İklim Krizini Kim Çözecek?

Hepimizin konuşması, anlatması, dertlenmesi ve çözmeye çalışması gerekiyor.
İklim Krizini Kim Çözecek?

4 Şubat - BMW - Dünyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Geçtiğimiz Ağustos ayında IPCC’nin 6. Raporu’nun ilk bölümü yayımlandı. Raporda artık duymaya alıştığımız bilimsel gerçekleri daha kesin bir şekilde okuduk. İlk defa küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna dair en ufak bir şüphe olmadığı raporlandı. Rapora göre, Dünya şu anda en az 2000 yıldır olmadığı kadar yüksek bir hızda ısınıyor. Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu ise yüksek olasılıkla 2 milyon yıldır olmadığı kadar yüksek seviyelerde. 

Raporun iklim değişikliğinin etkileri, değişime uyum sağlama ve salımları azaltma ile ilgili diğer bölümleri bu yılın Şubat ve Mart aylarında yayımlanacak; üç raporu birleştirip özetleyen 6. Sentez Raporu ise Eylül ayında çıkacak. Yeni IPCC raporlarının bize söyleyecekleri büyük olasılıkla çok fazla sürpriz olmayacak. Küresel ısınmanın sebebi belli: İnsanlar olarak atmosfere saldığımız karbondioksit ve diğer sera gazları. Yapmamız gereken de belli: Bu sera gazlarını azaltmak. İklim değişikliğinin getirdiği sorunlara uyum sağlamak için önlem almak.

Her gün iklim değişikliği ile ilgili yüzlerce haber, çalışma veya rapor yayımlanıyor. Geçtiğimiz yıllarda iklim değişikliği ile haberler medya sitelerinde “çevre” başlığı altında yer alırdı. Sonradan bazı sitelerde “iklim değişikliği” sekmeleri açıldı. Son dönemde The Guardian ve Yeşil Gazete gibi sitelerde bu sekmelerin adı “iklim krizi” olarak yer almaya başladı. Dünya üzerindeki yaşama şeklimiz iklimi ve biyolojik çeşitliliği gerçekten de bir kriz olarak ele alınması gereken hızda ve seviyede bozuyor.

Peki sorunu kim çözecek? 

Dünya üzerinde yaşayan 7,9 milyar insandan biri olarak araba yerine bisiklete binmem, haftanın 2 günü etsiz beslenmeyi tercih etmem ne kadar etki yaratacak? 

Bunu aynı anda 7,9 milyar kişi yaparsa belki etki yapabilir. Öte yandan, gündelik hayatta kullandığımız ürünlerin üretiminde, tedarik zincirlerinde; binalarda, ulaşımda ihtiyaç duyulan enerjinin kaynağı olarak fosil yakıtları tercih ettiğimiz sürece atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının küresel ısınmayı durduracak seviyede olması bir masaldan öteye geçemiyor. Enerji kaynaklarının değişmesi için hükümetlerin dönüşüme liderlik etmesi, insanların da hükümetlerden bu değişimi talep etmesi gerekli.

İnsanlığa uzun vadeli etkileri düşünüldüğünde her şeyden öncelikli derdimizin iklim krizi olması gerekirdi; ancak sorunun bir de başka bir boyutu var. Sofrasında yeterli gıda bulunmayan, elektriğe ve temiz suya erişimi olmayan kişilerin yaşadığı ülkelerden kendi kaynaklarıyla azaltıma ve uyuma katkı sağlamalarını beklemek çok mantıklı olmuyor. Zengin ülkelerin fakir ülkelere yardım etmesi gerekiyor. Esasında tüm bunlar yıllardır yapılmaya çalışılıyor. Hükümetler azaltım, uyum ve diğer ülkelere yardım için birtakım sözler veriyor. Yıldan yıla biraz iyileşme olsa da ne verilen sözler ne de yapılanlar ısınmayı gezegenin güvenli sınırları içinde tutmak için yeterli durumda. Tüm bu sözleri üst üste koyup hesap yapıldığında Dünya’nın yüzyıl sonunda 2,7 derece ısınmış olacağı ortaya çıkıyor. Yani göz göre göre yokuş aşağı yuvarlanıyoruz.

Bir TED konuşması iklim krizi ile mücadele için yapılabilecek en önemli şeyin onun hakkında konuşmak olduğu mesajını vermişti. İlk duyulduğunda basit gibi algılanabilse de üzerine düşününce mantıklı bir öneri. İklim krizi sadece bilim insanları veya bu krizden doğrudan etkilenen çiftçiler tarafından  dile getirilmemeli. Hepimizin hayatını ilgilendiren bu sorunu hepimizin konuşması, anlatması, dertlenmesi ve çözmeye çalışması gerekiyor. Buradaki “hepimiz” sadece yaşadığımız şehri veya ülkeyi, ömrümüz boyunca temas edeceğimiz kuşakları kapsayan bir “biz” olmamalı. Dünya’nın başka bir yerinde 100 yıl sonra doğacak bir çocuğun haklarına saygı duyarak yaşayabilirsek bu sorunu gerçek anlamda çözebiliriz. Gezegenin bugünkü sakinleri olarak Dünya’yı bulduğumuz gibi hatta iyileştirerek bir sonraki kuşaklara bırakmak için çabalamalıyız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

51: Dünyahali 1.Yıl Özel Sayısı🌎

Tam bir yıldır, her hafta iklim krizinden konuşuyoruz!

11 Şub 2022

BMW ile birlikte
Sonu John

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR