham petrol ve doğalgaz trafiğinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği hayati bir su yolu olarak nitelendirilen Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması küresel enerji piyasalarını altüst etmiş durumda. 

  • Normal şartlarda boğazdan çok yoğun şekilde ilerleyen trafik, çatışmanın ilk birkaç gününde İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ilanından ve bu güzergahtan geçmeye çalışan bazı gemilere saldırmasının ardından, sadece geçişine izin verilen sınırlı sayıda gemiyle sürüyor.

Savaş riski nedeniyle zaten yüksek olan küresel ham petrol fiyatları, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasından bu yana yüzde 10-15’ten fazla arttı. İthal edilen sıvılaştırılmış doğalgaza (LNG) büyük ölçüde bağımlı olan Avrupa ve Asya'daki doğalgaz fiyatları ise daha keskin şekilde yükseldi. 

Boğaz'dan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor. ABD de dahil olmak üzere bazı ülkelerin petrol stokları bulunuyor ve Körfez bölgesindeki bazı üreticiler, petrolü boğazdan uzaklaştırıp diğer limanlara yönlendirebiliyor. Ancak bu değişiklikler, oluşan açığı kapatabilmek için yeterli değil.

Son saldırılar; Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere yakındaki ülkelerdeki petrol ve doğalgaz altyapısını vurdu. Bu durum, petrol için bazı alternatif güzergahların uygulanabilirliği konusunda soruları gündeme getiriyor. Eğer altyapı hasar görürse üretim ve ihracattaki aksama, boğazın kapanmasından bile daha uzun sürebilir. 

Diğer yandan, Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol sektörü üzerinde zincirleme bir etkiye de sahip. Örneğin büyük bir petrol üreticisi olan Irak, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihraç edemediği için en büyük petrol sahalarından bazılarında üretimi durdurmak zorunda kalıyor çünkü bu petrolü depolayacak saklama alanı yok. Kimi uzmanlara göre, şu günlerde 1970'lerdeki petrol ambargosundan bu yana en büyük enerji kriziyle karşı karşıyayız gibi görünüyor.

Öte yandan uzmanlar, savaşın pompalar üzerindeki baskıyı artırmaya devam etmesinin, Nisan ayı sonuna kadar gıda fiyatlarındaki tırmanışı da artırabileceğini söylüyorlar. 

Bazı tesislerde gübre üretimi tamamen durduruldu

Mevcut durum, sadece petrol sektöründe kritik bir döneme işaret etmiyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve İran gibi Körfez ülkeleri, aynı zamanda küresel ölçekte büyük gübre üreticileri konumunda bulunuyor ve diğer ülkelerin kendi gübrelerini üretmek için kullandığı doğalgaz ve mineraller gibi hammaddeleri ihraç ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, bu ülkelerden gelen ve başka yerlerde gübre üretimine yardımcı olan diğer malzeme tedarikini de tehlikeye atıyor. 

  • Piyasalar, yıllık 290 milyar dolarlık bir pazar olan küresel gübre piyasalarının jeopolitik gelişmelere, özellikle de ana nakliye yollarını etkileyen gelişmelere karşı son derece hassas olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. 

Sorun, sadece Körfez ülkelerinden gelen gübrenin Sudan, Brezilya veya Sri Lanka gibi ihracat pazarlarına ulaşamaması değil, aynı zamanda diğer bölgelerdeki gübre üreticilerinin de temel hammaddelerden yoksun olması. İşte burada, tıpkı 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında olduğu gibi, tedarik zinciri krizinin ikinci dereceden etkileri ortaya çıkıyor ve gübre fiyatları yükseliyor.

Zarar, azotun ötesine geçerek bir diğer önemli tarımsal besin maddesi olan fosforu da etkiliyor. Körfez ülkeleri, fosfatlı gübrelerin yaklaşık yüzde 20’sini ve küresel kükürtün dörtte birini üretiyor. Kükürt, büyük ölçüde petrol ve doğalgaz yan ürünü. Gübre üreticilerinin, fosfat kayasını bitkilerin emebileceği bir sıvıya dönüştürmek için kükürte ve daha doğrusu sülfürik aside ihtiyacı var.

Mesela Pakistan, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler bunların tedarikine bağımlı. Doğalgaz ve petrol fiyatlarının da fırlaması nedeniyle Hindistan, Bangladeş ve Pakistan'daki bazı tesisler gübre üretimini durdurmak zorunda kaldı. Bir diğer önemli üretici Mısır ise İsrail'den yaptığı gaz ithalatının kesilmesi sebebiyle sürekli artan fiyatlı LNG pazarına yönelmek zorunda kaldı. 

  • En yaygın işlem gören gübre olan ürenin gösterge fiyatı son bir ayda yaklaşık yüzde 30 artış gösterdi.

Son olarak, dünyanın en büyük gübre üreticileri arasında yer alan Rusya, iç piyasada arz güvenliğini sağlamak ve yerli çiftçiyi korumak amacıyla amonyum nitrat gübre ihracatına yasak getirdi. Rusya Tarım Bakanlığı, gerek duyulması hâlinde azot bazlı diğer gübre türlerinde de benzer adımların atılabileceğini kaydetti. 

İşin ilginci gübre, petrol ve doğalgaza göre daha az "değerli" olduğu için, siyasi ve iş dünyası liderleri gübre akışının devam etmesini sağlamak için daha az kaynak harcıyor. İnsansız hava aracı saldırılarına göğüs gerecek ve Hürmüz Boğazı'ndan hızla geçecek kadar cesur bir gemi kaptanı, gübre yerine petrol taşımayı tercih ederdi; bu tercih, ABD’nin henüz sağlayamadığı olası bir donanma refakatçisi tarafından da paylaşılırdı. Haliyle G7 ülkeleri, petrol stoklarına denk stratejik gübre rezervleri bulundurmuyor. Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı yerine Kızıldeniz üzerinden ihracatı sağlamak için inşa ettiği boru hattı da elbette gübre için değil, petrol için…

Gübrenin yerine kolayca geçebilecek bir alternatifi yok ama gübrenin yaklaşık yarısı uluslararası ticarette hiç işlem görmüyor. Bol doğalgaz kaynaklarına sahip ABD, tükettiği gübrenin yaklaşık dörtte üçünü üretiyor, Çin ise kendi kendine yeterli. Ancak bunlar küresel olarak ticareti yapılan emtialar olduğu için, bir yerdeki sorun, küresel ekonominin tamamına yayılıyor. 

  • İran'daki savaştan önce bile Çin, kendi çiftçilerini korumak için gübre ihracatını kısıtlıyordu, ancak her iki ülkedeki hayvanları beslemek amacıyla soya fasülyesi yetiştirebilmek için Ortadoğu üresine büyük ölçüde bağımlı olan Brezilya'ya ihtiyacı var. 

ABD'de üre fiyatlarının yüzde 25'ten fazla artması üzerine ABD’li çiftçiler, ABD Başkanı Donald Trump’a bu üretim şokunun ulusal güvenliği tehdit ettiği konusunda bir mektup yazdı. Maliyetlerdeki bu artışın, çiftçilerin zaten düşen ürün fiyatları ve sürekli enflasyon nedeniyle "nesiller boyu süren tarım geliri düşüşü" ile mücadele ettiği bir dönemde geldiğine dikkat çekti. 

Çiftçiler genellikle nisan veya mayıs aylarında kullanmak üzere mart ayında gübre sipariş ediyor. ABD’nin önemli tarımsal üretim noktalarından biri olan Carolina’da çiftçilerin ekinlerini ekmeyi nasıl finanse edeceğinden endişe edilirken, ekonomistler önümüzdeki aylarda enflasyonun tavan yapmasını bekliyor. 

ABD’de gübre şirketleri hakkında soruşturma başlatıldı

Tabii her kriz kendi fırsatçılarını yaratıyor. Gübre fiyatları yükselirken, bazı politika yapıcılar, birleşmeler ve potansiyel piyasa manipülasyonu endişelerini dile getirerek sektörün daha yakından incelenmesi çağrısında bulundu. 

Geçen günlerde ABD Adalet Bakanlığı, ABD gübre sektörüne yönelik bir antitröst soruşturması başlattı. Bloomberg News'un haberine göre soruşturma, büyük gübre üreticilerinin fiyatları yükseltmek için koordine hareket edip etmediklerini inceliyor. 

  • Soruşturmaya dahil edildiği bildirilen şirketler arasında Nutrien, The Mosaic Company, CF Industries Holdings, Koch Industries ve Yara International yer alıyor; bu firmalar topluca ABD azot, fosfat ve potasyum gübre pazarlarının önemli bir kısmını temsil ediyor. 

Ayrıca ABD Tarım Bakanlığı gübre fiyatlandırması konusunda bir soruşturma başlatacağını ve Nutrien ile The Mosaic Company şirketlerini düopol olarak nitelendirdiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Başekonomisti Maximo Torero, yaptığı açıklamada, küresel gübre üretiminin 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesiyle sekteye uğradığını, o günlerde ülkelerin Ortadoğu'dan ithalatı artırmak gibi alternatifler bulduğunu, ancak bu sefer bunun mümkün olmayacağını söylüyor.

Torero, “Körfez ihracatının kaybı, hızlı bir şekilde ikame edilemeyen ani bir küresel kıtlık yaratıyor" diyerek, petrol için olduğu gibi stratejik uluslararası gübre stoklarının da bulunmadığına dikkat çekiyor. Torero, "Güney Asya'da en çok etkilenecek ülkeler Bangladeş, Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka olacak. Doğu Afrika'da Sudan, Kenya ve Somali, Ortadoğu'da ise Türkiye ve Ürdün" diyor. Etkinin aciliyeti, her bölgenin farklı ekim mevsimlerine bağlı olarak değişiyor.

Torero'ya göre, Hürmüz Boğazı'nın neredeyse tamamen kapanması ve bunun sonucunda petrol fiyatlarındaki artış, gıda üretimini başka şekillerde de etkileyecek:

"Tarım ürünleri yetiştirmek istediğinizde traktörlere ihtiyacınız var. Yağ gerektiren makinelere ihtiyacınız var. Tarım ürünleri pazara taşımak istediğinizde nakliyeye ihtiyacınız var. Gelecek dönemde, piyasalarda daha az gıda olacak ve bunun sonucunda dünyadaki gıda fiyatları artacak.”

Mesela Güney Asya ekonomileri ve insanları için hayati önem taşıyan pirinç çok çarpıcı bir örnek. Hane halkı bütçesinin yarısının gıdaya harcandığı göz önünde bulundurulduğunda gıda fiyatlarındaki yüzde 5-10 gibi bir artış 100 milyonlarca aile için yıkıcı olabilir. Bu senaryoda özellikle çocuklar yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya kalacak.

Diğer yandan Afrika başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasında birçok çiftçi, gübre kullanımını azaltacak. Fiyatları giderek artan gübre ürünlerini karşılayacak imkanları olmadığı gibi insanların daha yüksek gıda fiyatlarını ödeyemeyeceği gerçeği ile yüzleşecekler. Sonuç olarak, tarımsal üretimde verim düşecek, daha az gıda üretilecek. Küresel gıda ticareti çok iç içe geçmiş olduğundan, bu bir tür kelebek etkisi yaratacak. Dünyanın pek çok yerinde insanlar, İran'a bombalar yağdığı için daha az yiyecekle karşılaşabilir.

Brezilya ve Hindistan gibi önemli gıda üretici ülkelerdeki çiftçileri endişelendiren bir diğer konu da savaşın ihracat pazarını da olumsuz etkilemesi… Bu ülkelerin ürettiği gıdaların büyük kısmı İran da dahil olmak üzere Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Bu da gelecekte başla yeni sorunlar yaratacak.

Gıda fiyatlarında artış gelişmiş ülkeler için de endişe kaynağı. Kanada’daki Dalhousie Üniversitesi Tarım-Gıda Analitik Laboratuvarı’ndan Profesör Sylvain Charlebois, "Eğer petrolün varil fiyatı yaklaşık 100 dolar civarında kalırsa, İran'daki saldırılar nedeniyle dört kişilik ortalama bir ailenin tüm yıl boyunca gıdaya 400-600 dolar daha fazla harcama yapması muhtemel. Yılın ilerleyen dönemlerinde bir fiyat artışı daha gelebilir" diyor.

  • En çok etkilenecek ürünlerin et, süt ürünleri, sebze-meyve ile deniz ürünleri olması bekleniyor çünkü bu ürünler daha fazla enerji gerektiren soğutmalı kamyonlarla taşınmak zorunda.

Eğer Hürmüz Boğazı önümüzdeki günlerde uluslararası deniz trafiğine yeniden açılırsa bu aksaklığın kısa süreli olması ve gıda tedarikinin çok fazla etkilenmemesi ihtimali de belirtiliyor. Şu günlerde aslında çifte krizin içinden geçen dünya için gündem bir süre daha bu konular etrafında ilerleyecek gibi görünüyor. Gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin endişelerin yanı sıra benzin fiyatları ve hane halkı enerji faturaları artacak, yoksulların yiyeceğe erişmesi daha da zorlaşacak, gıda güvenliği ise çok daha zorlaşacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR