Hayatı ve Romancılığı

Orhan Pamuk nasıl yazıyor?
Hayatı ve Romancılığı

Varlıklı ve şehirli bir ailede dünyaya gelip, Nişantaşı'nda ailesine ait Pamuk Apartmanı'nda yaşadığı, çok okuyan hatta yazar olmak isteyen bir babası olduğunu Nobel konuşması Babamın Bavulu sayesinde aslında tüm dünya biliyor artık.

"1952'de İstanbul'da doğdunuz. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Yüksokulu'nu bitirdiniz. Ve roman yazdınız."

Doğan Hızlan, 1986 tarihli röportajında Orhan Pamuk'un hayatını bu üç cümle ile özetliyor. Gazetecilikten önce bir süre mimarlık okuyor Pamuk ancak okulu bırakıyor. Aslında en büyük hayali ressam olmakmış. Hatta 40 yaşından sonra bu hayaline geri döndüğünü de söylüyor. Gazetecilik bölümünü bitirdikten sonra yazar olmak istediğine karar veriyor ve 23 yaşından itibaren röportajlarında sürekli bahsettiği odasına ve yazı masasına kapanıyor. Böylece ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'nı 26 yaşında tamamlıyor. Bu romanının Orhan Kemal Roman Armağanı kazanması ile Orhan Pamuk herkesin hayatına girmiş oluyor.

"Gençliğimde ressam olmak istemiştim, herkes biliyor artık bunu. Sonra romancı oldum. Ama içimdeki ressam hâlâ yaşıyor. Hâlâ tutkuyla resim yapıyorum. Veba Geceleri’ne başlamamın ikinci yılında kelimelerle anlattığım dünyayı resmetmek de istedim."

Orhan Pamuk kendini mükemmeliyetçi biri olarak tanımlıyor ve romancılığında da böyle olduğunu söylüyor. Gençliğinde tüm işi odasına kapanıp, günlük rutinleriyle beraber sadece ve sadece yazı yazmak olan birinden bahsediyoruz. İş olarak, gelecek olarak, hayal olarak her yönüyle tüm hayatını bu amaca vakfediyor. 28'lerinde eşi dostu "Ee neler yapıyorsun?" diye sorduğunda "Hiçbir şey, evde roman yazıyorum." demenin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Hayatı kaçırıp kaçırmadığını da soranlar oluyor ara sıra. Bunu da çok düşünmüş. En sonunda oyuncaklarıyla oynayan bir çocuk mutsuz olur mu ya da hayatı kaçırdığını düşünür mü diye kendisine sorarak cevaplıyor: Hayır! 

"Ben planlı bir romancıyım, mühendis ailesinden geliyorum. Her şeyi planlarım, matematiksel olarak sayarım. Bu bölüm kaç sayfa olacak, ortalama bölüm kaç sayfa olacak, şu kahraman kaç bölümde çıkacak? Ya da bir romanın mimari yapısı... En sonda göreceğimiz manzaradan bir şeyler göstermek. Bir kitabın hikâyesini ana hatlarıyla oluşturmadan işe girişmek istemem...Benim için yeni bir romana başlamanın ilk adımı bu yeni romanı yazabilecek yeni bir insana dönüşmek. Bunun için de ilk iş, kütüphanemdeki kitapların yerlerini değiştirerek kendimi hazırlamak. Kitap bitmeye doğru, bütün kitaplarımda böyle olmuştur, kafam kendiliğinden yeni yazacağım romanı düşünmeye başlar..."

kaynak: t24.com.tr

Kitabının teması ne ise ya da hangi konulara değinecekse roman yazacağı yerdeki kütüphanesini baştan aşağı değiştirip bu konuya ilişkin elindeki kitaplarla kütüphanesini oluşturmadan işe koyulmuyor Orhan Pamuk. Ve ne yazacaksa dolma kalemi ile, el ile yazıyor. En başından beri ve hâlâ. "48 yıldır yazıyorum ve 48 yıldır elle  yazıyorum." Sonra o el yazılarını yayınevi dizgicileri bilgisayar ortamına geçiriyor ve son kontrol tekrar yapılıyor. Bir dönem ilk yayınevi İletişim Yayınları iken Orhan Pamuk; Hüsnü Abbas ile çalışır ve zor okunduğu söylenen el yazısını okuyabilen, bir anlamda her şeyi olan bu kişiyi Nobel ödül törenine dahi davet eder. "En okunmaz yazımı okur ve çok büyük süratle yazar. Bazen ben yazmasam bile onun romanı iyi yazdığını hayal ederim...” dediği bile olmuş Pamuk'un. 

Masumiyet Müzesi ilk taslak. (kaynak: twitter/gafebesi)

"Terbiye edilmiş bir makine gibi yazının başına geçerim. Bazı törencikler, bazı kurallar, ezberlenmiş alışkanlıklar beni disipline eder. Okurlarım hep 'Nasıl iyi yazılır?' diye sorarlar. Benim buna cevabım şudur: Yazarlık çok disiplinli bir iştir. Yüzlerce kuralınız olacak. Bunlar sizi çalışmaya itecek. Geleceksin. Kahveni yapacaksın. Ve küçük törencikler başlayacak. Neler onlar? Masa üzerinde kahven, küçük kağıtların, yapılması gereken işlerin olur. Telefonu kaparsın, kendi kendine volta atarsın. Masanda oturursun. Seni çalışmaya zorlayacak şeyleri yaptıkça mutlu olursun. Onların mutluluk olduğuna inanırsın. Bu bağlamda disiplin ya da kurallar dışardan bakıldığında saçma gibi görünür ama aslında o törenlerden çok, o törenlere boyun eğmek önemlidir. Yazarlıkta da benim dışarıdan saçma gözükebilecek törenlerim, alışkanlıklarım aslında beni bütün gün, sayfaya boyun eğmeye, yazıya hürmete sevk eder."

Orhan Pamuk edebiyatının postmodern bir edebiyat olması ile açıkçası çok ilgilenmiyorum. Güncel edebiyatta bazen sırf postmodern olmak için içerikten daha çok yazım tarzına, kurmaca şekline eğilen metinler gördüğümde bu durumdan soğuyorum. Ama Orhan Pamuk yazınında bu zaten yok. Evet arada okura kendini gösteriyor, anlatıcı yer değiştirebiliyor, bunun bir kurgu olduğunu hissettiriyor ama bunu yapabilmiş olduğu için yaptığını düşünmüyorum. Aksine bunu o kadar iyi yapabiliyor ki tekniğinin çok iyi olmasının yanında içeriği de doludizgin bir anlatıma sahip oluyor. Kendisi de tarzında Bertolt Brecht etkisi olduğunu söylüyor. 

kaynak: söylentidergi.com

Hemen her romanı için geri planda çok uzun süreler düşündüğünü söylüyor Pamuk. Mesela Veba Geceleri'ni 40 yıldır düşündüğünü, düşündükçe bu hayalî yerin haritasını çizmeye karar verdiğini, Masumiyet Müzesi'ni yazarken daha başından itibaren müze planının olduğunu söylüyor. Mesela Füsun'un elbiseleri hakkında hiç yazmamış - ta ki ona göre elbise bulana kadar. Eşyalar müzede olacağı için önce kendisi sahte olarak yaratıp bulmaya çalışmak yerine objeyi bulup öyle yazmak ve yıllarca bunun için uğraşmakla geçirmiş Masumiyet Müzesi yazım sürecini. Bu da 10 yıl sürmüş.

Bu yazıda sınırsızca Orhan Pamuk övmüşüm gibi oldu. Ancak belirtmeliyim ki tüm külliyatını henüz okumuş değilim. Örneğin Veba Geceleri'nin klasik Orhan Pamuk edebiyatının iyi bir örneği olmadığı söyleniyor. Yazmak istedim; bir eserini okuduktan sonra tekrar okumam sanırım dediğim yazarlardan olmadığı ve tüm eserlerini okuma konusunda bende heves uyandırdığı için. Neden Orhan Pamuk sorusunu kendime sorarken aslında yola çıkış noktalarımdan biri de buydu. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş